Bugün de yıldız kırpmayalım...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.56

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bugün de yıldız kırpmayalım...

"Kuyruğumuz sıkışık" dedik ama meğgul olduğumuz makale ve bildirilerden başka bir şey "okumaya ara verdim", demedik!

Benim, okuduğumu şarap gibi yıllandırıp, ya da çay gibi demlendirip; dönüp bir daha okuma alışkanlığım vardır. Daha önce de yazdım… Bu "bir daha"ların sayısı, konunun bende uyandırdığı ilgi ama daha çok da yazanın ustalığı ile doğru orantılı olarak artar…

Örneğin Kemal Tahir'e hayran olduğumdan, ustanın eserleri bende paramparça'dır… Biner defa okunmaktan parçalanmış! En büyük Rus romancılarından değildir… Ama ben, Konstantin Simonov'a da bayılırım… Onun kitapları da "parça pençik"! Ne mi demek? Bakın ben "Kaptan"a da bayılırım… Atilla İlhan'a! Romancılığını, şairliği kadar "büyük" bulmazlar ama ben zevkle okuyorum, ne yaparsınız? Haco Hanım Vay'ı yayınladığında, olayın geçtiği dönem, Şam'ın havasını vermek için mükemmel kullandığı zamanın dilini, yeni kuşakların anlamadığı şeklindeki bir "eleştiri"yi, "Öğrensinler keratalar" diye yanıtlamıştı… "Parça pençik"ten nereye geldik? Bakın…

O kadar sıkıntının içinde, dün akşam Rasıh Reşat aradı… Meğer ben önümüzdeki Pazar günü, Büyükkonuk'ta düzenlenecek Eko Günü'nde bir konser vermek üzere, Zekai Altan "yeğenim"e (eşi akrabamdır) söz de vermişim… Verdim, doğrudur… Hatırı için çiğ tavuk yerim, Zekai'nin! Şimdi iki de prova yapmak lâzım ve bugün Çarşamba! Ya eve gitmeyeceğiz, ya da uyumayacağız… Dur bakalım…

Ya, kısaca "son günlerde iki kitabı, yeniden okuyorum" diye kestirilip atılacak bir cümlelik bir meseleden, neler çıkardığımıza! Bakın, bakın… "Kitakse…" Elenika'sı bu… Romega yazacaksak, "Hore, hore" de desek olurdu… Sanırım yani… Rumcam "mükemmel" değildir… Türkçe'm daha iyi…

Bu kadar işin dinlenme aralarında, önceden okuduğum iki kitaba sardırdım bu günlerde… Ecevit Kılıç'ın Özel Harp Dairesi ve Cüneyt Öztürk'ün Kod Adı Bozkurt…

Ohh… Nihayet söyleyebildim… Amma lâf kalabalığı ettik ha?

Kitapların adlarından belli, ikisi de aynı konuyu işliyor! Biri dışarıdan… Öteki tam göbeğinden… Biri belgesel, öteki anı… Cüneyt Öztürk'ün her yazdığı birebir doğru değil ama en kritik günlerde TMT'nin başında olan Bayraktar'ın o günlerdeki kişisel havasını anlatmaya çalıştığı için, özel… Dönüp, dönüp birkaç defa okumanın faydası var… Her şeyin birebir doğru olmadığını nerden çıkarıyoruz? O günlerde biz de mücahit olarak yaşadığımız için, bazı şeyleri bilmek bir yana; yazarın anılarını anlattığı tarihsel bir şahsiyetin, kusur da sayılabilecek bazı tavırlarını perde gerisine itmeye çalışması da normal… İsterdim ki bu kitap yayınlandığında, Arif hoca sağ olsun ve onun yorumunu dinleyeyim… Bilindiği gibi Kemal Coşkun'un çok yakınında bulunduğu gibi, hem onu çok sever hem de bağlılıkla sayardı… Yazık! Hoca gittikten sonra çıktı…

Ecevit Kılıç'ın kitabını da hayretten hayrete düşerek okuyor ve o yılları sağ atlatmanın hayretini yaşıyorum! Meğer biz, devletin ta NATO'ya kadar uzanan bir organizasyonu ile boğuşmuşuz! Özel Harp Dairesi'nin ayrıntılarını okuyup öğrendikçe de başka bir şeyi merak ediyorum:

Bu organizasyon, NATO ya girildikten sonra, onların önerisi ile bir Sovyet İşgali "vuk'u bulursa" Anadolu'da oluşturulacak, cephe gerisi direnişi örgütlemek üzere kurulmuş, amenna! Bunu anladık… Her devlet, kendini koruma refleksine sahiptir! Bu da tamam… Dairenin en önemli eylemi olan TMT'yi organize edip, yönetmesi de anlaşılır…

Benim anlayamadığım şu:

1970 ile 1990 arasında ne uluslar arası koşullar, beklenen bir Sovyet işgalini ön görüyordu, ne de köylülükten tamamıyla kopuk (o dönem köylü nüfus %75 idi) üniversite öğrencilerinin ve işçilerin de küçük bir azınlığının oluşturduğu Türkiye Solu'nun, demokratik yoldan veya ihtilâl yaparak iktidara gelme gibi bir gücü vardı! Bugün bile yoktur… İşte mal meydanda…

Peki! Neydi o şiddet? O celal? Ne lûzumu vardı… Yıllardır düşünürüm… Okur yazar, araştırırım! İşte bunu çözemem…

Daha doğrusu, bilirim ama anlayamam…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.