Algı ve Kıbrıs Sorunu...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Algı ve Kıbrıs Sorunu...

Türkiye'deki büyük Marmara depreminin ardından, bir Yunan gazetesi: "Ege adalarını mahvedeceğinden korktuğumuz Türk donanmasının, Gölcük'ten denize açılmasını seyrederken, bir Yunanlılar, neden göz yaşlarımızı tutamadık? Dayan komşu yettik…" diye manşet atmıştı… "İki halkın en derin duyguları, bunlardır!" diye de eklemişti… Hakikaten de o felâkete ilk yardıma gelenler de Yunanlılar'dı! Ayıptır söylemesi, bizden önce gitmişlerdi deprem bölgesine… Kocaeli'de yıkıntının altından sağ kurtarılan o çocuğun çıktığı anda, hüngüre hüngüre ağlayan o Yunanlı delikanlıyı, unutamam…

Bu iki halkın "en derin" duyguları, çoğu zaman politikacıların çıkar hesap kitaplarının ötesindedir. Siyasi görüş yakınlıklarına aldırmadan, benim de samimi konuştuğum, ahbap olduğum, sevdiğim Kıbrıslı Rum dostlarım var! O "en derin" duygulara bağlı olarak… Bunlardan birini, birkaç defa yazdım: Andrea…

Hani bana "Evim evindir… Haber vermeye gerek yok! Canın istediği saat gelebilirsin… Açsan, işte buz dolabı… Allah ne verdiyse, kardeş payı bölüşür yeriz…" diyen ama sonunda Makarios'un şahsi koruması olduğunu öğrenince, hayrete düştüğüm dostum! "Re Andrea, madem ki spidissu, spidimou idi, ne harbettik be arkadaş biz?" dediğimde, şaşkınlıkla "Bilmem! Niçin ettik?" diyen dostum… "İnanma da Makarios Türk düşmanı değildi! O bir azizdi (ayios)! Hiç Ayios insan ölsün ister?" diyen, samimi samimi inanarak…

Dedim ya? Ayni fikirlere sahip olmak değil mesele… O en derin duygulardaki insan sevgisi! Ki her iki halkta da gereğinden fazla var, derinlerde bir yerde… Siz bırakın entelektüelleri, politikacıları… Bizim neyi çözdüğümüz görülmüş ki? Daha beter etmekten başka?

Dün Andrea'nın eşi Lulla, bizi ziyarete geldi… "Yeni eviniz hayırlı olsun" demeye… Yalnız! Atlamış arabaya, geldi; evi de buldu, bizi de… Önce bir yıldır neden hiç uğramadığımızı sorup, sitem etti… Kahve ile birlikte birer sigara tüttürelim diye avluya çıktığımızda, sohbet geldi mülkiyet meselesine… " Bu arsa Türk malı mıdır re Nazim?" Öyledir! Ama Lulla'yı biraz okşamak için, "Dur bakalım bir anlaşma olursa, bu mülkiyet işi nasıl çözülecek?" dedim… "Arsa mı binayı zaptedecek? Bina mı arsayı? Veya bizim tarafın istediği gibi ilk söz hakkı içinde oturanın mı olacak? Sizin tarafın istediği gibi ilk sahibinin mi?"

Cevap:

" The island is permanently divided!" Ve arkasından o bilinen Kıbrıslı küfür! Hem de Türkçe: "Eşek …in bundan Digomo'ya gadar re Nazim…"

Oğlana aldıkları evin taksitlerini üç senedir ödeye ödeye, daha faizi bitirememişler… Gözü, dünyayı görmüyor artık…

Bildiğim kadarıyla, DİKO'ya oy veriyorlar… Algı bu… En derin duygular dedik ya?

Biz bölelim derken, onlar birleştirmek istiyorlardı… Şimdi "hadi birleştirelim" dediğimizde, "kalıcı olarak bölünmüştür artık" demeye başladılar…

Lider diye, algıyı değiştiren adama denir! Dün, Rauf Denktaş'ın ölüm yıl dönümü idi… Kendi gittikten sonra bile algıyı etkileyen bir adama, ne denir? Kıbrıs solu, kına yaksın…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.