Yanıldığından eminsen…

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yanıldığından eminsen…

Dün bir arkadaşa dedim ki: "Dur da öyle bir şaşkınım ki bugün yazı yazmayacağım… Bir gün bekleyeyim, kafam otursun…" Dün, onun için yazmadım…

Şaşkınlığımın iki nedeni vardı! Biri hakkında zaten üç gün yazdım…

İkincisini de Asosyal medya'da yeteri kadar yazdım.

Eskiden bir parti vardı Türkiye'de… Türkiye Komünist Partisi… Bu şimdiki değil! Bunların, onlarla uzak yakın ilgisi yok! Sadece adını kullanıyorlar… Çünkü Sovyetler'in çöküşünden sonra o adı kullanmaya hevesli kalmadı…

Benim bahsettiğim, Mustafa Suphi'nin kurduğu, Dr. Şefik Hüsnü'nün, Nazım Hikmet'in, Dr. Kıvılcımlı'nın, Reşat Fuat Baraner'in, Mihri Belli'nin partisi… 1935'ten itibaren, Rusya'ya kaçmış bir kadronun yönettiği ve 1970'lerde yeniden yurt içinde örgütlenmeye çalışan bir parti idi… Ama yönetici kadrosu yıllarca sürgünde yaşadıkları için, ülke gerçeklerinden kopmuş, sürgünün sıkıntısı ile meğer birbirlerini jurnallayarak, kendi kendini yemekte olan bir toplulukmuş! Biz geç fark ettiydik! Sonunda, birkaç aşamadan geçerek, ortadan kalktı…

Bizimle alâkası? Rahle-i Tedrisinden geçtik… Yaşam felsefemizin çoğunu, onların Türkiye içindeki mensupları sayesinde edindik… Pek çok marifeti de… Hitabeti örneğin… Makale yazmanın tekniğini, meselâ… Her Salı buluştuğum Erdal Talû'nun, Merkez Komitesi üyesi olduğunu, on sene sonra öğrendim! Müstear isimle yazı yazdığım gazetedeki Erhan Gömüç'ün de… Oturur, saatlerce sohbet ederdik de kim olduğunun farkında bile değildim… Şimdi nerde olduklarını, bilmiyorum…

Uzun yıllar sonra, milletvekili iken, Türkiye'de benim de hakkımda bitmemiş bir dava dosyası olduğunu öğrendim… Oysa uzun yıllar Türkiye'de idim! Polis beni "yakalayamamış"! Neden? Çünkü adamlar beni "Nazım Necmi" diye ararlarmış, ben oldum size "Nazım Beratlı"! Hinliğimden değil… Burada soyadı yasası çıktı! Mecburen değiştik… Bereket da değişmişik! Uzatmayalım…

İlgili yere ulaştık! Neden ararlarmış? Neymiş açık kalan dosya? Efendim, köleniz Türkiye Komünist Partisi'nin üyesi miymiş? Değil miymiş… Lâzımmış, dosya kapansın! Zamanında yakalayabilseler, yedi buçuk yıldan başlar; idama kadar yolu var… Te bizi bulsunlar, yasalar değişmiş, artık suç değil! Zaten ben de o zaman dedim ki: " Yahu parti önce ortaya çıktı, sonra kendi kendini feshetti. Genel Sekreteri Beyoğlu'nda kitapçı dükkânı işletiyor! Neden zahmet edip, otuz yıl beni ararlar, bu kadarcık mesele için! Ona sorsalar ya?" Gizli örgütün Üye Kayıt Defteri yok ya? Sorsalar ne olacak? O da ayrı mesele…

Sempatizanı idim ama üyesi değildim… Söyledik, kapandı… O davada birlikte "aranmakta" olduğumuz "yoldaşların" listesini de yazarım ama kendilerinin fenasına gider! Çoğu yüksek makamlardı o sırada… Biri de en yüksek! Belki de onların yüzü suyu hürmetine kurtulduyduk biz de… Ne bileyim?

Sonra bir gün, TKP'nin son Genel Sekreteri'nin turistik bir gezi için Kıbrıs'ta olduğunu öğrendik… Biz de hükümet! "Ayıptır" dedi, yoldaşlar…" İlgilenelim"… İlgilendik… İki gün dolaştırmak görevi de bana verildi… Kod adıyla Haydar Kutlu ile epey zaman geçirdim o vesile ile… Eski dostları konuştuk… Ortak dostların akıbetlerini sordum… Haliyle her şeyden çok da siyaset konuştuk! Komünistlik zamanında okumaya zaman bulamadığı filozofları okumaktaydı… O günlerde ilgi alanı Spinoza idi… Fakat, politik tahlillerinde, halâ uyuşuyorduk… Çok isabetli tahliller yapmaktaydı, bence…

Bunu belirterek, "Neden bir köşeye çekildiniz?" dedim…

Yanıtı: " Kırk yıl bir düşüncenin başını çekmişseniz… Size inanan binlerce insan sefalete düşmüş, ölmüş, işkencelerden geçmiş, hapislerde yatmışsa… Ve sonra bir gün siz çıkıp da 'yanılmışım' demek zorunda kalmışsanız… Sizin siyaset konuşmanız bile ayıptır!"

"Biz yanlış teori benimsediydik" diyorsan; susacan be arkadaş… Bir da memleketin kaderini eline almak istemeyecen… Ayıptır! Ne Hira Dağı'ndan geldin? Ne de peygamber belinden indin… Hayat senle mi kaimdir zanneden?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.