Zorla mı söyleyelim?

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Zorla mı söyleyelim?

Bakın bu bir itirafnamedir…

1974 Temmuzu'nda, adı üstünde "Rum MİLLİ Muhafız Ordusu" yaşamakta olduğum kasabayı top ateşine tutunca, yalnız kendim değil, o zamanlar liseyi yeni bitirmiş olan kardeşim de cepheye koştuk be sör… Kendi devletimizin "ordusuna" silah attık… Memleketimizin "yasal" ordusu, bu arada baktı ki bizi aşıp Lefke'ye giremeyecek, başladı kasabada kalan kadınları bombalamaya… Lefke Orta Camii'i bu arada yandı, berhava oldu… Anamla kızkardeşim ve o vakitler on yaşında olan küçük kardeşimin bulundukları eve 106'lık havan mermisi düştü, ev gitti… Daha benzeri, sayısız ev gibi… Bahçelerde kadınlar, parçalanarak öldü… Elye'de altı aylık çocuk öldü, havan atışından…

Bize de tepelerden bu rezaleti izleyip, ah çekmek kaldı… Zamanın sancaktarı, bu katliamı önlemek üzere teslim olmak kararı verdi… Teslim olduk… O da ayrı bir rezalettir… Bütün belgeler heriflerin eline geçti… Her birimizin kaçar kurşun sıktığımızı bile tespit edip, hesabını sordular…

Yani ben böyle bir utanmazım ki evime top atıldığında, "Vicdanen reddediyorum be gumbaro… Barosso hazretleri ve dahi AİHM cenapları nerelerdesiniz? Davacıyım…" demem, altıma kaçırmam; elime silahı alır, ben de cevap veririm… Verdim… Barış düşmanlığı! Erkek egemen tavır… Maçoluk… "Domalman da harbeden?" Çok ayıp…

Ben bu ayıbı işledim be sör…

Hiç istemem ama gene gerekirse, gene yaparım be süt… Gadalavis?

Geldi Urumoğlu, elindeki listelere göre bizi safta topladı… 1.Bl. 1.Tk. 1.manga komutanı mıydım ne? Silahım sten… 90 adet namlu payı mermiyi teslim almışım… Belgesi herifin elinde… Silahı nereye sakladığımızı eşek gibi söyledik… Mermi torbasını da bulup, kaç tane sıktığımızı saydılar…

Aldılar bizi, Limasola götürdüler… O zamandan böyle siyaset, tarih, felsefe şu bu okuduğumdan, yanımdaki arkadaşa, ( Dr. Kemal Özbakır) "Hah" dedim… "Ayvayı yedik… Biz bu devletin vatandaşı değil miyiz? Yasal ordusuna karşı savaşırken, yakalandık mı? Bu belgeli mi? Belgeli… Şimdi bunlar bizi 'isyan' suçundan mahkemeye verecekler, idam yemezsek, elli yıl yeriz her halde…"

Limasol'a gece karanlığında vardık… Okulun koridorlarında, beton zemin üzerinde sabahladık… Sabah oldu, gene safta toplandık… Bizi kaydediyorlar… Komutanlarına "ğasgale" diyorlar… Öğretmen… O da seferi… Sıra bize geldi, inatla diyor ki "siz öğrenci değil askersiniz"… Biz de anlatıyoruz ki tıbbıye öğrencisiyiz… Kızdı… "Yani" dedi, "siz bize karşı silah kullanmadınız?" Kemal zayıf bir adamdır… Birden erkek aslan gibi kabardı… "Of course we do!" dedi… "What are you doing here, as a teacher?"… Tercüme edeyim mi? "Tabii yaptık, sen bir öğretmen olarak burada ne yapıyorsun?"

Herif, şaşırdı… Şöyle bir nazar attı kendi üniformasına… Yakasında da bir yıldız… Teğmen…

Meğer kamp komutanı (Lohao=Yüzbaşı) bu konuşmayı dinliyor odasından… Çıktı geldi… "Yazın" dedi, " bu çocuklar öğrenci… Neyle suçluyorsunuz kendilerini? Bizim yaptığımızı yapmaya onların hakkı yok mu?"

Yazıldık…

Bir de kafamı uzatıp listenin başlığına baktım… Aaaaaaa!… "Prisioners of War" yazıyor… Harp esirleri… İpteydim da indim… İdam beklerken, birkaç ayda çıkacağımızı anladım…

Şimdi kardeşim, yoldaşım, benim naif yeni moda, "Denizler" diye mangalda kül bırakmayan ama silahtan korkan devrimcim! Bu teorinin savaşı haklı ve haksız diye ikiye ayırdığından bihaber lâfazanım! İktidar sembolüdür diye, erkeklik organına bile düşman olan postmodernistim!

Dünyanın hangi yasal devleti, kendi yasalarına göre yasal olan ordusuyla savaşırken, elinde silahla yakalandığı belgeli olan ve de üstelik bir de kükreyerek kabul eden kendi vatandaşına "savaş esiri" der? Hangi üniter devlet, kendi vatandaşı ile "savaşır"? Mahkemeye verir, hapse sokar, idam eder v.s. ama hiçbir üniter devlet, kendi vatandaşını, POW Camp'a tıkmaz! Hade bir hata yaptı, tıktı… Günü gelince, cezası bitince, açar kapıyı tahliye eder… Oturup, kendi ülkesinde bir başka "otorite" ile Rauf Denktaş'la anlaşma yapıp, ona teslim etmez…

Elde silah yakaladığı halde "vatandaşı"nı mahkemeye veremiyorsa, dönüp onu ülkedeki bir başka otoriteye teslim ediyorsa; bu mütekabiliyetin imza karşılığı kabul edildiğinin, tarihe yazılmasıdır… Ya da zorla alındığının… Yalnız da öyle edinilir zaten… Ne egemenliği? Kime yutturacak? Bana?

Mütekabiliyet vardır… "Zorla" ele geçirilmiştir… Ancak, "zorla" vaz geçeriz… Yeniliriz, tamam… Siyaset zor tatbikidir… O kadar…

Anastasiadis'in var olduğunu iddia ettiği lobi eğer varsa, bunu duysun; kendisi de Biden de Özersay da Davutoğlu da…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.