Globalizim`in dışında kalarak KKTC diye ayrı bir devlet...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.51

7.66

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Globalizim`in dışında kalarak KKTC diye ayrı bir devlet...


Taiwan lâfını ilk defa sevgili dostum Serdar Denktaş'tan duymuştum birkaç ay önce! Serdar'a göre, herhangi bir anlaşma yapmamıza gerek yoktu! Taiwan gibi, ayrı ve bağımsız bir devlet olarak yaşar ve Taiwan'la da ittifak yaparak, gül gibi geçinir giderdik! Bizi yönetenlerden biri olarak Serdar Denktaş dostum, "statüko devam edemez" demesine diyordu ama; kafasındaki yeni statükonun, bizimki ile hiç de uyum içinde olmadığı görülüyordu. Asil Nadir'in "ekonomik başgumandan" ilan edilip batırılması gibi; ekonominin bütün sektörlerini batıran Özal Planı gibi yeni bir denemeye niyetlenildiğini düşünerek, o zaman karşı çıktım! Son günlerde bu Taiwan lâfını genel basında da duyunca, neden karşı çıktığımı artık kamuoyu ile paylaşmak, şart oldu.

Böyle birşey olur mu?

Olmaz! Önce politik olarak olmaz!!!!!!!

Avrupa'nın ağzının içinde, kimsenin tanımadığı 100 küsur bin kişilik bir "devlet"; kendine karşı olan ABD'nin de etki sahasında, çevresindeki kimseyle de müttefik olmadan, yaşayamaz!

Zamanında, ABD/İngiltere, bazı memleketlerin bölünmesini kendi politikalarına uygun bulduğu için Güney/Kuzey Kıbrıs, Vietnam, Kore; Çin/Taiwan;

Hindistan/Pakistan ve Orta-Doğu bölünmeleri ile Doğu/Batı Almanya ayrılıkları, global çıkarlar o ayrılıkları istiyordu diye, suni olarak yaşamaktaydılar. Belki o zamanda olsaydık, bu "yarımlar" hep beraber işbirliğine gidebilirlerdi. Ki o zamanda bile, ABD uydusu olanlarla, Rus uydusu olanlar farklı farklıydı ve biz deyim yerinde ise "batı kulübünün bir aile meselesi" olarak, ortada kalırdık... İki taraf da bize yaklaşmazdı! Kaldı ki, Vietnam'dan başlayarak, bu ayrılıklar tasfiye edildi. Bunlar arasında yaşama potansiyeli olan Hindistan/Pakistan ayrılığı kalıcılaştı; suni olarak yaşatılanları da bizzat sistemin sahibi, kendi halletmeye yöneldi. Şimdi, Orta Doğu'yu hallediyor; arkasından sıranın Kore'ye geleceğini de gizlemeden söylüyor! Zira artık bu bölünmüşlükler, kendi çıkarları ile çelişiyorlar.

Böyle bir politika, uzak doğu ile işbirliği diyerek Taiwan gibi "sureten" bir devletle entegrasyona gitme, onu örnek alma, hem aradaki mesafe dolayısıyla mümkün değildir ve hem de bir BM Güvenlik Konseyi daimi üyesini daha karşımıza geçirmekten başka işe yaramaz! Çin'i!!! Belki bu lâfı telâffuz edenler unuttular ama,Taiwan, Çin'dir! Çan Kay Şek; Mao'dan kaçıp gitti orayı işgal etti ve Milliyetçi Çin diye, ABD yardımı ile 30 sene suni olarak yaşattı! Çin de orayı hep "işgal edilmiş toprağı" saydı...Hong- Kong'tan sonra orayı da eski statüsüne kavuşturmak niyetinde olduğunu, bilmeyen yok! Nitekim, Nixon ile ilişkileri düzeltip de BM'ye girmeden önşart olarak, o zamanlar "Formoza" diye bilinen, "Milliyetçi Çin" diye BM'de de temsil edilen bu adayı, BM'den attırdı ve tanınmamasını sağladı... ABD de bunları terketti...


Ve sonra da ekonomik olarak olmaz! Neden olmaz?

Bunun olabilmesi için uygulanacak politikanın, TC'nin de AB üyeliğini ortadan kaldırmaya yönelik olması gerekir... Böyle düşünenlerin de varlığı biliniyor ama TC'de halkın %70'inin AB taraftarı olduğu da ortada. Son tahlilde bu politika TC'nin Avrupa Konsey'inden de atılmasına, BM Güvenlik Konseyi'ni tümü ile karşısına almasına; AB, ABD ve Rusya ile de köprüleri atmasına yol açar. Oysa TC Turizm Bakanlığı resmi kaynaklarına göre, 2002 yılı içinde Türkiye'ye gelen yabancıların ülkelerine göre yüzde olarak dağılımı şöyledir:

Afrika ülkeleri: % 1.39; Asya ülkeleri: % 8. 87; Toplam Amerika ülkeleri: % 0.19; Okyanusya: %0.00; AB ülkeleri: % 58.12; Toplam Avrupa ve OECD ülkeleri: %62.05.[1] Türkiye'nin turizm gelirlerinin kaynağı işte bu! Ve GSMH içinde bu sektörün payının ne olduğu da ortada! Peki Türkiye'nin ülkeler arası ticaretinde, acaba durum nedir? Yine ayni resmi kaynaklara, TC Ticaret Bakanlığı'nın resmi web sitesindeki rakamlara göre, 2002 itibarıyla ülke dış ticaretinde, ithalat'ın %64.7'si AB ülkelerinden yapılmakta olup; ihracatın da % 65.6'sı bu ülkelere yapılıyormuş![2]. Turkiye'nin bu ülkelere olan dışborcu, 120 milyar $ seviyelerindedir. Ordunun bütün silah sistemleri, araç ve gereç ihtiyacı batı teknolojisi tarafından sağlanmaktadır.

