Gel de başlama...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.53

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gel de başlama...

Bu konuda yüzlerce fıkra, makale, on tane de kitap yazdım… Yüzlerce de tv programı ve söyleşi… Beğendiğini, çok beğendiğini, harika yazdığımı söyleyen de var, hiç hazzetmeyen de… Ama on kitaptan en az dört tanesi, birden çok baskı yaptı… İki baskı da yapan var, dört de… Raftan! Beşinci baskıyı bekleyen de var bir tane… Daha elim deyip, düzeltmelerini yapamadım…

Diyeceğim şu: Bu konunun yabancısı değilim… Prof. Orhan Koloğlu, " Çok az uzmanımız bulunan bir alandaki bilgisi ile keşke vaktini tıpta harcamasaydı" diye yazmıştı, bir defasında…

Bunları, övünmek için yazmadım… Söyleyeceğim cümleyi, belli bir yetkinlik ve uzun bir çalışma ile edindiğim bilgi ile söylediğimi ifade etmek için yazdım…

Be efendiler, Kıbrıs Sorunu nedir?

İki tane Rum polis, rahmetli Cemaliye Hanım ve Zeki Bey'i vurdukları için çıkmış bir mesele midir?

Kıbrıs Sorunu, Kıbrıs adasının egemenliği kavgasıdır…

Kıbrıslı Rumlar öteden beri, "nüfusun çoğunluğu biz olduğumuza göre, adanın egemeni de biziz" demişler; bizim taraf ise "nüfus olarak azınlıkta olsan bile, tarihsel, insani, siyasi ve demokratik gerekçelerle, bu adanın egemenliğinin hiç değilse yarısı da bize aittir…" demiştir…

Rumlar'ın önce ENOSİS, sonra da Kıbrıs Hellen Cumhuriyeti tez ve özlemleri buna dayanır. Bizim tarafın da önce "Türkiye'ye geri verin, sonra Taksim, sonra da KKTC'ye varan tezlerinin altında da bu yatır!

Tarih, her iki ulusçu yaklaşıma da gerçekleşme şansı vermemiştir! Ne onlar ENOSİS yapabildi. Ne biz Türkiye'ye bağlayabildik! Ne onlar adada bir Helen ulus devleti kurabildiler… Ne biz, iki ayrı ulus devletçiği "sürdürülebilir" kılabildik. Her şeye karşın elli yıldır sürdürülebilen tek şey, "Toplumlararası Görüşmelerdir"… O kadar…

Nedir "görüşülen"? Tek başına Kıbrıslı Rumlar tarafından kullanılan Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık anlaşmasından doğan egemenlik haklarının, yeniden nasıl "paylaşılacağı"!

Çözüm dedikleri, budur…

Makarios'tan beri düzeyleri farklı olmakla beraber, Kıbrıs Rum tarafı, "gelin işte var olan egemen devletin eşit vatandaşları olarak biat edin, mesele bitsin" demektedir… Yani egemenliğini "yaymaya" çalışmaktadır. Rauf Denktaş'tan beri Talât da dahil bizim tarafsa, "Biz farklı bir politik antiteyiz! Zaten 1964'ten beri bizim üzerimizde egemenlik yetkisini tatbik edemiyorsunuz. Neden kabul edelim? Gelin bu egemenliğin paylaşılması için, her iki halktan eşit olarak neşet ettiğini kabul edin! Ayrıntılarda, toprak dahil taviz verebiliriz" demektedirler.

Çünkü mesele, adanın egemenliğinin bir tek mi sahibi olduğu yoksa iki ortak sahibi mi bulunduğu tartışmasıdır…

Şimdi, her iki taraftan da kabul gören ve çözüme götüreceğine inanılan bir metindeki " BM Güvenlik Konseyi Kararları, BM Yasası, AB Kuralları esasından ortaya çıkan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek uluslararası egemenliği eşit olarak Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler'den kaynaklanır" cümlesini, "eşit yayılır" diye tercüme edene ben ne diyeyim?

Kardeş, elli yıllık talebin BM belgesi haline geldi, huuuu… Uyan da İskele'ye geldik!

Birkaç ay önce, başbakana bir mail atarak, "hiçbir makam ve mansıp derdinde olmadan; Kıbrıs Sorunu konusunda yardımcı olmaya hazırım! Herhangi bir parti komitesinde görev talep ediyorum" demiştim! Tenezzül buyurup da cevap dahi yazmadı devletlûları… Adetleridir, her şeyi bildiklerini sanırlar! Metne Türk tezi girmiş, bunlar daha tercümede Rum tezini yazar…

Çok kötü lâflar geliyor dilimin ucuna… Ama pazarcı kavgası yapmaya, niyetim yok!

Bu sabah, birinin mezarına gidip, bir tek karanfil bıraktım… Ölüsü bile yol gösteriyor…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.