Genç olmanın ne demek olduğu…

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Genç olmanın ne demek olduğu…

Ankara'da ihtisas yaptığım yıllardı… Hastanenin lojmanında, küçük bir odada, dostum Dr. Adem Solmazer ile birlikte kalıyoruz. Küçük bir radyomuz, elli bir ekran bir televizyonumuz var. O dönem, Adem bekâr adam, akşamları çıkıp kavlince gezip tozuyor haklı olarak. Bense evliyim! Akşamlarımı lojman odasında okuyup yazarak, şimdi "bu da mı vardı" diyeceksiniz, resim yaparak geçiriyorum. Lâf lâfı açıyor, yağlıboya takımı almak için girdiğim kırtasiyeci, bana " Çocuk kaç yaşında?" diye sormuştu da çok gülmüştüm. Paramı, hafta sonları Kıbrıs'a gelip gitmeye saklıyordum.

O dönem, ilginçtir benim yaşamımda…

Bir gece, odada tek başıma bir şeyler yazıyorum… Küçük transistorlü radyodan, bir anonstan sonra mı, yoksa doğrudan doğruya mı unuttum, İngilizce bir şarkı başladı: I know what it is to be young; but you don't know what it is to be old! Ben gençliğin ne olduğunu biliyorum ama sen yaşlılığın ne olduğunu bilmiyorsun!

Büyük usta Orson Welles, o zaman daha hayatta… Öyle selis bir İngilizce ile söylüyor ki, her kelimesini anlamamak mümkün değil…

Dedim ya, yalnızım, gurbetteyim, dolmaya bahane arıyorum… Ağlamaya başladım… Bulursanız, dinleyin. Usta öldü ama sesi yaşıyor. Orada, Orsın Welles diyor ki:

"Gel birlikte müzik yapalım. Sen yeniyi söyle, ben eskiyi çalayım…"

Aradan bunca sene geçti… Şimdi ben de "gençliğin ne demek olduğunu" biliyorum. Gençliğimin en önemli arkadaşlarından birini kaybetmenin ne demek olduğunu öğrenmişim. Büyük mutluluklar, büyük ayrılıklar, büyük kırgınlıklar, kendi yaşam değerlerime göre, büyük başarılar, başarısızlıklar, bozgunlar yaşamışım… Sabahları birkaç hap almadan evden çıkamıyorum artık… "In time when your young days are over!" Gençlik günlerin sona erdiği zaman… O zamanı öğrenmişim artık Welles ustanın dediği gibi…

Birileri yeniyi söylesin, ben eskiyi çalayım… Bu özlem de geldi en sonunda… Yazarınız aklına eseni yapmakla bilinir ya! Tuttum, Arda Gündüz ile bunu da yaptım. Meclis'te bütçe bütçe diye diye birbirimizi yediğimiz bir gecenin sonunda, yukarıdaki odama çıkıp, takım elbisemi blue jean ile değiştirip, arabaya atladığım gibi, Mağusa'ya gittim. Orada, Templer şövalyelerinin kilisesinde, 13.yy'dan kalma bir kilisede, Arda ile beraber, 1960'ların, 70'lerin müziğini çaldık!Bateride de benim oğlan, Ulaş Beratlı! Ben eskiyi çaldım, Arda "yeni"yi söyledi… Orson Welles gibi etkileyici bir sesim olsa ve İngilizce'yi onun gibi konuşabilsem, her halde o parçayı da repertuara alır, ben de onu söylerdim. Dinleyicilere başka şeyler söyledim ama içimden o şarkıları, kadim dostum Sadi'nin ruhuna gönderdim… Almıştır…

"Couldn't find all the answers!" diyor Welles! Bütün cevapları bulamadım! Kim bulabilmiş ki? Soruları, herhalde mezara beraber götüreceğiz… Biz eskiyi çalacağız, gençler yeniyi söyleyecekler… Gün gelecek, onlar da eskiyi çalmak zorunda kalacaklar… Ve yeniyi başkaları söyleyecek. İnsanlığın, başından beri olduğu gibi…

O konserin resimleri Kıbrıs gazetesinde yayınlanınca, olay birden duyuldu. Millet bana sormaya başladı: "Gitar çalmayı sen biliyor muydun? Yoksa yenile mi öğrendin?"

E biraz kaçığız doğru ama yok da elliden sonra gitar, armoni, şu bu öğrenmeye kalkacak kadar! O kadar da uçmadık doğrusu… Ha uçtuğum alanlar var tabii ama bu değil…

Bir hafta sonra akşamüzeri eve dönerken, Arda aradı… "Abi" dedi… "De Molay bar, her hafta gitmemizi istiyor!"

"Solo gitarı da baban çalarsa, ben varım" dedim… Babası… Erdinç Gündüz… Tanımayan yok herhalde, Sıla 4'ün bestecisi, derlemecisi, düzenleyicisi, solo gitarı, solisti.. Babalar ve Oğulları koyardık grubun adını da… Erdinç benim kadar deli olmadığından kaldı o iş… Bu yaşta, barda göçerdik herhalde, sabaha karşı…

Yazı, yaşlı olmanın ne demek olduğunu öğrenemeyen dostlarım için…

Özer, Mehmet, Muharrem, Sadık, Mustafa, Ercan… Yaşlanamadılar…

Gençlere de selam…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.