Toplumlararası görüşmeler gına getirdi...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Toplumlararası görüşmeler gına getirdi...

Bu satırlar yazılırken, Sayın Eroğlu ile Sayın Anastasiadis arasındaki görüşme, henüz başlamamıştı.

Kıbrıs Sorunu'nda Kıbrıslı tarafların kendi pozisyonlarından zerre kadar taviz vermeden bir anlaşmaya varma çabaları, yıllardır süren sonuç varmayan görüşmelere yol açıyor. Arada bir Türk tarafının eşref saatine geldiğinde de Kıbrıs Rum tarafı, daha uygun şartlarda, daha çok taviz alarak anlaşma yapmak üzere, beklemeye geçiyor.

Ne var ki atlatılan her "yakınlaşma"dan sonra, konu tekrar masaya geldiğinde, ortaya daha önce olmayan yeni paydaşlar çıktığından, sorun git gide bir Gordion Düğümü halini alıyor! Önceden de yazdık, 1974'te İkinci Cenevre'de gerekli esneklik gösterilebilseydi, bu mesele daha o günden, Kantonal bir federasyonla biter, ada da bölünmezdi! Ertesi yıl tekrar masaya oturulduğunda, bu defa ada bölünmüş coğrafi federasyon konuşulur olmuştu! O zaman gerekli esneklik gösterilip, gerçekler kabullenilse, nüfus mübadelesi anlaşması, belki de meseleyi bitirirdi, olmadı! Aradan iki yıl geçti, Makarios-Denktaş Doruk Anlaşması, nerdeyse sorunu çözecekti, olmadı! 1979'da artık Makarios yoktu! Denktaş-Kiprianu Doruğu'nda, eskiden olmayan bir "paydaş" daha masadaydı: "Yerleşikler"! Mesele artık biraz daha çetrefildi! Bunun üstüne, KKTC ilânı geldi, düğüm daha da pekişti! Artık KC vatandaşları olarak değil, KKTC vatandaşları adına konuşmaya başladı, Türk tarafı…Anlaşmaya bir adım kala Mağusa'daki bir cadde bahane edilerek, aslında limanı kimin kontrol edeceği çatışması bozmasa, Galli Fikirler Dizisi, az kaldı çözüm getirecekti, olmadı! Arada,KKTC Meclisi'nin oy birliği ile kabul ettiği Cuellar Belgesi de reddedildi.

Sıra Annan Planı'na geldiğinde, artık masada bir paydaş daha vardı: AB…

Bilinen evet'e karşılık, daha uygun koşullarda, daha ehven şartlar elde edilebileceği vehmi galip geldi; çözüm bir daha ertelendi…

O günden bugüne sorunu kördüğüme çevirecek bir yenilik çıktı ortaya: Hidrokarbon yatakları…

Şimdi Kıbrıslılar, anavatanları, garantör İngiltere ve AB'den maada, görünürde ABD, perde arkasında ise Rusya, Çin ve İsrail de işin içinde… Ve biz Kıbrıslılar, bu kadar çıkar çelişkisinin içinde, ya kendi çıkarlarımızı nasıl koruyabileceğimizi bilememenin şaşkınlığı ile doğru bildiğimiz herşeyden umudu kesmiş, inancını yitirmiş insanlar olarak boynumuz bükük veya nihilist isyanlar peşinde, çırpınıyoruz.

Bu satırlar yazılırken herhalde başlamış olan görüşmede masaya konulacak olan artık, sadece bizim değil, yukarıda sayılan bütün paydaşların çıkarlarıdır! Muhtemel sonuçlar ne olabilir?

Ya bir anlaşma sağlanır ve Kıbrıs'ta federasyon kurulur ki bu seçenek, Kıbrıslı çıkarlara en çok hızmet edecek seçenek olur…

Veya anlaşma sağlanamaz gene, her zaman olduğu gibi… Ama artık öteki paydaşların çıkarları, bizimkilerin önüne geçeceğine göre, bu anlaşamama eskiden olduğu gibi bir başka baharı beklemek üzere, boynumuzu büküp beklentiye geçmemize yol açmaz! Zira, artık bu meselenin çıkarlarına zarar verdiği çok başka güçler de var!

O zaman da yeni durumda iki ihtimal vardır:

Ya KKTC'ye Taiwan gibi bir alt statü verilerek, ada çevresindeki hidrokarbon yataklarının işletilmesine başlanır! Kuzey'dekiler KKTC'nin, güneydekiler KRY'nin…

Ya da bu kadar labil duruma kimse parasını yatırmayacağına göre, adanın kuzeyinin Türkiye'ye entegrasyon süreci başlatılır…

Kıbrıslı Türkler, bunca uzun bir süre, dünyanın dışında yaşamanın sonuçlarından bezdikleri için, hiçbir şeye itiraz edecekleri ne güçleri kaldı, ne de mecalleri…

Top, Kıbrıslı Rumlar'dadır… Eğer tarihin ileri bir aşamasında gene Kıbrıs Meselesi tartışmaları mümkün olursa, bilinmelidir ki bu artık bizimle olmayacaktır!

Hidrokarbon yatakları, Kıbrıs Sorunu tarihinde bir devrim yaratmıştır. Anlamazlarsa, hep beraber çok dövüneceğiz demektir…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.