Türkçülük düşüncesi nasıl doğdu

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.53

7.67

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Türkçülük düşüncesi nasıl doğdu

Bugün bizim ulusçularımızın konuşmaktan hiç hazzetmedikleri bir konu, Türk ulusçuluğu ve Turan fikrinin, bizden önce Macar Şarkiyatçılar tarafından ileri sürülmüş olmasıdır. Türkçülük konusunu ele ilk alan yazar, bir Fransız Şarkiyatçı olan Joseph de Guignes'tir. Hunların, Türkler'in, Moğolların ve Tatarlar'ın Genel Tarihi diye çevrilebilecek olan kitabını, 18.yy ortalarında yazmıştır! Bir Macar Yahudisi olan, Türkolog ve antropolog Vambery (1852-1913) ise Türkçülük ve Turan meselesini kurcalayan ilk yazardır! Vambery, dünyada ilk defa bir Turan derneği kurarak, bu yolda mücadele başlatan kişidir de! Budapeşte'de... Macarlar dahil, Türk soyundan gelen bütün halkların birleşmesini ve önderliğin de (elbette ki) Macarlar'a verilmesini savunmaktaydı!

Günümüzde anti-semitizm'i politika haline getiren bizim milliyetçilerin pek hoşuna gitmeyecek bir gerçek olsa da bir Fransız Yahudisi Şarkiyatçı olan Leon Cahun da (1841-1900) Türkler'in uygarlıktaki rollerini ele alan ilk yazardır. 1867'de "Antik ve Modern Türkler" diye çevirebileceğimiz bir kitap yazmış olan Mustafa Celalettin Paşa ise Polonyalı olup, gerçek adı Konstantin Borzscki'dir. Kendisi, Nazım Hikmet'in de büyük dedesidir.

Yani ulusçuluk fikri bize doğal olarak kaynağından, batı Avrupa'dan gelmiş ama nerede ise bir asır, kabul görmemiştir. Bizzat Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda, Leon Cahun, de Guigne ve A.L.Davit'in Osmanlı aydınları arasında en çok okunan Türkçü yazarlar olduğunu yazar. XX. yy başlarında, Türk Ulusçuluğu fikri, Osmanlı imparatorluğu dışında, bambaşka bir yerde filizlenmeye başlamıştır: Rusya'da...

Ne Yeni Osmanlılar, ne de Jöntürkler bu fikre ilgi göstermiş değildirler! 1912'de İstanbul'da yayınlanan Sebi-ül Reşat dergisinde ünlü yazar Süleyman Nazif, ulusçuluğu "dış kaynaklı bir ideoloji" olarak eleştirir! Türk ulusçuluğunun doğduğu yer, Rusya'dır. Türk ulusçuluğu, Kazan, Kırım ve Bakü'de doğmuştur! Ve ne kadar ilginçtir ki Kazan kürk ticareti ile, Bakü petrolcülükle, Kırım da her ikisinin yapılması ile zenginleşen Tatar ve Azeri kırması etnik yapıya sahip, birer burjuvaziye sahiptirler. Kırım'da İsmail Gasprinski (Gaspıralı), Kazan'da Akçuraoğlu Yusuf, Bakü'de Ahmet Agayef ve Fethali Ahundov (alfabenin Latin harflerine geçmesini öneren adamdır), Başkırdistan'da Zeki Velidov, yine Bakü'de Neriman Nerimanov, Mehmedemin Resulzade; Kazan'dan Mirseyit Sultangaliyev... Hüseyinzade Ali...

" Rusya'dan gelen Hüseyinzade Ali Bey, Tıbbıyede Türkçülük esaslarını yayıyordu. 'Turan ' adlı şiiri, Turancılık ülküsünün ilk ortaya konuluşu idi." ( Z. Gökalp,Türkçülüğün Esasları )

Turancılık çok daha eskiden 1904'te Yusuf Akçura tarafından ortaya konulmuştu ama Gökalp demek ki ilk defa Hüseyinzade Ali'den duymuş!"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muassırlaşmak" formülü de 1907'de Bakü'de yayınlanan Füyuzat dergisi'nde aynı yazar tarafından ileri sürülmüştü. Bunlar, Osmanlı topraklarında süren, "İslamcılık, Osmanlıcılık" kavgasının arasına girip, bugün anladığımız manâda bir Türk ulusçuluğunun yaratılmasının öncüleri olmuşlardır. Akçura Üç Tarz-ı Siyaset'te şöyle der:

" Irk esasına dayalı bir politik Türk milleti oluşturma düşüncesi, pek yenidir. Gerek şimdiye kadar Osmanlı devletinde, gerekse gelip geçen diğer Türk devletlerinin hiç birisinde, bu düşüncenin bulunduğunu sanmıyorum... Tanzimat ve Genç Osmanlılar hareketlerinde de Türkleri birleştirmek düşüncesinin varlığına dair bir işarete rastlamadım... Son zamanlarda İstanbul'da Türk milliyeti arzu eden bir merkez, oluştu; … Osmanlı ülkesinin İstanbul'dan başka yerlerinde, bu düşüncenin yandaşları olup olmadığını bilmiyorum...

En çok Türklerle meskûn Rusya'da, Türkler'in birleşmesi düşüncesinin, çok gizli bir biçimde oluşmakta olduğunu biliyorum. Henüz doğmuş, müslüman olmaktan ziyade Türk'tür.

Dış baskılar olmasa, bu düşüncenin ağır ağır oluşup güçlenmesine, Osmanlı ülkesinden de uygun ortam, Türkler'in en yoğun yaşadıkları bölgeler olan, Türkistan, Yayık ve İdil havzaları olurdu." Yıl, 1903! Siyaset ve İktisad adlı çalışmasında da şöyle yazıyor:

" Her memleketin siyaset farklılıkları, farklı toplumsal sınıflarının haritasıdır... Partilerin oluşmasında, tartışmalarında, anlaşmazlıklarında asıl etken, fikir ayrılıkları değil, toplumsal sınıfların farklı çıkarlarıdır."

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.