HİCRANLI YILDÖNÜMLERİ KADER Mİ?

loading
2 Haziran, Salı
£

8.49

7.56

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

HİCRANLI YILDÖNÜMLERİ KADER Mİ?



Bu yazı, 1 Ağustos günü kaleme alınıyor. "TMT'nin Kuruluş Yıldönümü"...

5 Nisan 1999 günü öğle yemeğinde görüştüğümüz sayın Rauf Denktaş, o günlerde yayınlanan, uyanıklıkla ilgili bir kitaba gönderme yaparak, demişti ki :" Bu 1 Ağustos günü iddiası, bizim 1975 Kasımı'nda TMT'yi kurduğumuzu gizlemeye yöneliktir. Herşeyi kendilerinin yaptığını iddia ediyorlar!" Sonradan medyada da bu anlama gelen sözleri çıktığı için, şimdi o özel sohbette söylenenleri yazmayı, etiğe aykırı bulmuyorum.

Gerçekten de Kıbrıslı Türkler'in 1960 Cumhuriyeti'ne giden yolda yaşadıkları en ölümcül olaylar, Haziran 1958'de yaşanmıştır. Mayıs 58'de başlayan solcu Türkler'in tasfiyesi esnasında bile, TMT vardır. 27 Mayıs 1958 günü yayınlanan TMT bildirisinde, "Rumlarla işbirliği yapanların akıbetinin Fazıl Önder'inki gibi olacağı" duyurulmuştur. Meraklısına kaynak verelim!

7 Haziran 1958 gecesi, Lefkoşa'daki Türk Haberler Ajansı börosu önünde bir bomba patlar. Daha sonra BBC'ye verdiği bir mülâkatta, sayın Denktaş o bombayo bir arkadaşının koyduğunu söyler! Bunu yargılayacak değilim ama o bombalama olayından sonra, Lefkoşa Türkleri, Rum kesimine saldırırlar. Sabaha belediye pazarındaki Rum dükkanları tahrip edilir, Olimpiyakos kulübü yakılır, Larnaka'da iki Rum bıçaklanarak öldürülür, Lefkoşa'da polis merkezine saldırılınır... O gün 13 kişi ölür! Ölenler arasında Türk yoktur! 12 Haziran'da Gönyeli dışındaki tarlalarda, Köndemen köyünden 9 Rum'un öldürüldüğü bir arbede yaşanır! Haziran ayı sonuna kadar yaşanan olaylarda, 4 Türk, 25 Rum ölür ve EOKA karşı saldırı başlattığını duyurur. Temmuz 1958 ortalarında, ölü sayısı 35 Türk ve 55 Rum'a yükselir. 22 Temmuz'da vali ada çapında ateş kes emreder. 5 Ağustos'da da TMT ve EOKA ateş kesi kabul ettiklerini açıklarlar. Bütün yerleşim birimlerinde Türk ve Rum kesimleri ayrılır ve ateş kes yürürlüğe girer! Olaylar sona erdiğinde ölenler; 53 Türk ve 56 Rum'a yükselmiştir; 170 de yaralı vardır!

Kendi kurulmadan başlayan olayları durduracak, "ateş kes" kararı verebilecek ve kuruldultan dört gün sonra bunu yapabilecek bir örgütü dünya tarihi görmemiştir. Ve ayrıca Mayıs ayında kurulmazdan üç ay önce bildiri yayınlayan bir örgütü de tanıyan bir kişiyi, insanlık tarihi görmemiştir.

Haziran 1958 olayları, adayı gerçek anlamda bölen olaylardır ve öyle görülüyor ki birileri illâ ki tarihi kendileri ile başlatmak üzere, mantıkla da bağdaşmayan bir kuruluş yıldönümü icat edip; uygulamaya sokmuşlardır. Bu halkın kaderini belirleyen olaylar yaşanırken burada olmayanlar, sonradan tarihe sahip çıkmaya çalışıyorlar! Olan bu...

O günlerde Lefke'de de bütün Rum ev ve dükkanları yakılmış ve kasabanın Rum ahalisi, göçe zorlanmıştı. Çocuk aklımda o sıcak Haziran ayı, yanık ve is kokusu ile özdeşleşmiştir! Bir de tepemizde fırıl fırıl dönen sarı İngiliz helikopterlerinden yükselen acı mazot kokusu ile "Brosohi, Dikkat, Attention" çağrısı ile gelen sokağa çıkma yasakları! "Örfi idare!"

Ve herkesin evinde kasap palası bilemesi, uzun kebap şişlerinden bir tür mızrak, oraklardan bir çeşit kılıç, dümen millerinden ağızdan dolma şaşma atan kuburlar imal etmesi! Ve su borusundan bomba... Ve elma sepetlerinden çıkan altıpatlarlar... Ve hardal kokulu sis bombaları... Gökten yağan üç dilde hükümet bildirileri, bahçelerden çıkıp gelen beli tabancalı TMT'ciler... Bahçeden bahçeye, biz çocukların İngiliz'e görünmeden gidip gelerek dağıttığımız kimi mesaajlar! Helikopterlerin altında, kadınların ellerinde palalar, şişler çocuklarını eski hanayların üst katlarına toplayarak, sokaklarda vuruşmaya hazırlanmaları... O yaşımızda, o üst katlarda hazırladığımız Molotof Kokteylleri...

İki sene sonra, yine bir Ağustos günü, evimizin avlusundaki ceviz ağacının kaba gölgesinde oynarken, rahmetli babam üzerinde mavi bir gömlek, koltuğunun altında katlanmış Bozkurt gazetesi ile geldi...

"Müjde"dedi... "Cumhuriyet ilan edildi, fasariyalar bitti!"

Fasariyanın asıl büyüğü başlamıştı ama biz o Ağutos sıcağında, cevizin kaba gölgesinin serinliğine benzer bir huzur hissettik sanırım çocuk aklımızla! Sadece,

"Nasıl cumhuriyet?" dediğim aklımdadır, "hani Atatürk?"

Makarios'un karasakallı, karacübbeli görüntüsü ile Mustafa Kemal'in sarışın aydınlığını bağdaştıramamıştım... Belki de çocuk kafamda cumhuriyet ile Atatürk'ü özdeşleştirmiş olduğumdan... Fasariyalar rahmetli babamın dediği gibi bitmiş miydi gerçekten?

Ondört yıl sonra, tam da ayni günün, 16 Ağustos'un sabahında, saatin altısında, uykudan uyanırken, gözlerimi beton zeminin ağrıttığı sırtımın acısı ile açtım! Limasol'da Prisioners of War Camp'daydım! Kalkıp kantine gittim ve cebimdeki üç otuz paraya kıyıp, bir kutu süt ile bir "Daşşinobitta" aldım! Kahvaltı ederken de acı acı o eski 16 Ağustos'un ceviz gölgesini düşündüm.... Muhafız Rumlar "korktum" sanacaklar diye düşünüp direnmesem, ağlayacaktım! Aradan 29 yıl geçti... Geçen hafta Limasol'a gidip o okulu aradım... Bulamadım!

Ağustos ayını hiç sevmem! Bu ayda kutlanan bütün yıldönümleri bana acı veriyorlar

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.