Tababet sanattır...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.43

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tababet sanattır...

Ben İstanbul Üniversitesi'ne girdiğim yıl, üniversite 500'üncü kuruluş yıldönümünü kutluyordu! 1471'de kurulan Fatih Medresesi'nin, Darülfünun ara konağı ile 1930'larda üniversiteye gelişmesi, doğal olarak, beş asırlık geleneğin sahibi yapmaktaydı üniversiteyi…

Mensubu ve mezunu olmaktan gurur duyduğum İstanbul Tıp Fakültesi de Abdülmecit döneminde, Tıbbıye-i Şahane'ye dönüşerek, önce Darülfünun, sonra da üniversitenin temel taşı olma özelliğini, yüzyıllar önceki medresenin de temeli olan, Tıbbıye ve Cerrahhane-i Şahane'nin devamı ve doğal mirasçısı olma niteliğinden alıyordu.

Kimimiz, bunun farkında olarak, tarihi ve felsefesini de özümsedi, kimimiz de bir "zenaaat" öğrenip, "meslek mektebi" olarak algıladı, ne yanı başımızda temelinde eski Bizans oymaları bulunan hamama dikkat etti, ne karşımızdaki Simkeşhane'ye girme lütfunda bulundu, ne avludaki Beyazıt Kulesi'ne tırmandı, ne hemen arkamızdaki Süleymaniye heybeti karşısında ürperdi, ne burnumuzun dibindeki Kapalıçarşı'nın ana caddesinden sapıp, Osmanlı zamanından kalma küf kokusunu soludu, ne de Botanik laboratuarının, Bekirağa Bölüğünün tutukevi olduğunu öğrenebildi… Her gün tırmandığımız merdivenlerden, Mahmut Şevket Paşa'nın, Enver Paşa'nın, Mustafa Kemal Paşa'nın da senelerce tırmandıklarını da düşünen var mıydı, yok muydu, bilemem…

Böyle bir geleneğin okulundan mezunum… Övünüyor muyum? Evet… Utanç mı duyacam?

Biz Tıbbıye'de okurken, her Çarşamba günü Dahiliye Kliniği büyük amfide, bir toplantı yapılırdı. Bütün hocalar ve öğrenciler hep birlikte… Hocalar dedimse, yalnız o kürsünün profesörleri 90 kişi idi… Gerisini siz hesap edin… Toplantının konusu şuydu: O hafta, o klinikte teşhis konulamadığından ölen bir hastanın, post mortem tartışılması! Herkesin söz hakkı da eşitti… Stajyer öğrenci de olsanız, Ordinaryüs profesör de… Dersleri astığım olurdu ama o toplantıları hiç kaçırmazdım. Bu yazının yazılmasına neden olan vak'a; kliniğin Hematoloji ve Gastroenteroloji bölümleri arasında kalıp da ölen bir hasta idi… Hematoloji iddia ediyordu ki vak'a sirozdu ve atlandı! Karaciğerciler de iddia ediyordu ki vak'a bir trombosit yetersizliği idi ve üstelik bir de dalağını aldırarak, ölümüne kancılar neden oldu… İki bölüm arasındaki tartışmada bir hematolog, Prof. Yücel Tangün; hastanın tahlillerine bakarak, karşı bölüme hak veriyordu! Orada, dünya literatüründe de yeri olan bölüm başkanı hocam Prof. Muzaffer Aksoy, ayağa kalktı ve meslektaşına şöyle dedi: " Sevgili Yücel, sen de profesörsün ben de… Sana verilecek bir dersim olamaz gibi görünüyor ama var! Sevgili çocuğum, tıpta teşhis rakamlarla konmaz! Tablo ile konur… Trombosit sayısının düşük olması, trombosit yetersizliğinden değil, karaciğer'in iflas etmiş olmasındandır! Kâğıtlardaki rakamlara bakarak, teşhis koymaya kalkarsan, işte böyle hastayı post mortem tartışırız!"

Öldükten sonra yani…

Hangisi mi haklıydı? Patoloji kürsü başkanı Prof. Münevver Yenerman'ın yaptığı otopsiye ve patoloji raporuna göre, hasta sirozdu! Haklı olan, bütün kürsüye karşı meydan muharebesi veren, Muzaffer Aksoy idi…

Bu yazıyı neden yazdım?

Bilgisayara rakam yükleyerek, teşhis konulamaz… O makinalar, size yardımcıdırlar… Akıl hocanız değil, "çocuğum"!…

Öyle yapılırsa, bütün dünyada %0.001 olan, (Yüz binde bir)Down Sendromu teşhisi, gelen hamilelerin %60'ına konulur ve bir de övünülür üstünden…

Olabilseydi,emin olun ki hem robotlar daha ucuza mal edilir ve hem de makine yağından başka masrafları, yoktur…

Dün gene bütün öğleden sonrayı, korkutulup aklı başından alınmış bir hamileye ayırmak zorunda kaldım… Son yıllarda bu memlekette her hamile kalan geri zekâlı bir bebek mi taşıyor? Yoksa, başka bazı zekâ özürlüler mi türedi?

Şimdilik bu kadar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.