Bu ada içinizdedir...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bu ada içinizdedir...

Bu adada bir iksir olduğunu biliyorsunuz değil mi? Buraya gelip de gitmek, unutmak Kıbrıssız yaşamak mümkün değil! Hele buralı iseniz! Nereye gitseniz bu ada sizi kovalar… Zenon olur, bütün bir ilkçağ dünyasını etkileyen düşünceler geliştirirsiniz… Ada peşinizdedir… "Kıbrıslı" Zenon! "Küçük Fenikeli"…

Afrodit midir bu genlerimize işleyen, Omorfo Körfezinde doğup, Salamis'e kadar her yaz gecesi, bütün Mesarya'yı yalayan o meltem midir? Adonis midir, her gün denizden gelen esinti mi, her akşam Trodos Dağları'ndan bütün adaya yayılan o tarifsiz, kekik, şinya, çam kokusu mudur?

Bu adada bir şey var, biliyorsunuz… Hepimiz, tüm Kıbrıslılar biliyoruz… Bir sihir, bir afsun… Bu adada bir şey var…

Uzak denizlerin kıyılarında, puslu sabahlara bakarken; uzak kıtaların ortasından gelmiş, bambaşka bir dili genizden konuşan bir kadın; kollarınızda yatarken, sesi size bu adanın serçelerinin, cıvıldaşmasını hatırlatır! Sırtınızda koyun postundan gocuklarla, çok uzak diyarların, ölgün sabah güneşi birkaç dakikalığına göründüğünde, sizi adanın parlak güneşinin yaktığını sanırsınız… Her nerde bir zeytin ağacı görseniz, altında kalbinizi yakan bir kadın bulup, aşkınızı ilân etmek istersiniz…

Tropik bir ülkenin, her akşamüstü yağan selli yağmurları, nemi, rutubet kokusu; soğuk bir kuzey ülkesinin, ürperten sabah yeli… Nereye gidersiniz gidin, bu ada peşinizdedir…

Kendi alanınızda dünyanın bir numarası olursunuz, sizi Nobel ödüllerine aday gösterirler ama her yaz, küçük oğlunuz ensenize oturmuş; Sarayönü'nde yürümeden duramazsınız! Ada, peşinizdedir… Uzay şairi olursunuz, ama ölmeye ille de Girne'ye geleceksiniz… Bütün dünya sizi kutsarken, burada horlanacağınızı bile bile… Nereye kaçacaksınız?

Bu adada bir şey var! Büyü mü? Afsun mu? Yoksa kekre şarabı mı Limasol'un, Baf'ın… Dionisos'un lâneti mi?

Soğuk salonlarında bir sarayın, bir kraliçenin sofrasında; uzak dağların arkasındaki bir eski komünist liderin sarayının balo salonunda, sizle hiç ilgili olmadığını sandığınız bir yerel türkünün, akıttığı göz yaşlarınızda, bu adanın olduğunu hissedersiniz birden! Korkarak ve şaşırarak! Uluslar arası bir konferansın hitabet kürsüsünde, konuşmanızı yaparken… "Bu kadar mı?" dersiniz, kendi kendinize… "Böyle mi?"… Peşinizdedir ada…

Uzak bir ülkenin, ılık bir hastane odasının yatağında, kalbiniz size ihanet etmiş ölümü beklerken, fırsat bulup da her soluk aldığınızda, dışarıda doğan güne bakıp bakıp, bu adanın kokusunu koklarsınız!

Otu dikeni mi? Yanık kokulu keklikleri mi? Deli deli uçan üveyikleri mi? Bir fırtınanın ortasında Akdeniz'i geçmiş, karaya ulaştığında tir tir titreyen sığırcıkları mı, yoksa ellisi yüzü birden yenilen, turşuya konulan "selva kuşları" mı? Baharat kokulu, ağır kalçalı esmer kadınları mı yoksa?

Bu adada bir şey var…

İnsanın peşinden geliyor… Nereye gidersen git…

Başardığınızda kıvanç içinde, başaramadığınızda içinize gömdüğünüz üzüntünüzle, akşam üzerleri, içinde Apollon'nun altın arabasının fırıl fırıl döndüğünü bildiğiniz, akşam güneşinin kızıla boyadığı bulutlarda… Bu adada bir şey var…

Adınızı bir virüse verirler… Ama ada sizinledir… Dünyanın en önemli sosyal bilimcilerinden biri olursunuz ama halâ, kimi şeyler "betinize gitmektedir"! Böyle yazarsınız… Çünkü elli yıl gitmemiş de olsanız, ada yakanıza yapışmıştır… Dilinizde, kalbinizde, ruhunuzda yaşamaktadır! Yabancı bir dili konuşarak da yaşasanız otuz yıl, bu ada entonasyonunuzdadır…

Bu adada bir şey var!

Adını bakıra veren kınalı toprağında mı? Acı acı kokan dağlardaki, ovalardaki, bahçelerdeki yabani kerevizde mi sırrı? Tozu dumana katarak, arabanızın camlarını kapatmanıza neden olan o küçücük rüzgârlarda mı? Ovaları tozutan o küçücük hortumcuklarda mı?

Afsun mu, büyü mü, sihir mi?

Bu adada bir şey var…

Meltemde sallanan dallarda, denizden yükselen buğuda, akşam üzerleri her taraftan gelen zeytin yağı kokusunda…

Bu adada… Her nere gitseniz, her nereyi seçseniz, her nerede yaşasanız, sizi kovalıyor! Ta ki ölüp kırmızı toprağına karışana kadar…

Bu adada…

Bir sihir var… Ölümden sonra bile, sizi kovalayacak…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.