Sömürge aydınlarından gele gele nerelere geldik?

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Sömürge aydınlarından gele gele nerelere geldik?

Dün yazıyı, "yarın da size kiremitte lagos balığı nasıl pişirilir, onu anlatayım" diye bitirmiştim! Amma ve lâkin…

Üç gündür "alâkaya maydanoz" yazılar yazıyorum… Farkındasınızdır… Son zamanlarda "in" herif görünmenin bir ögesi de yemek yapmayı bilmek, ve hatta gurme geçinmek… Hangi televizyonu açsanız, dallamanın biri yemek tarifi yapıyor! Dantellliğin birinci şartı Nitzsche'nin aforizmalarından örnekler atmaksa, öteki de yemek yapmayı bilmek… Aforizmalardan örnek ama ha! Herhangi bir kitabından bir şey alıntılamak değil! O zor iş! Zaten okusa anlamaz ne dediğini…

Derin bir filozofi, ve ince bir zevk sahibi olduğu havası yaratılacak… Belki birkaç kevaşe düşer…

"Biz geri mi kalalım?" demek de vardı ama hayır! Ben bu Ahtapot Plâkisi'ni, kırk yıllık yazarlığımda, birkaç defa daha kullandım… Lâf bitince… Asıl anlamı: "Ölü ahtapot kadar kıymetin yoktur a hıyar" demektir, birilerine… Seninle uğraşamam… Git, "boydaşına dalaş"…

Şimdi, mesaj yerine ulaşmıştır ama göreceksiniz hiç ilgisi olmayan benzerleri de alınacak! Bizde böyle bir toplumsal kesit var… Başka yerde de var mı? Türkiye'de de var… Daha başka toplumları bilmem…

Aslında bomboş bir kafa ve sıfır kilometre bir beyinle dolaşacaksın, ama entelektüel rolü oynayacaksın… Bunun, bazı ritüelleri var…

Örneğin, aha bu lâf… Kökeninin Ermenice olduğunu asla bilmeyeceksin ama kat'a, meselâ demeyeceksin… Hele faraza, farzımahal gibileri, öğğğgggg… Onlar, Arapça! E bu da Ermenice! Kendi dilinin anasının ırzına geçmek, birinci "koşul"dur… Sakın ha! Şart deme… Ayıp…

İkinci koşul: Daima omzunda bir çanta olacak… İçinde ne olduğu belli değil… Koku, after shave, deodorant, cep telefonu, bir de kitap… Varsın iki seneden beri aynı kitap olsun, fark etmez… Onun görevini aşağıda ayrıca yazacağım… Uyar da bir da küçük bilgisayar olursa, çok iyi olur… Onun da görevi aynıdır! Aşağıda…

Üçüncü şart: İman ettiğin birkaç klişe olacak! Herkesin bildiği ama senin, kendinin keşfettiğini sandığın şeyler olmaları, "şayan-ı tercihtir"! "Bu bir sınıf mücadelesidir" gibi, " devlet ezer" gibi, "meseleye bilimsel yaklaşalım" gibi, "çözüm olmazsa hiçbir şey olmaz…" gibi… Kıbrıs Sorunu da tartışılıyor olsa, "bu sene soğanın musullası neden küçük" diye kavga da ediliyor olsa, beşuş bir çehre ile bunlardan birini yumurtlarsın, Mandra Filozofu Mustafa gibi "derin ve anlamlı" bir adam olarak, tabağa giriverirsin… Hele omzunda da çanta asılı duruyorsa, breh breh…

Dördüncü koşul: Belli bir yeri, tercihan Dereboyu'nda mekân belleyeceksin… Wi-Fi olmazsa olmaz… Oraya oturup, bir Filtreli Fransız Kahvesi söyler, malûm çantayı açıp, içinde iki senedir gezdirdiğin kitabı, masanın üstüne koyarsın… Görevi işte budur… Bilgisayarcığın yanında ise onu da masanın üstüne çıkarırsın… Artıkın biceğez, i pad, tablet falan da olur… Kahve küçük yudumlar halinde "yudumlanacak" bitmesin! Oradan nete dal, artık günün "mana ve ehemmiyetine" göre, Cemal Süreyya'dan mı olur, Nitsche'den mi sallarsın gider… Surat gayet ciddi olmalı…

Beşinci şart: Olmazsa olmaz değildir ama olursa çok iyi olur… Memlekette gazete çok… Biceğez da köşecik uydurursan bir yerde, genel yayın yönetmenleri beleşe yer doldurmaya hayır demezler, merak etme… Herhangi bir konuda haftada bir A4 kâğıdını doldurabilecek kadar okuma yazman varsa, saldır… O kadar yoksa, netten blog at… O da idare eder…

İşte oldun sen, bir koca entel, dantel… Artık Çuçugamişi Hastalığını da bilin, Mars'taki taşların yüksek ısıya verdiği reaksiyonu da… Söyle gitsin… Surat ciddi, omuzda çanta, bilmem nerenin da müşterisi olduktan sonra, kim tutar seni?

Eskiden bu memlekette, bir Sömürge Aydınları tipi vardı… BBC'den haberleri dinlemeden evden çıkmaz, Cyprus Mail okumazsa, o gece uyumaz… Şimdi de bunlarla AB Muhipleri var…

Ne deycen? "Gaaave Yemen'den gelir" deycen, ahtapot plâkisi anlatacan… Gene anlamayacak ama çok çok bir ahtapota zarar verir, insanlar kurtulur elinden, belki…

Anladın be süt? Gene anlamadın? Mesaimi seni tedavi etmeye ayıramam ama, kusura bakma…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.