Ekonomi yönetimi çevreleriyle içli dışlı olduğu bilinen Güngör Uras, 12.7.03 günkü Milliyet'teki köşesinde şunları yazıyordu:

"Antalya rakamları Türkiye genelinin yüzde 60'ını temsil ediyor. Antalya'ya geçen yılın ilk yarısında 1.8 milyon yabancı turist gelmişti. Bu yıl gelenlerin sayısı 1.5 milyon kişi dolayında. Yılın ilk 5 ayında havaalanlarına inen yabancı sayılarındaki azalma da endişe verici. Dalaman Havaalanı'na inen yabancı sayısı yüzde 18 oranında, Bodrum - Milas Havaalanı'na inen yabancı sayısı yüzde 26 oranında azaldı. Turist sayısı azalırken yabancı turistlerin kişi başı harcamaları da azalıyor. Geçen yılın ilk dört ayında kişi başı harcama, ortalama 585.7 dolar iken, bu yıl yüzde 5.4 oranında azaldı, 563.5 dolara düştü. Bunun sonucu Türkiye'nin turizmden geliri geçen yılın ilk dört ayında 1.3 milyar dolar iken, bu yıl yüzde 16.1 azaldı ve 1.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

2003 yılında 8.5 milyar dolar turizm geliri bekliyorduk. Hükümet bu rakamı daha sonra 7.9 milyar dolara indirmişti. Bu gidiş ile 7 milyar doları tutturmak ihtimali bile zayıf. Halbuki bu yıla büyük ümitlerle girmiştik. Turizm gelirinin 10 milyar doları aşacağı ve döviz açığımızın bu yoldan kapanacağı söyleniyordu. " Azalmanın nedeni, Alman turist sayısındaki düşme imiş! Efendim? Kime rest çekecektik? Anlamadım!

Sorulması gereken soru, şu: AB/ABD ekseni dışında kalan, Güney Amerika, Güney Doğu Asya ve Japonya ile bizim aramızdaki iletişim hangi boyuttadır? Bu, maliyetleri nasil etkiliyor? Örneğin, Arjantin ya da Malezya'dan turist "celbetmek" mümkün müdür ve oralarda Kişi Başına GSMH ne kadardır? Buralara gelip harcayacak paraları var mı? Yani örneğin Afgan vatandaşları öyle her sene Türkiye'ye gelip de kelle başına 6oo dolar para bırakabilirler mi ki Türkiye açığını kapayabilsin ve dönüp bizim maaşları da gönderecek para artırsın! Ve biz de kişi başına 550 dolar harcama yapatığını öğrendiğimiz 100bin Avrupalı turist getirmek üzere 1milyon dolarlık reklam kampanyası yapacak kadar cevizcinin çuvalından oynayabilelim? Ha?

Afgan olmazsa, Nijerya, Gine Bissau, Tacikistan, Yeni Gine vatandaşları da olabilir... Ya da Venezuella, Peru, Filipinler falan...

"Dünya batıdan mı ibaret?" Öyle ya!

Aklıma "hade yahu!"dan başka bir yanıt gelmiyor doğrusu!

"Peki n'apalım?" dendiğini, duyar gibiyim! "Denemeden teslim mi olalım?"

Bunlar denemeye başladığında ben 22 yaşımdaydım; şimdi 50'ye geldim... Denemeye başladıklarında, 200 bin Rum bu topraklardan gitmiş; evleri, bahçeleri, otelleri, fabrikaları, arabaları, bankaları herşeyleri bu kadronun yönetimine kalmıştı. Güney'den 60 bin, kuzeyden de bir o kadar insan geldi. Otuz yılda, bütün fabrikalar battı; bütün oteller döküldü, bahçelerin %30'u kurutuldu, bütün bankalar iflas etti ve günün sonunda, bunlar deneye deneye bizi gene otuz yıl önce durduğumuz yere, iş bulmak için gidip Rum inşaatlarında beton yoğurma noktasına geri getirdiler. Hâlâ konuşuyorlar! Aziz Nesin'in o ünlü hikâyesindeki ağa ile yanaşmaya döndük! Daha neyi deneyecekler? Deney yapa yapa bu halkı yoketmeye hakları yok! Özal Paketini de "denedinler"; Asil Nadir egemenliğini de "denediler"! O zaman da "bu olmaz" deyenleri, ihanet içinde olmakla suçladılar! Bir kuşak, ömrünü olmayacak "denemelerle" geçirdi... Biz sizin deneme tahtanız mıyız, arkadaş? Fantazilerinizi, kendinize saklayınız!


OLMAZ!!!!! Olabilecek olan tek şey, "Çözüm ve AB'dir.."

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.