Zeren Mungan

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.58

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Zeren Mungan

Genellikle Maliye Bakanları, hükümetlerin karakeçisidir. Sevilmezler… Devlet gelirlerini artırıp, giderlerini kısmak mantığına sıkı sıkıya bağlanmak zorunda olan bir bakanın sevilmesi, kolay değildir. Bizim kısa tarihimize baktığınız zaman, ortalığı hiç irrite etmeden görev yapan Mehmet Bayram'ı saymazsak, görevi döneminde, Salih Coşar'ın bile çok sevildiği, söylenemez. Hoca'lığının getirdiği saygı olmasaydı, çok zorda kalabilirdi; o bile…

CTP'nin geçen hükümeti döneminde de kabinenin karakeçisi, Ahmet Uzun'du… Hakkında çıkarılan tevatırlar, halâ gündemdedir. Kendisini savunan ve hakkındaki suçlamaların asılsız olduğunu ileri süren bir yazı yayınladım diye, bana bile saldırıldıydı. Uzun, bu söylentilerin bir kısmını mahkemeye vererek davayı kazanmasına rağmen, adı geçtikçe bazıları halâ kaşlarını istifhamla kaldırırlar. O zamanlar kendisi ile karşılaştıkça, "Gardaccığım Allah kimseyi maliye bakanı yapmasın, seni de tez zamanda kurtarsın" derdim, birlikte gülüşürdük…

Sanırım, Ahmet'in Maliye Bakanı bulunmaktan öte bir diğer talihsizliği de konuşma tarzıydı. Mütebessim bir çehre ile tezini savunuyor olması, kendisini tanımayanlarda kibirli olduğu izlenimini uyandırıyordu, o zamanlar…

Bir toplantıda, Kıbrıslı Türkler'in haklarını savunurken, söylediklerine verilen bir cevaptan sonra Kalp Krizi geçirip hastaneye kaldırıldığı gizli kaldı; Ahmet yapılan bütün hataların kendine ciro edilmesine de katlanmak kaderini yaşadı… Ondan başka, herkes yurtseverdi, alıkoyun…

Bugünkü Maliye Bakanı Zeren Mungan da o zamanlar, Ahmet'in müsteşarı idi… Devlet idaresini birazcık bilenler, aslında bütün icraatı müsteşarın yaptığını bilirler. Bakan sadece siyasi kararları dile getirir ve temsili işler yapar! Zaten açılışlardan, kutlamalardan, köy ziyaretlerinden, televizyonlardan, karşılama ve uğurlamalardan,meclisten, vatandaş ve partili ziyaretlerinden, başını alamaz ki! Bir iki de dış geziye gitti mi, bitti… Bakanlığı asıl idare eden kişi, müsteşardır…

Bakanı iddia edildiği kadar kötü olduğu varsayılan bir müsteşarın, nasıl "başarılı" olarak kabul edilip, bir sonraki hükümete bakan olarak "atandığını" ben anlayabilmiş değilim! Seçim kazanmış olsa, amenna… "Halk seçti biz ne yapalım?" diyeceksiniz, anlayacağım… Partili olsa, parti içinde kuvvetli bir grubun desteği söz konusu olsa, "parti içi denge hesapları" diyeceksiniz, gene anlayacağım… Feşmekâncı köyden olsa, sinsilesi büyük olsa, örneğin "Bütün Karpaz arkasında, ne yapalım?" dersiniz gene anlarım… Filânca meslek grubunun sözcüsü olsa, herhangi bir sivil toplum örgütünün sözcüsü olsa, "sendikalar arkasında, seçmen tabanımızın desteğini ifade ediyor, elden ne gelir?" dersiniz, billahi ona da "Eh!" derim…

Yahu bu arkadaş, seçilmedi; halkın takdirini almış değil! Partili değil, partinin fikriyatından haberi yok! Temsil ettiği bir bölge, meslek grubu, v.s. de yok! Ve üstelik de parti içinden dışından, başarısız diye ilân edilen bir dönemin, ikinci adamı… Ne yani Ahmet Uzun Frankestein idi miydi, yalnız başına?

Maliye Bakanlığı'na atanmasının hikmeti nedir? Ben anlayamadım… Neden kimse ses çıkarmadı? Onu da biliyorum ama anlayamıyorum…

Ve şimdi hangi akıla hizmet ederek, "Biz halka böyle söz vermediydik" deniliyor? Sözü o mu verdi? Siz mi? Ona ne sizin verdiğiniz sözden? Adamı siz mi bakan yaptınız?

Bakanlıktan alabilecek maçanız yok! Tamam, bunu anladık ama hiç değilse söyleyin, bilir bilmez konuşmasın… Bu kadarcık olsun bir borcu var herhalde…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.