Anayasa'ya hayır demenin on sebebi…

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Anayasa'ya hayır demenin on sebebi…

Önümüzdeki Pazar günü yapılacak olan referandumda, halkoyuna sunulacak anayasa değişikliklerinin neler olduğunu, halk bilmiyor. Ne yazılırken, ne de şu son bir aylık propaganda döneminde, ne halka bir şey soruldu, ne de bir şey anlatıldı. 1985 Anayasası, bu getirilmeye çalışılan "değişiklikler"den, daha hayırlıdır! Yalnız 1985'te "hayır" diyenler değil; herkes reddetmelidir. Çünkü bizim sistemimizde bir anayasanın tekrar değiştirilmesi için, çeyrek asra ihtiyaç vardır. Ve eğer bu kalem sürçmesi "anayasa" olursa, en az yirmi beş yıl bu haliyle yürürlükte kalacaktır. Siz, "çağdaş mağdaş" diye övgüler düzenlere bakmayın! Reddedin, gidip doğru dürüst bir süreçle, doğru dürüst bir anayasa yapıp getirsinler, hep beraber kabul edelim!

Anayasa, "yönetenler ile yönetilenler arasında, ülkenin nasıl yönetileceğine dair yapılan sözleşmelerdir"! Olur mu böyle, yarı buçuk, gizli gizli yapılan sözleşme?

Buyrun neden reddedilmesi gerektiğinin, sebepleri:

  1. Bu değişiklik önerisi, "vatandaşa anayasa mahkemesine kişisel başvuru hakkı getiriyorum" diyor ama hukuku vatandaşlar ve vatandaş olmayanlar arasında ikiye bölüyor. Vatandaş olmayanların, anayasa mahkemesine başvurma hakkı yok! Ne çağdaşlığı? Bu ırkçılıktır…

  2. Şeffaflık filan diye mangalda kül bırakılmıyor ama milletvekillerinin, mal beyanlarının, resmi gazetede yayınlanmasını yasaklıyor. Milletvekili mal beyanında bulunacakmış ama bu beyan bir zarfın içinde meclis başkanının kasasında duracak, halkın bilgisinden gizlenecekmiş!

  3. Milletvekili dokunulmazlığının, kürsü ve yasama dokunulmazlığından ibaret olması gerekirken, 1985 Anayasası'nda, "vekillik esnasında işlenen adi suçların infazı, milletvekilliği sonuna ertelenir. Bu sırada zaman aşımı ilkesi uygulanmaz" denilmektedir. Arkadaşların getirdiği "ilerici" değişiklik, yürürlükteki anayasanın, son cümlesini silmekten ibarettir. Yani "zaman aşımı ilkesi, uygulanır"… Dolayısıyla bir suç işledin, sonra milletvekili seçildin! İşlediğini suçun sorumluluğundan, kurtuldun demektir. Nasıl değişiklik? Güzel değişiklik!

  4. Yirmi beş senedir, 1985 Anayasası'nın Geçici 10. Maddesine karşı sövüp sayarak milletvekili seçilen bu kadronun Anayasa değişikliği metni, Geçici, maddeyi; kalıcı hale getiriyor.

  5. Anayasa'nın 90. Maddesi için önerilen "değişiklik", Türkiye Anayasası'ndan copy/paste yöntemi ile apartılmış! Bu nasıl "irade"? Bu birinci soru… İkincisi, "uluslar arası anlaşmalar, mecliste onaylandıktan sonra, anayasa mahkemesine götürülemezler" deniliyor! Bizimle uluslar arası anlaşma yapacak bir tek ülke olduğuna göre, bunun anlamı nedir? Bu değişiklik kabul edilirse, Ercan bir daha geri alınamaz demektir, haberiniz olsun, oyunuzu ona göre kullanın… Daha gerisini saymadım, yer yetmez …

  6. Belediyeler ile ilgili önerilen değişikliğe göre, bir belediye başkanı hakkında, yıllık bütçesinin %10'u kadar yolsuzluk iddiası yapılırsa, başkan hakkında soruşturma açılmaz, başkan görevinden alınamaz! "Hırsızlığa kılıf" dersem, ayıp olur mu?

  7. Bu değişiklik önerisine göre, bir gösteri esnasında, güvenlik güçlerinin uygulayacağı şiddet, ölümünüze de neden olsa, polisi mahkemeye veremiyorsunuz! Haberiniz var mı?

  8. Bir medeniyet projesi diye takdim edilip, Tipi tip sakız satma yöntemi ile reklamla halka yedirilmeye çalışılan bu değişiklik önerisi eğer kabul edilirse, iç hukuku eğer becerir de tüketir de AİHM'ne gider ve davayı kazanırsanız ne olması lâzım gelir, biliyor musunuz? Tekrar anayasa mahkemesine gitmeniz gerekir! 90. Maddeye göre, "uluslar arası anlaşmalar iç hukukun önünde gelir" ama, uluslar arası hukuk, uygulanması için, iç hukukun onayına tabidir! "Be ne yaman bir çelişki, anne?"

  9. Çocuk hakları bahsinde, bir önerilen maddeye bakınız; bir de meclisten geçip, önümüze getirilene… Önerilen herhalde herhangi bir AB ülkesinden copy/paste yapılmıştı… Bize sunulan ise sureten, "bu da var" densin diye yazılmış..

  10. Ve nihayet, "sivil anayasa" kavramından, "bu kadar yapabildik" kavramına bu sapış; aslında felsefi bir kaymanın delilidir. "Bu düzeni değiştireceğiz" iddiasından, "Sosyalizm insanlığın B planı olamazdı" felsefesine kayıp, düzen içinde yer aramanın kanıtıdır.

Hangi çağdaş yaşamdan bahsediyorsunuz?

Şimdi, tavatürü bırakın… Bu on maddenin hayatınızı darmadağın etmesine ve önümüzdeki çeyrek asır böyle yönetilmeye razı iseniz, kabul edersiniz… Ona buna sövenler, yukarıda yazılanların doğru olmadığını anlatsınlar, anlatabilirlerse… Demagoji ile düzen kurulmaz… Onun için, "Tabiatıynan hayır…"

Çünkü bu ileri doğru değil; geriye atılmış bir adım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.