Türkiye'de Yerel Seçim...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Türkiye'de Yerel Seçim...

Dün yazıyı mümkün olduğunca geciktirdim… Yazı işlerinde arkadaşlar dokuz doğurmuşlardır… "Gene mi unuttu?" diyerek…

Olabildiğince, seçim sonuçlarını bekledim. Olmuyor… YSK'nın koyduğu seçim yasakları kalkmadan, internet sitelerinde bile kaçak haber yok! Biz de onu beklesek, baskıya yetişemeyeceğimiz için, mecburen yazacağız artık! Allah utandırmaya…

Şimdi sizin çok iyi bildiğiniz, benimse bu yazıyı yazarken bilmediğim yerel seçim sonuçlarında, AKP gene açık ara birinci parti çıkmıştır. Nerden mi belli? Bütün Türkiye sathında, nereye bakarsanız bakın, herkes AKP ile yarıştı da ondan… Bırakın İstanbul, Ankara'yı… Oralarda zaten onlar önde… Ama geleneksel olarak CHP'n olan, İzmir, Ordu, Antalya gibi illerde de alternatif AKP! Adana, Yozgat gibi MHP'nin etkin olduğu birkaç ilde, karşıt parti gene AKP! Diyarbakır'da bile, "ya Kürtler'in partisi kazanır, ya AKP" denildi, durdu…

Seçim sath-ı mailinin tümünde, ya birinci ya da ikinci olan partinin, seçimi kazanmasına şaşmak, akıl işi değil…

Sosyal medyada geçen gün gazeteci bir arkadaş, "AKP %45-47 çizgisinde çıkar" deyince, birisi "Sen AKP'li misin?" diye sitem etti…

Türk düşünce dünyasında, temenniler ile gerçeği birbirine karıştırmayı ve bunda ısrar etmeyi solculuk zanneden bir akım var… Şimdi ortaya çıkmadı… Başından beri var! Eski masallarda nasıl devin adı anılmazsa, ortaya da çıkmaz zannedilirse; ya da kadim geleneklerimizde nasıl kötü şeylerin söylenmesinin o kötü olayın başa gelmesine neden olacağına inanılır örneğin Kanser değil, "kötü hastalık" denirse, "kazanmaz" denilince, gerçekten de kazanamayacağı zannedilir. Çok eski bir gelenektir…

Rahmetli Kemal Tahir ve İdris Küçükömer'e de çok çektirdiydi bunlar… Gerçek hoşlarına gitmeyince, sanki suçlusu onu dile getirenmiş gibi, ona saldırırlar! Ne yapsınlar?

Şimdi, bu "Uzun Adam"ı yenmek için, tarihin hangi kesitine oturduğunu, değişen kentsel ve kırsal nüfus oranlarını, ekonomide farklılaşan yerel burjuvaziyi, halkın manevi değerleri ile kurduğu gönül bağını, hangi sosyal sınıflar üzerine siyaset bina ettiğini falan hiç konuşmadan, sadece çamur atarak muhalefet etmeye yönelik politikaların başarılı olma şansı yoktur ve hiç olmayacaktır. Elli sene öncenin sloganları ile bu derdin dermanını bulmak, mümkün değil…

Söyleyip, yol göstermeye çalışanlara söverek, belki yürek soğutulur ama mağlubiyet sarmalından da çıkılamaz…

Bu kampanya başlarken, yerel seçimi genel seçime çevirerek; bence seçimin hatası yapılmıştır…

Daha güçlü olsan, bu taktiği anlarım… Ama kaset, teyp, dedikodu, çamur at izi kalsın politikaları, görülecektir ki sonuç vermemiştir. Çünkü, halk hiçbirine inanmadı… Kendi taraftarları hariç… Girdikçe, batıyorsun…

Bir de tutulduğum bir konu var! Hem adada "Kıbrıs'ta barış engellenemez" deyip, hem de Türkiye'de hiçbir barış yaklaşımı olmayan CHP-MHP çizgisine sempati duymak, nasıl bir duygusal durumdur acaba?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.