"Hepimiz Kıbrıslı'mıyız"?

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

"Hepimiz Kıbrıslı'mıyız"?

Bu yazı da dünkü gibi önceden yayınlandı… Gene güncel, tekrar yayınlayalım madem…

Göçmen işçi meselesine, en çok kafa yoranlardan biri olduğumu, herhalde okur teslim eder… Bu insanların hakları konusunda, en hassas olanlardan biri olduğumu da… Olaya, duygusal değil, objektif verilerle yaklaşmaya çalıştığım da her halde bir sır değildir!

Sıradan insanlarla hiçbir sorunum yok! İnsani değerlerle ve insan hakları ile uyumlu bir düzen içinde yaşamalarını en çok talep edenlerden de biriyim. Ancak:

Hiç kusura bakılmaya ve katiyen duygusal reaksiyon olduğu sanılmaya, bir itirazım var!

Adam, örneğin Kemal Şemiler kimdir bilmez, Ümit Süleyman'ın adını duymadı, Dr. Kaya'nın kim olduğundan haberi yok, Gliridi'ye Klerides, Babadobullo'ya, Papadopulos der, Lefkoşa'nın, Mağusa'nın adını yanlış söyler, ne Aynalı'yı duydu, ne Çoronik'i ; "Artık ben de Kıbrıslıyım" der… Olmak istemen, güzel… Ol da! Ama:

Amin Malouf, bu konuda belki olaya içinden baktığı için en anlamlı çözümleme olan Ölümcül Kimlikler isimli eserinde, göçmenin, eski vatanını terk ederken, içten içe anılarına, ailesine, kimliğine karşı bir suçluluk duygusu ile ayrıldığını; yeni vatanında da bütün bunları içine gömmek için, ilk girişiminin "özümsenmeye" çalışmak olduğunu yazar. Böylece içindeki "eksiklik sendromunu" halledip, iç huzura kavuşacaktır. Malouf'a göre, bu mümkün değildir! Farklı bir kültürden gelip, yerli kültürü tanımama, saç ten rengi, farklı inançlar, farklı gelenekler, gidilen yerin dili bilinse bile farklı aksan, "yeni vatan"da da o insanın özümsenmesine izin vermez, çünkü istediği kadar "ben artık buralıyım" desin, o henüz "oralı" değildir! Öyle de hissetmemektedir içten içe! Derin hesaplaşması aslında eski vatanında kalmıştır… Hep, oradadır, rüyalarında bile… Onun için, oraya "ben sizden daha iyi yaşıyorum" mesajı vermekle meşguldür! Karşısındakiler de bunun farkındadırlar…

Kimlik, ortak hafızadır… Adamın tarihinin bir noktasında ortaya fırlayıp, "ben seninle aynıyım" deyince, olamıyorsun, çünkü ortak hafızaya sahip değilsin! Ne sen onu, ne de o seni anlayabilirsiniz! Çünkü bir kimlik, "ötekiye" karşı oluşur. "Ötekiye" karşı ruhsal bir mevzilenmedir, kimlik!

Vamık Volkan der ki:

" Nesiller arası geçiş, yetişkin bir insanın bilinç dışı olarak, traumatize olmuş benliğini gelişmekte olan bir çocuğun kişiliği üzerine dışsallaştırmasıyla oluşur. Çocuk bir önceki neslin istenmeyen sorunlu parçaları için bir rezervuar (depo) haline gelir. Yetişkinler çocuk üzerinde etkiye sahip olduklarından, çocuk onların istekleri ve beklentilerini içine alır (yutar) ve onlara göre davranmak için zorlanır…"( Kanbağı/Etnik Gururdan, Etnik Teröre s. 51) Kimlik böyle oluşur.

Ötekiye karşı duruşun temel direklerini oluşturan tarihi birlikte yaşamadıysan, özümsenmen mümkün değil! Burada doğmuş ama başka yerde büyümüş bile olabilirsin ama ortak kimliğin sahibi olamazsın! Çünkü ortak hafızanın mensubu değilsin… "Öteki"yi bile paylaşmıyorsun henüz… Paylaşsan bile, aslında senin "öteki"yi algılamanla, gittiğin yerin insanının algısı aynı değil!

İnsan hakları temelinden bir söylem tutturup, o ortak hafıza oluşana kadar, sabretmek anlaşılabilir… Böyle de olmalı! Bu uydurulamaz, kendiliğinden olur…

Hafızamı "delete" edemem, karşımdakinin de edebilmesini bekleyemem… Herkes ille Kıbrıslı olmak zorunda değildir… İnsan olmak neyimize yetmez?

Israr edilirse, işte Arif Hoca devreye giriyor…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.