Bir derviş hakka yürürken

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bir derviş hakka yürürken

Şeyh Nazım'ı kaybettik... Onunla ilgili son yazılarımdan birinde, " Eğer, o doksan yıllık sevgilisine kavuşursa, İslâm dünyası bir modern zamanlar evliyasını, kaybedecek!" demiştim...

Evet... Şeyh Nazım dün hakka yürüdü... İslâm dünyası bir "ahir zamanlar evliyasını" kaybetti... Bundan sonra İslâmi konular tartışılırken, Mevlâna Seyh Nazım-ı Kıbrısî'nin önemi daha da anlaşılacak...

Önceden de yazdım: Ben Nakşibendi Tarikatı'na inananlardan değilim... Siyaseten onun deyimi ile Bolşevik; dini inançlar bakımından Bektaşi'yim... Ancak, gerek siyaset dünyasında, gerekse pek çok örneğini okuduğum felsefi dünyada, bu kadar hoş görü sahibi düşünür, görmedim... Kendi gibi olmayana böyle toleranslı yaklaşan çok az insan vardı... Kendisine de bu kadar eleştirel bakabilen başka kimseyi tanımadım.

"Ben bir garip dervişim... Elimden bu gelir... Onun ötesinde her hangi bir mertebeye ulaştım mı? Onu Allah bilir..." lâfını ben ondan bizzat işittim... Bir hristiyanı karşısına oturtup, onun için dua ettiğine ben bizzat şahit oldum...

"İdrak-ı meali" kavramını, bana o öğretti... "Herkes bildiği kadar anlar... Herkesi kendinin değil, onun bilgisi çerçevesinde ikna edebilirsin! Senin ne bildiğin önemli değildir... Onun ne bildiği önemlidir..."

Ağzından, Pir Sultan Abdal deyişi de işittim: " Düşmanımın attığı taş, dostun attığı gül kadar beni yaralamaz!"

Hallac-ı Mansur'dan "Hazret" diye bahsettiğini de işittim...

Doksan yıllık yaşamında çektiği çileden hiç şikâyetçi değildi... Çünkü o inandığı için hiç taviz vermedi... Hak yolunda çileyi su gibi içti... İnandığı yola kendi benliğini feda etti... Allah yoluna...

Belki de bundan dolayı başka inançlara da saygı göstermeyi bliyordu...

Son dergâhı Lefke'de olduğu için, çoğu onu Lefkeli sanır... Oysa bugün Yiğitler Burcu dediğimiz tabyanın asıl adı, Kaytaz Burcu'dur... O bölgenin adı Şeyhin büyük dedesinden gelir! Ünlü Kıbrıslı şair Kaytazzade Nazım, dedesidir... Onun büyük dedesi Mustafa Baba da Lefkoşa'nın bilinen son Bektaşi dedesidir. Ben bunu kendisinin de ağzından onaylatmak şerefine ulaştıydım. Bu apayrı bir tarihsel meseledir... Bugün tartışılacak mesele de değildir. Bahsetmemin sebebi o, kendisini hiç anlamayanların dediği gibi ağabeyinin üzüntüsü ile bu yola girmiş değildir. Çok eski bir tasavvufi ailenin, son temsilcisidir.

20.yy boyunca, daha sonraki yüzyıllara miras bırakabileceğimiz, bir iki isimden, belki de birincisidir.

Şimdi biz ne dersek diyelim, arkasınan ne dua edersek edelim: az gelir...

Hayatı boyunca kendisini "aciz bir kulu" olarak tanımladığı Allah, onun hakkında en iyisini biliyordur.

Hastalğı esnasında yazdığım makaleye aldığım tepkilerden, Kıbrıs Türk Halkı'nın değerini bildiğini öğrenmekten mutluydum... Bugün hakka yürüdüğü haberi üzerine, kuzey Kıbrıs'ta hayatın durması da bu gerçeği bir daha ortaya koydu...

Bir derviş hakka yürüdü ama biz bir ahir zaman evliyasını kaybettik...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.