Gelin canlar bir olalım...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gelin canlar bir olalım...

Dün yine Aşure Günü idi… Kerbelâ'da Hz. Muhammet'in torunu, Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in öldürülüşünün yıl dönümünde, 12 günlük Muharrem Orucu'ndan sonra, bu gün Alevi canlar hep birlikte aşure yiyerek, matem tutarlar. Bu yıl, aramızda Araştırmacı yazar Ahmet Koçak ve kendisi de bir dede olan Aşık Dertli Divanî vardı... Cumartesi akşamı AKM'de içerik bakımından bayıldığım bir panel yaptık. Ben de panelistlerden biriydim. Bu vesile ile, geçtiğimiz yıllarda yine bir Aşure Günü ertesinde, katıldığım bir Cem'i anlattığım yazıyı, bir daha yayınlıyorum… Buyrun:

İlk başta, cem ayininin görevlileri seçiliyor: Gözcü (Karaca Ahmet Sultan makamıdır), bekçiler, çerağcı, saka, peşkirci… Dede ile beraber, 12 kişi… 12 İmam'a gönderme yapılıyor… Saka ile peşkirci, dededen başlayarak, herkese abdest alması için su dağıtıyorlar… Bu arada, çerağcı da ayini aydınlatmak üzere, ortaya bir çerağ getiriyor. Aydınlanmak için çıra'nın çağı geçeli beri de dede postunun tam önüne, bir mum yakılıyor. Söylemek lâzım ki bütün bu görevliler arasına girmek için, sadece ikrar almış bir yetişkin olmak lâzım. Cinsiyet ayırımı yok… Dede abdestini alınca, namaz kılınıyor… Sonra bütün canlar abdestini alıp, bir defa daha namaza geçiyorlar… Gerçi Sünni abdesti, Sünni namazı değil ama, abdest ve namaz işte…

Önce "ikrar vermek" lâzım… İkrar vermek için, yetişkin, evli ve yolu yürüyecek namus sahibi olmanız lâzım! İkrar vermek demek, cem törenine katılacak düzey sahibi olduğunuzun kabul edilmesi demek… Ondan sonra, dede cemaat içerisindeki küsleri huzura çağırıp, barıştırıyor. Kusurlu olana, cezasını veriyor. BU son derecede demokratik bir yöntemle yapılıyor. Cemaate mensup herkes, fikrini açıkça söyledikten sonra, dede kararını veriyor. Ondan sonra, geçen bir yıl içerisinde, "koymadığını almayacağına, görmediğini söylemeyeceğine, zina etmeyeceğine" dair söz vermiş olan canlar, sözlerini tuttuklarını beyan ediyorlar. Buna da cemaatin her üyesi, çocuklar dahil itiraz edebiliyorlar ve eğer iddialarını kanıtlayabilirlerse, o can, düşkün ilan ediliyor! Yâni belli bir süre veya devamlı cemaatten atılıyor. Eğer birine borcu olup da o sene içinde gerekli ödememiş olan bir can varsa, o da alacaklısından "rıza" getiremediği sürece, ceme katılamıyor. Tekrar namaz kılınıyor… Bu arada zâkir, yani yol gösterici, belli aralarda büyük alevi ozanlardan deyişler okuyarak, ayine yol açıyor… Örneğin Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Himmet, Kaygusuz Abdal v.b.

Bundan sonra semah başlıyor… Semahın anlamı dans etmek değil… Gökten gelip, toprağa gideceğimizi sembolize eden hareketlerle, ışığın etrafında dönen pervaneler gibi, dönerek; zakir'in okuduğu ilahilerde anlatılan inancı yaşamak. İlahiler gibi, dualar da elbette ki Türkçe… Ne dendiğini, kime ne için niyaz edildiğini anlayarak… Bu arada Muhammet, Ali, Hasan, Hüseyin, Hacı Bektaş, Hatayi, Pir Sultan, Nesimi, gibi isimler geçtikçe, sağ elinizin başparmağını ağzınıza götürüp, sonra da avucunuzu kalbiniz üzerine bastırıp, "eyvallah" diyerek, niyaz ediyorsunuz…

Semah'tan sonra "Lokma" dağıtılıyor… Dede duasını okuduktan sonra, bütün canlar lokmalarını hep beraber yiyorlar. Dede duasını okumadan yemek yasak… Çünkü eğer dağıtım ile yemeğe başlama arasında, ceme başka canlar da katılırsa, onlara verilecek lokma kalmayacağından, eşitlik bozulmuş olacak…

Lokma'dan sonra, dede dua ediyor… Canlar zakirin önderliğinde ilahiler okuyorlar… Secdeye varıp namaz kılıyorlar… Ve dedenin ilahisi ile tören sona eriyor… Dağılmadan önce de mum söndürülüyor… Çünkü artık ışığa ihtiyaç yok!

"Mum söndü" işte bu…

Kıbrıs Pir Sultan Derneği'ndeki bütün canlar ve başkan Server Kaya canıma, Gülağ Öz ve Cemal Mutluer Dede'lere, beni kendilerinden sayıp, Cem'e davet ettikleri için, şükranlarımı sunarım. Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma Derneği'nin bütün canlarına ve başkan Özdemir Gül canıma da sevgilerimi sunar, iki derneğin işbirliği için önümüzdeki Birlik Lokmasını beraber düzenlemeğe davet ederim."

Dediydik ama dün gene iki ayrı Aşure kaynatıldı… Yukarıdaki yazı Pir Sultan Abdal Derneği etkiniliğnde gördükerimdi… Bu yıl, Alevi Kültür Merkezi ile birlikte oldum. Yetmiş iki milleti bir araya çağıran bir inancın sahiplerinin, bölünmüş durması, aşureyi bile ayrı kaynatması, yakışmıyor! Dün canlar bana sitem ettiler: "Niye araya girmiyorsunuz? "

Canlar istedikten sonra, can baş üstüne… "Gelin canlar, bir olalım!" Hiç değilse, böyle günlerde, ayrı gayrı olmasın…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.