Arif Hoca'nın dediğinden...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.56

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Arif Hoca'nın dediğinden...

Arif Hoca'yı kaybettik… Bu topluma yaptığı büyük hizmetlerin yanında, son döneminde bize bir de "atasözü" bırakıp, kendine yakışır bir biçimde toplumsal belleğimizde ölümsüzleşip, öyle gitti…

Tremeşeli'nin ardından; TMT'nin bir sır küpü daha sonsuzluğa göçtü… Son konuşmamız da bu doğrultuda gerçekleşmişti! Hazırladığım bir TV programı ile ilgili, kendisi ile TMT konusunda bir program yapmak istediğimde, bana bir isim vermiş, "o benden daha fazlasını bilir, konuşursa, onunla konuş!" demişti… Söylediği isim, zaten konuşmuştu! Bunu öğrenince de "onun çıkacağı geceleri, bana önceden haber var, kaçırmayayım" dediydi… Heyhat! Kader izin vermedi…

Bilen bilir, çocuğunu azarlayan ama yabancıları onun hakkında bir kelime ettirmeyen baba gibiydi, Arif Hoca TMT konusunda… Eleştirir ama başkasını konuşturtmazdı! Öte yandan, hakkında, " O bizim kardeşimizdir! Kırgındır, üzgündür, olanları beğenmiyor ama kardeşimizdir!" denildiğinin tanığıyım… Zaten her yazdığı kitapta, Bayraktar Kemal Coygun'a olan hayranlığı belli değil mi?

Arif Hoca'nın kişiliğinin TMT'ci yanı, hayatının ayrılmaz bir kısmıdır ama yaşamının ikinci yarısı, Kıbrıstürk halkının gerçekten özgür ve bağımsız olabilmesi için verilmiş, anıt değerindeki bir mücadeleden ibarettir! Bir dönem, KTÖS'de yaptığımız bir tartışmada, İsviçre'den, hatta Fransa'dan örnekler vererek, dibine kadar "Kıbrıslı" olduğumuzu iddia ettiğini hatırlarım! Etnik köken konusunun modern kimliğe karıştırılmasına karşıydı! Öyle bir adamdı ki onunla tam zıt fikirleri tartışırken bile onu severdiniz! Çelebiliğinden falan değil! Sonuna kadar militan tavırlı, düşüncesini çok keskin ifadeler ile savunan, icabında agresifleşen de bir tartışma üslubu vardı ama bilirdiniz ki her söylediğine iman derecesinde inanır, dediğini sizi ikna etmek için söyler, Nazım Hikmet'in " Hoca Nasrettin gibi gülen, Bayburtlu Zihni gibi ağlayan" dediği, halkın o şaşmaz sağ duyusu ile konuşurdu! Ve bilirdiniz ki günü geldiğinde, fikirleri için canını ortaya koymakta, bir saniye duraksamaz! 1964 Mart'ında Dar Boğaz'ı üç kişi ile bir gece tutmasını kendi anlatmıştı bir kitabında! "Bıraksalardı, 1964 Mart'ında ben Girne'yi alır, bu meseleyi daha o zamandan hallederdim!" cümlesi de ona aittir… Girne Dağları'ndaki mücahit komutanı oydu ya?

Sanırım hayatının son günlerine kadar bilgi açlığı ile yaşadı… Hem öğrenir, hem de üşenmez öğrendiğini öğretirdi… Kaç defa bana telefon açıp, "Biliyor musun? Filânca mesele meğer şöyleymiş" diye bilgisini paylaştığını hatırlarım! Öğrendiği bir şeyi, ilgileneceğini bildiği biri ile paylaşmaya bu kadar hevesli bir insan, görmedim ben!

Fikirlerinin tümüne katılmazdım… Ama bu memlekette yaşayan, "adam" lâfını hakkıyla taşıyan çok az sayıdaki insandan, biriydi…

Burada tarihe bir not düşmek açısından eklemeliyim ki Arif Hoca, Kıbrıs Türk Devleti'nin bağımsızlık ilanını en kuvvetle savunanlardan da biriydi! KKTC Kurucu Meclis'inin tutanakları gizli değil, meraklısı gidip okuyabilir… Biz karşıydık! Bu da gizli değil! Gırtlak gırtlağa geldik o zaman… Sanırım, o haklı çıktı…

Son döneminde o artık bir bilgeydi…

Bu halk onu gönlünde sonsuzluğa taşıyacaktır… Bilinçle yaptıkları da unutulmayacaktır ama sinirlenip söylediği o söz, onu toplumsal bilincimizden hiç çıkarmayacaktır!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.