Egemenlik tek midir?

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Egemenlik tek midir?

Kıbrıs Sorunu'nu çözmek için yeni girişimler yapışan günümüzde, bir hayat boyunca meşgul olduğumuz bir takım lâflar, gene gündeme oturdu. Bunlardan en önemlisi, egemenlik kavramı ile ilgili tartışmanın, gene baş köşeye oturması!

Meselenin püf noktası da burası: Kıbrıs Adası'nın egemeni, kimdir? Helenler mi? Türkler mi? İkisi birden mi? Ne biri, ne öteki; anavatanlar mı? Onlar da değil, dünyaya egemen olan güçler mi?

İşin bu kadar karışıp kördüğüm olmasına neden, Kıbrıslılar'ın bir türlü akıl yolunu tutup; doğru dürüst bir egemenlik tanımı yapamamalarıdır. Kıbrıslı Helenler, işin başından beri, kendilerinin çoğunluk olmalarına dayanarak, adanın bir tek egemenliği olduğunu iddia ederler. Oysa konu ile birazcık ilgilenen herkes, birden çok politik antite bulunan her yerde, "bölünemez ve ortak" egemenlik iddiasının, çoğunluğun egemenliğin sahibi olmasını savunmaktan başka hiçbir anlama gelmediğini bilir.

Öte yandan, devlet ve egemenlik ile ilgili olan herkes de bilir ki bir devlet, hükmü altındaki her alanda, egemen değilse, yoktur… Peki ama o zaman, birbirinden farklı iki ayrı politik antite'nin kuracağı bir devlet, çoğunluğun tahakkümü altında mı olmalıdır? Bu da demokrasinin, çoğunluk diktatörlüğü değil, azınlığın haklarını da teminat altına alan düzen olduğu iddiası ile çelişir. O bakımdan eğer ortak bir devlet kurulacaksa, (ki herkes bu iddiadadır) o devletin egemenlik haklarını nasıl kullanacağının formülü her şeyden önce bulunmalıdır.

Bizdeki egemenlik tartışmasının böyle çıkmaz sokaklarda çırpınmasının sebebi de konu ve kavramı, ilk defa 1576'da ortaya koyan Jean Bodin'den beri, belirli bir devlet tipini, ezeli ve ebedi kabul eden anlayışlardır. Bodin'den sonra, gerek 1648 Westfalya Barışı (ki bugünkü Avrupa yaşam düzeyinin kurallarını koymuştur ve günümüzde de geçerlidir) gerekse ardından gelen Hobbes, Montesqiu, Rosseu, Locke, J.S.Mill gibi düşünürlerin tümü de "devlet" derken, hep homojen bir ulus devleti murat etmişlerdir! Hepsinde de niyet, bizim burada yapmaya çalıştığımız gibi fiilen egemen olamayan bir devletten ortak ve egemen bir devlet "yaratmak" değil, var olan ve egemenliğini gerekli gereksiz her alanda tatbik eden imparatorlukları bölüp, ulus devletler yaratmaktı! Bu anlayış elbette ki "tek ve bölünmez bir egemenlik" ilkesine sarılmak zorundaydı ve sarıldı.

Şimdi, burada da her iki taraf, "çözüm" deyince bir tür ulus devlet anladığından, Helenler, "gelin bize yama olun!"; Türkler ise "kalsın, biz almayalım" noktasından, kırk yıldır bir adım ileri, gidememişizdir… Avrupalılar'ın ürettiği kavramlar üzerine kavga ederken, Avrupa tarihine hiç ilgi duymamaktır, bizi zora sokan! Biz bile farkında değiliz ki burada Roma-Germen, Avusturya Macaristan ya da Osmanlı İmparatorluklarını ulus devletlere bölmeye değil, iki yakası bir araya gelmeyen bir adada, farklı ulusal kimlikleri olan iki halka bir ortak devlet kurmaya çalışıyoruz. O şartların kavramlarının içerikleri, buraya uymuyor! Yenilerini üretmeliyiz…

" Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliği, kaynağını iki kurucu halkın iradesinden alan, ortak ve tek egemenliktir" diyebilsek, mesele bitecekti, şimdiye kadar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.