"Selemaaaaannn"

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.58

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

"Selemaaaaannn"

Bu akşam gene Muhteşem Yüzyıl gecesi… Meraklıları için yazayım ki dizideki olayların çoğunun, tarihi gerçekle hiçbir ilgisi, yok! Senaristler, sadece daha fazla para kazanmak için, "sıkıyorlar"! Çoğu, yalan… Bir defa hiçbir kadın, ister anası olsun, ister "karısı", isterse de gözdesi; çıkıp öyle padişaha "Selemaaaan" diyemezdi! Çünkü "Seleman", yalnız padişah değil; ayni zamanda da Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olarak kabul edilirdi! Halifeliğinden değil! Zaten o da meşkuk bir iddiadır! Halifelik meselesi Küçük Kaynarca Anlaşması'na (1774) kadar hiç ağza alınmadığı gibi, ilk defa bu iddiayı ciddiye alan da Sultan 2. Abdülhamit'tir! Sebeplerini, anlatırız…

Peki, padişahın bu "gölge" olması meselesi neye dayanılarak ileri sürülmüştür?

İmana…

Allah isteseydi, seni padişah; onu reaya yaratırdı! Onu padişah yarattığına göre, ona itaatsizlik, şirktir! Tövbe estağfurullah, Allah'a başkaldırıdır! Daha bir dizi bu türden inanç, Osmanlı'da Nizam-ı Alem diye bir anlayış geliştirmiştir ki altı yüz yıl sürmesinin sebebi de budur! Bugün bile "devlet" anlayışımızın bir kısmını oluşturur! Meselâ, bazen bizim hızlı milliyetçiler coşarlar ve Osmanlı neden herkesi Müslüman etmedi diye kükrerler! Osmanlı ağzında Müslüman olmayanın adı, "Zımnî"dir… Kelime nerden gelir? "Zimmet"ten… Nizam-ı Âlem'e göre, onlar Allah tarafından padişaha "zimmetlenmiştirler"! Aldığı gibi, teslim edecek! Nitekim biraz uçuk bir adam olan Yavuz Sultan Selim, "ya Müslüman olsunlar, ya defolup gitsinler" diye bir ferman çıkardığında, onu kim "ayar"a soktu biliyor musunuz? Şeyhülislâm Zembilli Ali Efendi! "Yaptığın, dinen caiz değildir; Allah'ın emrine karşı gelmedir, İslâm'a uymaz! Onlar senin malın değil, Allah'ın sana zimmetlediği kullarıdırlar" diyerek! Divan toplantısında canını sıkan veziri bizzat bıçaklayıp infaz eden padişah, Zembilli Ali Efendi'ye gık diyemedi, fermanını geri çekti…

Kime gidip de "Selemaaaaan" diyorsun? Kime gidip, göz süzerek restler mestler çekiyorsun? Herifin kölesisin… "Bostacıbaşıııı" diye bağırdı mı hayatın o anda biter… Bir torbaya koyup, Sarayburnu'ndan denize atarlar… Artık, Kırımdan mı çıkarsın, Cebeli Tarık'tan mı? O, bahtına kalmış! "Seleman"ın, böyle de bir vukuatı vardır, yer olsa onu da yazarım… Sadece heyecanlanmadığını fark etsin, görürsün başına geleceği! Umarım anlaşılmıştır ne dediğim! Öyle yatıp kalkmakla, padişaha "Selemaaaan" diyecek duruma, gelinemezdi! Çünkü bunlar, adamın malları! Kaftanı gibi, şamdanı gibi bir şey… Daha ortada Feminizm de yok, Allaha şükür! Olsa zaten hepsini "Sülümaaaan" doğratır, işi çözüverirdi…

Filmdeki "Sülümaaaan"cılardan "Firuze" dedikleri "gözde", şah Tahmasp'ın "amcasının kızı" çıktı… Bir de uydurma isim söylediler… Tahmasp'ın babası, çocuk yaşında tahta çıkan Şah İsmail'dir… Onun babası Şeyh Haydar, 2. Murat zamanında Anadolu'da dolaşan Şeyh Cüneyt'tin oğludur! Erdebil'e yerleşmişler! İsmail'in annesi ise Akkoyunlu Beyi uzun Hasan'ın kızıdır… Bayındır Boyu'nun beyleridirler… İsmail'in babası, kayınbiraderi ile Beylik kavgasına girince, hem kendisi hem de iki büyük oğlu ki çocuk yaşlarındadırlar, öldürülürler! İsmail de en küçük oğlan olduğu halde, 6 yaşında şah olur! Tahmasp, İsmail'in oğludur… Öyle kızı olacak yaşa kadar yaşamış bir amcası yoktur! Uydur tamam ama yok da Şah Tahmasp'ın amcasının kızı! Adamın amcası yok!

Etmeyin bir gecelik keyfimizin içine yahu…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.