Prof. Derviş Manizade ile bir öğleden sonra...

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.43

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Prof. Derviş Manizade ile bir öğleden sonra...

Sizi bilmem ama benim bu sıcaktan iflahım kesiliyor. Her gün ne yazacağımı düşünmekten de… Gelin bugün de bir anıyı hatırlayalım…

Aklıma nerden estiyse esti, dün birden Profesör Derviş Manizade rahmetliyi hatırladım.

Günlerden bir gün, bizim İstanbul'daki dernek binasına gittiğimde, dönemin KÖGEF başkanı İsmail Kemal, dedi ki : " Yahu bu Prof. Manizade, bize haber gönderdi. Birini istermiş, tartışsın! Sen gider misin?"

Bilen bilir, benim bu türden meraklarım vardı. Başka bir görüşü olan ama benden bilgili olduğunu düşündüğüm insanlarla konuşmaktan, tartışmaktan ve hatta feyiz almaktan büyük bir zevk alırım. "Elbette giderim" dedim… İyi ki de gitmişim, ondan sonra örneğin sayın Sayın Rauf Denktaş'la görüşüp konuşmamın, sebebi de budur. Hiç ummadığınız bir anda ve muhatabınızın da çok önemsemeden söylediği bir lâf, ansızın size hayatınız boyunca hatırlayacağınız bir ders verir. Lâfı uzatmayalım…

Randevu günü, rahmetli hocanın muayenehanesine gittim! O da benden beter, muayenehaneyi hasta bakmaya değil, meğer b u tür işlere kullanıyor! Kendisi benden beş dakika sonra geldi, elinde iki naylon kadehte, iki ayranla, asansör kapısından çıktı… Hemen kitaplarla dolu odasına geçtik, ayranın birini önüme uzatıp, ötekini de kendisi açtı, başladık konuşmaya…

O zamanlar biz Ortodoks Stalinci'yiz… Şimdi kimse kıvırmasın! AKEL'i, o zamanın genel sekreteri Papayouannu'yu, kapılar kapandığında kendi kendimize fısıldayarak eleştiriyoruz ama, meydanda toz kondurmuyoruz! "Proletarya partisi"! Ve dahi "Gençliğin yolu, işçi sınıfının yoludur." Höst yani… Şimdi lâf lâfı açıyor, bunu yazınca aklıma İGD Ankara Kongresinde, filmimi çeken polis kamerasına baka baka yaptığım o sonuna kadar komünist konuşma geldi! Cezası 7.5 yıl idi ama… Akıl mı?

Manizade hoca'ya, o kafayla giriştim… Rahmetli hoca da kaçın kurası ama billahi bana Viyana'da okurken, yurdun bodrumunda atış talimi yapan Hitler Gençliği'nin hiç de fena çocuklar olmadığını söyledi! Offffffff… Coştum kudurdum… Bağdat Demiryolu'ndan girip, Hüseyin Hüsnü Erkilet'ten, Nuri Kıllıgil'den, Enver Paşa'dan çıkarak, hocayı Alman Emperyalizmi'nin aleti olmakla suçladım! Ve elbette ki faşist olmakla… Yanıt mı? Hoca bana, "Faşizmin neresi kötü ki?" deyiverdi… Vay? Önce Dimitrof'çu bir tahlil sundum… Ardından 2. Dünya Savaşı hikâyeleri anlatıp, "şanlı" Kızıl Ordu'nun Berlin'e girişinden dem vurarak, yoldaş Mareşal Jukov'u selâmlayıp, sustum…Şanlı Kızılbayrak, Reichtad'ın çatısında değil de benim elimde dalgalanmaktaydı sanki! Manizade, "Hımmm" dedi, AKEL'e geçti… "Bunları siz komünist sanıyorsunuz ama milliyetçi bu adamlar" dedi… "Hop dedik"ti yani! Olur muydu? Anında İspanya İç Savaşı, Uluslar Arası Tugay üzerinden, AKEL'in şanlı enternasyonalist tarihini aktardım… Papayuannu, malûl gazi idi… Nasıl milliyetçi? Hoca lâfı 27-28 Ocak 1958'de Sarayönü'ndeki olaylara getirdi… Tam Anglo Sakson emperyalizmi diye başlayan bir tirad attıracaktım ki "Ne yani" dedi, "sarhoşun biri Sarayönü'nde İngiliz askerinin kafasına şişeyi vurunca, bu anti emperyalist kalkışma mı oluyor?"

Zaten belimde, küçük bir 7.65 tabanca var! Adam akranım olsa çekecem ama yetmiş beş yaşında koca profesör! Sövsen sövülmez, dövsen dövülmez, tabanca çeksen çekilmez. Türkiye'ye modern Ortopedi'yi getirmiş, başbakanları ameliyat etmiş bir adam… Ne yaparsınız? Artık yüzüm ne hale geldiyse, hoca gülmeye başladı… Meğer ben ortopedi değil ama düşünsel bir sınav vermekteymişim! Doğrusu gülemedim…

"Yazık" dedi, hoca, "AKEL sizi iyi yetiştirmiş!" Oysa bizi yetiştiren, başka bir parti idi ama hoca, öyle sanıyordu, bozmadım… Konspirasyon diye bir şey vardı… Elin faşistine örgütsel yapımızı mı anlatalım? Ekledi: " Çok eksiğin var!"

"Hocam" dedim, "dilerim 125 yaşınıza kadar yaşar, benim de 75 yaşımı görürsünüz! Sizin yaşınıza gelene kadar, eksiklerimi gideririm…"

Manizade, daha çok güldü! "Ben demedim mi?" dedi, "iyi yetişiyorsunuz…"

Kalktık… Asansörde inerken, "Söz ver" dedi, "okumayı kesmeyeceksin!"

Verdiydim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.