Yetmez ama evet...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yetmez ama evet...

"Dünya batsa da adalet yerini bulmalıdır" sözü, İmmanuel Kant'a aittir!

Adalet nedir? Bu, tarihin başından beri hem bütün dinlerin ve hem de bütün düşünürlerin temel sorusudur…

On Emir'in son üç tanesi şöyledir: "8.Çalmayacaksın. 9. Yalan şahitliği yapmayacaksın. 10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin."

Kutsal kitap, " Allah size mutlaka emanetleri ehline vermenizi emreder!" der. (Nisa Suresi 58.ayet) Yani adalet ehil insanların yönetimidir!

Platon'un da adaleti benzer biçimde tanımladığı, bilinir! "Bilgelerin yönetimi"! Ve sorar: "Bir kişiye hak ettiğini vermemiz söz konusu olunca ölçü olarak neyi göz önüne almalıyız ?" (Devlet)

Bu sorunun yanıtını, Aristo'da bulursunuz: … "Adil olan şey, orantılı bir şeydir…" Ve ekler: "" Yargıç haksızlık tarafından yaratılan eşitsizliğin içinde eşitliği sağlamaya çalışır. Biri dayak yer öbürü dayak atarsa, biri öldürür, diğeri ölürse, maruz kalınan şeyle yapılan şey arasında eşit olmayan bir dağılım vardır. Yargıç, suçlunun avantajlarını elinden alarak ceza yoluyla eşitliği yeniden sağlamaya çalışır." Avantajını elinden alır, kafasını ezmez…

Hobbes, Hume, Locke, Mill ve Rousseu'nun adaletin ne olduğu ile ilgili fikirlerini ayrı ayrı yazmama, burası yetmez ama aşağı yukarı ortaktır ve " Adil olan, iyi olandır" diye özetlenebilir! Bunlar, modern zamanları kuran Aydınlanma Düşünürleri… Liberalizm'in de kurucuları…

Bu yazıyı, akademik bir makaleye çevirmemek için, daha çok düşünür adı saymayacağım… Yoksa öteki kutsal kitaplardan, Karl Popper'e, ondan da Eleştirel Düşünce temsilcilerine kadar, bin tane daha sayabilirim… Karl Marx'a göre de "Adalet, çoğunluğun çıkarlarıdır!"

Krallıklar hüküm sürerken, adalet kralın ve dinin iki dudağı arasındaydı! Meşrutiyetlerde, adaletin yasalarla korunduğu varsayıldı! Ama hep bilindi ki "yasal" olmakla hukuksal olmak veya "hukuksal olmakla adil olmak" farklı şeylerdir! Sadece yasa yapmak, adil olmayı garanti etmez! Yasalara yazıldı diye, herhangi bir şey hukuksal da olmaz! Temelinde ne vardır bunların? Yukarıda adını andığım ve anamadığım binlerce düşünürün ve geleneklerin tanımladığı ana felsefe: " Bilgelerin yönetiminde olacak, suç ile ceza arasında oransal olacak, iyiliğe yönelik olacak, suçlu kabul edilenle, mağdur arasında eşitliği kurmaya yönelik olacak ve çoğunluğun çıkarına olacak" ki, adil olabilsin! Zaten en sonunda yargıcın vicdanına sığınmanın nedeni, budur…

Birkaç ay önce, bir yakınım, bir bankaya olan 6 bin TL borcunu ödeyemediğinden, mahkemelik oldu, mazbata çıktı! Sağa koştu, sola koştu, banka ile yeni bir ödeme plânında anlaştı! Yalnız bankanın avukatı, kendi ücretini almadan, davayı geri çekmeyi, reddediyordu! 6 bin TL borç için açılan davada, istediği ücret, 7 bin TL idi… Yakınıma da "Ben paramı alırım… Ya öde, ya da git yat ağam!" dedi… Tabancayı kafaya dayayıp öldürme tehdidi ile bunun ne farkı var? Bir Hadis mevcuttur: "Ameller niyetlere göredir." Amel olarak? Niyet olarak? Farksız… Dosya da mevcuttur, makbuz da… Gerekirse, yayınlarım!

Yukarıdaki adalet tanımlarının neresine uyuyor bu?

Yakınmak için bir başka avukatı aradım… "Altı bin lira borcun, yedi bin lira masrafı olur mu? Bu adalet mi?"

Yanıt: " Vicdanen değildir ama yasalar bize bu hakkı veriyor!" Yasal ama hukuksal olmadığını söylüyor ancak, dava açılırsa bunu almayı da reddediyor! Yasa değişmesin diye de cübbeye bürünüp, sokaklara düşüyor!

Montesque, " Bir rejimde, halk adalete inanmaz hale geldiyse, o rejim mahkûm olmuştur." der. Avukatın kendi "adildir" diyemiyor!

Onun için, "Yetmez ama evet"!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.