Hukuk ve etik

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hukuk ve etik

Dünden devam ediyorum…

Dr. Oktay Uygun'un bir çalışması olan önümdeki bir kitapta " Bireyin ahlâki özerkliğini zedeleyecek her kısıtlamanın, siyasi etiğe aykırı olduğu; bireyin her şeyden önce kendi kaderini kendisinin özgürce belirleme hakkının bulunduğu ve bunu engellemeye kalkmanın siyasi ahlâkı ortadan kaldıracağı ve bireyler arasında doğal eşitliği engelleyecek her türlü davranışın da siyasi ahlâka aykırı olduğu" yazıyor!

Ahlâkın genel bir tanımını yapmadan, konuyu tartışmak da her halde eksik kalır. Siyasal ahlâk konusunda bir kitap yazacak kadar çalışan Türker Alkan, söz konusu kitabında, der ki:

" Ahlâk, toplumsal yaşamın olanaklı, uyumlu, olumlu, verimli olabilmesi için, toplum üyelerinden beklenen davranış biçimleriyle ilgili, kurallardır."

Sokrates'e göre, "erdem bilgidir" Bilgi sahibi insan, bile bile hata yapmaz, ahlâka aykırı davranmaz! Aristo, mutlu insanın ahlâklı da olabileceğini savunur. Ve işini en iyi yapabilen, mutludur ona göre.

Platon, "ethik, matematiğin de üstünde değer taşıyan bir bilgi türüdür."der. İyi ahlâk, adalet sahibi olmakla sağlanır. Herkes doğuştan belirli yeteneklerle dünyaya gelir. Ve elbette ki iyi ahlâk sahibi olanlar, "filozof-yöneticilerdir"!

Makyavel'e göre, "Ahlâk devlettir."! Devlet'in çıkarına olan her şey ahlâki, devletin çıkarları ile uyuşmayan her şey de ahlâk dışıdır. Bu bakımdan düşünürü faşizmin öncülü olarak kabul edenler olduğu gibi, cumhuriyetçi düşüncenin öncülü olarak kabul edenler de vardır.

Bu da Engels:

"Ahlâk bakımından birbirine eşit iki kişi, yoktur."

" Ve şimdi bu türlü bir ideolog, ahlâk ve hukuku, insanların, onları çeviren gerçek toplumsal ilişkilerinden çıkaracak yerde, kavram ya da 'toplumun' en basit denilen unsurlarından hareketle kurduğu zaman, elinde bu iş için hangi gerçekler bulunur?... En büyük kısmı itibarıyla, içinde yaşadığı toplumsal ve siyasal koşulların…az çok uygun birer ifadesi olan ahlâki ya da hukuki sezgiler…

… Bütün dünyalar ile bütün zamanlar için ahlâki ve hukuki bir doktrin yaptığına inanarak, gerçekte, kendi zamanının tutucu veya devrimci ama gerçek tabanından koptuğu için bozulmuş, içbükey bir aynadaki gibi baş aşağı olmuş bir imgesinden başka bir şey imal etmez!"

Walter Benjamin, (Frankfurt Okulu'nu eksik bırakıp, modanın dışına düşmeyelim!) Kant'tan aktararak, "Ahlâkça iyi olanın, ahlâk yasasına uyması yetmez, ahlâk yasası uğruna da yapılmış olması gerekir" der. " Ahlâk yasası, eylemin normudur, içeriğin değil!" Yâni istediğiniz kadar norm koyup, denetlemeye kalkın, sonuçta kişinin eyleminin bu normlara uygun olup olmadığını inceleyebilirsiniz; niyetinin değil! Ve aslolan da niyettir… Kantın da Spinoza'dan etkilendiğini söylemezsek, haksızlık ederiz…

Demek ki ahlâk kişiselmiş ve sonra zamana ve içinde yaşanılan toplumsal koşullara göre değişirmiş! Hukukla ahlâk kuramazsınız! Tutucu da olsanız, "devrimci" de… Tam tersidir doğru olan… Hukuk, ahlâk'ın üstüne kurulur… Bunlar, Engels'in görüşleri… "I beg your pardon, be sör!" Bir de Liberal ustadan dem vuralım da modacılar, günü geçmiş lâflar ettiğimizi sanmasın:

Sir Karl Raimond Popper: " Entelektüeller hiçbir şey bilmiyor. Mütevazı olmamaları, küstahlıkları, herhalde dünya üzerinde barışın en büyük engelidir. En büyük umut, ukalâ olmakla beraber, bunu göremeyecek kadar aptal olmamalarıdır." Der…

20.yy'da Liberalizm'in babası derlerdi kendine…

Tüh! Fecault'yu eksik bıraktık… Platon'la idare edin artık! Yer kalmadı…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.