Bu memleketin fıtratı...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bu memleketin fıtratı...

Karadeniz'de Altın Post'u aramaya giden Argonatlar Çanakkale Boğazı'ndan geçerken, Deniz Tanrıçası Tetis, merak edip onları görmek için, memelerine kadar, denizden çıkar. Kürekçilerden Peleo, onu böyle çıplak görünce, vurulur. Tanrıça da bir kadın olduğundan, Peleo'nun kendisine aşık olduğunu bütün kadınlar gibi anlar ve yine bütün kadınlar gibi, kaçmaya başlar. Peleo'nun sevgisi o denli büyüktür ki, işi gücü bırakıp, Tetis'i kovalamaya girişir. Sonunda, Deniz Tanrıçası pes edip, Peleo'yla evlenmeyi, kabul eder. Düğüne, bütün tanrılar devet edilirler. Biri, hariç :

Fesat Tanrıçası....

Fesat'ın tanrıçasını kırıp, doğru dürüst bir düğün yapmak olası mı? Değil...Fesat, fesatlığını yapmadan durur mu? Tetis Deniz Tanrıçasıymış ama, akledememiş işte, şuncacık şeyi!

Tam yenilip içilirken, masalardan en donanmışının üstüne, altın bir elma düşer. Üzerinde, " en güzele" yazmaktadır. Buyrun!... Masadaki kadınların tümü, elmanın kendisinin olduğunu iddia etmeye başlar! Bakılır ki, koskoca tanrıçalar, " en güzel benim" diye saç saça, baş başa girişecekler, denir ki:

" En güzeli, Tanrılar tanrısı Zeus seçsin!"

Zeus Tanrılar tanrısıdır ama ne de olsa, evli bir erkektir ve karısı Hera da sofrada oturmaktadır. Elmayı ona verse, öteki tanrıçalar rezillik edecekler. Gerçekten en beğendiğine verse, Hera başının etini yiyecek, kadın şerrinden korkan zavallı Tanrılar Tanrısı, der ki:

" Bu işi, Kaz Dağları'nın yakışıklı çobanı Paris'e veriyorum. En güzeli, o seçsin!"

Bu esnada, tanrıçalar kim daha güzel kavgasını sürdürmekte olup, en zilli olan üçü, ötekilerini ekarte edip, finale kalmışlardır:

Zeus'un karısı Hera, Akıl Tanrıçası Athena ve Güzellik ve Aşk Tanrıçası, bizim Afrodit... Üç tanrıça, Paris'in karşısına çıktılar. Hera ile Athena, an güzel giysilerini giymiş, en parlak mücevherlerini takınmış, en kışkırtıcı parfümlerini sürünmüşlerdir. Afrodit ise, çırılçıplaktır. Onun teninden güzel giysi, memelerinin uçlarından parlak mücevher, terinden bayıltıcı parfüm mü var?

Paris karar veremez. Altın elma elinde, tanrıçalara öyle bakakalır. Bunun üzerine her biri, en güzel kendisi seçilirse, Paris'e ne vereceğini anlatmaya başlar:

Hera der ki:

" Ey İda Dağının çobanı, en güzel beni seçersen, sana kudret ve zenginlik vereceğim. Bundan sonra, zengin ve kudretli bir adam olacaksın!"

Akıl Tanrıçası Athena buyurur ki:

" Ey bu dağların doruklarında, kendi, bulutlar ve koyunlarla, kimse bilmeden ömrünü geçirmekte olan Paris, eğer beni seçersen, sana an ve şan vereceğim. Bundan sonra sen, ünlü bir adam olacaksın."

Afrodit, bir erkeğin kendisine ne teklif edilirse hiç duramayacağını en iyi bilen olmalıydı:

" Ey güzel çocuk" diye fısıldar, " eğer beni seçersen, sen bundan sonra ne kudretli zengin; ne de anlı şanlı bir adam olmayacaksın. Yine bu dağların doruklarında sana, bulutlar arkadaşlık edecek ve yine sen bir sürünün peşinde, rüzgarlarla yarışacaksın. Ama eğer sen, beni seçersen, sana dünyanın en güzel kadınını vereceğim! Bu geceyi, seçtiğinle geçireceksin!"

Yarışmayı kim mi kazanır?

Siz çıldırdınız mı?

Bu memleketin Tanrıçası böyledir. En ufak bir çıkar için, bedeni dahil her şeyi satan heriflere ben kızamam ki!

Memleketin fıtratı bu…

Bu yazı bir tek kişiye yöneliktir. O kendini bilir… Kimse üstüne alınmasın… O zaten hiç soyunmadı, hep sırtındadır… Ödendi mi, her şey, yazar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.