Aslında CTP'de ne oluyor?

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Aslında CTP'de ne oluyor?

Bu memlekette oy nasıl alınır? Aslında her memlekette aynıdır… Ta John Kennedy'den beri bilinir ki temas etmediğiniz seçmen, size oy falan vermez… Kaç kişinin elini sıktığınız, dizine dokunduğunuz önemlidir. Ama yetmez… Bir de o insanı etkilemiş olmanız gerekir… İkna etmiş olmanız… Bu da aday olduktan sonra değil, önce yaptıklarınızla ilgili bir özelliktir. Bu işin, adayın karizması ile ilgili kısmı…

Bir de örgütün önemi var… Örgüt, adayı ne kadar çok sayıda seçmene ulaştırabiliyorsa, o kadar başarılıdır. Ne kadar çok gombina yapıp, seçimden sonra nemalanmak üzere adayı gebe bırakmaya uğraşmakla meşgulse de o kadar zararlıdır… Reklâmcının da önemi buradadır… Adayınızı, seçmene ulaştırmaktır, görevi… Saçma sapan sloganlar, kime hizmet ettiği belli olmayan filmler yapak, parayı götürmek değil…

Bir seçimde bana "Lefke'nin su sorununu çözeceğiz" diye bir broşür getirdiydi, reklamcı… Garip, Türkiye'den geliyordu ve orada yerel seçimde bu vaadi yapmak adetti ama oturduğumuz binanın ardından geçen arktaki su sesini dinletince kendine, yüzüme bir garip baktıydı… Yabancı adam, gelir size rahmetli Denktaş'ın sembolünü, seçimin ana konsepti olarak sunar; Şükrü ile Hüseyin'in repliğini de ana slogan… Kendi seçmeninize yabancılaştığınızla kalırsınız… Parayı kapar, gider… Anketçinizin yaptığı on anketin sekizi yanlış çıkar! Onu da ödersiniz ama…

Bizim sol partilerimizde, uzun yıllar söylenen yalanların sonucu olarak, sanılmaktadır ki yükseklerde bir yerde, oylar yığın halinde durmaktadır… Ve seçimde, başınıza nur gibi yağar… Onun için, bir defa bir seçim bölgesinde örneğin beş milletvekili ya da başkan çıkardıysanız, artık hep çıkaracaksınız… Ali'yi keser de Veli'yi koyarsanız listeye, bu defa da Veli seçilir…

Bu kadar kombinanın sebebi, bu yanlış "zan"dır…

Aslında oynanan bütün oyun, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimine yöneliktir…

Son seçimde yaşananlar da bu yanlış hesabın sonucudur… "Talât kaç aldıydı? %49.50? OK… Beni koyun aday, endek göndek, belki da elliyi geçerik!"

Bir milletvekili, "gizli" bir anket yaptırmış… Kendisi aday olmazsa, seçimi Eroğlu kazanacakmış… Elden ele dolaştırıyor, ille aday olacak! "Gizli" anket, elbette ki yalandır… Öte taraftan, M.Ali Talât da elbette ki eski cumhurbaşkanı olarak, aday! O da el altından söyletiyor… Bir zamanlar, bir meclis adayı gördüydüm bir köyde, "Bırakın" diyordu, "ben altın altın malı götürecem! Propagandaya katılmayayım…" "Gizlin" aday!

Bu ikisinin çekişmesi, tehlikeli bulunmuş; "Ne biri ne öteki; Özkan Bey olsun yoksa parti bölünür" diyenler de yerel seçimde on beş belediyeyi geçmeye oynamaktaydılar… On beşi geçselerdi, "Özkan bey, girdiği her seçimi kazandı… Ne Talât, ne öteki; Yorgancıoğlu" diyeceklerdi, diyemediler… Şimdilik… Arada boşalan başbakanlık ve CTP'li bakanlıklar da baştan paylaşılacaktı… Şeytan ".uşt"! Hevesleri kursaklarında kaldı…

İki aday daha var, kendini lâyık görüp, pusuda bekleyen! Daha doğrusu vardı… Biri elindekini de kaybetti, şimdi can havliyle meşgul; öteki de herhalde çocukluğundan beri bakıp bakıp ah çektiği Silihtar özlemini, başka bir gombina sezonuna erteler… "Aslında seçimi biz kazandık…" mavrasının sebebi, bu hesaptır…

Talât'a da iyi var… Be arkadaş, bir de doğru adam seçseydin… Hep yanlış?

Fransızların "Ministrabl" diye bir sözü var! Bakanlık edebilecek adam anlamına gelir… Bir de "electabl" derler… Seçilebilir adam demek… Herkes elektabıl değildir… Nasıl herkes "ministrabı" değilse! " Oylar adayın değil, partinindir" zannederseniz, herkes de "ben olayım o zaman" diye çırpınır tabii… Oysa, örgütün oyları, nicel birikimdir… Nitelik sıçramayı, adaylar yapar… Seçim öyle kazanılır… Hani o 99 dereceye ısınan su, +1 derece daha olmazsa, kaynamaz ya? İşte o mesele… Ne birinden vaz geçebilirsiniz, ne ötekinden… Eskiden dialektik diye bir şey vardı… Aklınızda mı?

"Adaylar, partinin kuklalarıdır" sanırsanız, başka hesaplar öne geçer, önüne gelen cumhurbaşkanlığına oynamaya başlar, herkes "bakan" olmak ister, başınıza giyersiniz… Bu parlamenter sistemde, "dışarıdan" bakan atamak usulü, sonsuz sayıda bakanlık talibi çıkarır karşınıza! Her aklına esen, "ben de bakan olmak isterim"! Neden? Hangi nitelikle? Seçim bile kazanamıyorsun!

"Madem Kadri kazandı, ben de kazanırım" zannederken, ona da kaybettirdiler! Komayın da anketle cumhurbaşkanı olacaklar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.