Tanrı öldü mü?

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tanrı öldü mü?

Ünlü Alman düşünür Max Weber, bir yerde der ki: "Aydınlanma Tanrı'yı kilisenin elinden kurtardı, insanın içine soktu…" Zaten, Aydınlanma'nın Katolisizm ile Protestanlık arasında,yâni iki hristiyan mezhep arasındaki çekişmenin bir ürünü olduğunu fark edememişseniz, aslında bu konuya kafa yormanın varacağı bir yer de yoktur; "neden biz aydınlanma yaşamadık?" diye hayıflanmanın da… Çünkü biz hristiyan değildik de onun için… Deyince cuş-u huruşa gelenlerimizin dayanağı da bu sığlıktır.

Çağımızın en ünlü Marxist düşünürlerinden biri olan Terry Eagleton'un en son okumakta olduğum kitabı, "Tanrı'yı Öldürmek ve Kültür"de, yazar Weber'den hareketle, Aydınlanma'nın aslında Tanrı'yı insanın içine sokup, dini siyaset alanının dışına atmasının, "Tanrı'yı öldürmek" niyetinin bir sonucu olduğunu ve Aydınlanma Felsefesi'nin bütünüyle dine karşı bir devinim olduğunu ileri sürüyor. Ne var ki Eagleton'a göre, din siyasal hayatın dışına itilmiştir ama boşluğunu ileri sürüldüğü gibi yeni yaratılan yepyeni bir kültür değil, cinsellik ve klâsik sanatla kıyaslanamayacak sığlıkta, bir "yeni sanat" doldurmuştur. Ne anlamda? Siyasete etkisi anlamında…

İnsanın içine sokulup, bireyselleştirilen Tanrı ve din; sonuçta bireyselliği din haline getirmiş ve siyaseti her düzeyde bireysellik etkiler hale gelmiştir, diyor üstad… Cinsel tercih, estetik duygusunu boş vermiş sanat, gide gide "Ben böyle anlıyor ve istiyorum! Var mı diyeceğiniz?" meydan okumasına varan, herkesin kendi aklının kestiğine; orta çağdaki katolisizm düzeyinde bağımlı hale gelmiş bir tutuculuğu, "çağdaşlık veya secularizm" sanarak, yeni bir "din" şeklinde ona sarılmasına ve bildiğimiz din siyasetten dışlanırken, bu "küçük tanrıcıkların, her birinin dininin, yani kendinin" siyaseti etkiler hale gelmesine yol açmıştır, demekte hazret…

Ve tabii ki Tanrı'dan menşe alan klâsik dinler düzeyinde bir manevi değerler silsilesini bunların hiçbiri karşılayamadığından, Aydınlanma'dan beri "Öldürüldüğü" zannedilen Tanrı; post modern çağda, yeniden diriliyor, demekte Eagleton… Daha kitabı bitirmedim…

" Ateizm" diyor, " adının söylendiği kadar kolay değil… Tanrı'nın yerini tutmuyor…"

Avrupa ve Amerika'da en moda olan birkaç Marxist yazardan biridir… Bilmeyenlere duyurmak lâzım…

Yani, "Noluyor? Hop…" diyecek olanların hayalleri yıkılabilir ama "dergâh" mensubu falan da değildir…

1970'lerin çok popüler Yapısalcı Marxist düşünürü Althusser de derdi ki: "Marxizm bitirilmemiş bir teoridir…" Çağımıza göre düşünüp yazmak lâzım, anlamında… Engels ve bizzat Marx'da da benzer pasajlar var… Onlar da hergün değişen dünya karşısında, her gün yeniden düşünce üretilmesi gerektiğini, zaten sağlıklarında söylemişler, defalarca …

Kırk sene hiçbir şey üretmeden, daha kötüsü, üretileni bile okuyup öğrenmeden; zaman değişiyor saptamasına sığınarak ne Marx'ı inkâr etmek; ne de "yaşasaydı o da bizim gibi satılırdı" demek; sol dünya görüşü ile alâkası olan bir tutum, değildir. Dünya tabii iki değişiyor; zaten dialektiğin ilk önermesi bu… Zamanın yen düşüncelere de ihtiyacı elbette ki var! Bakın adamlar neler düşünüyor, yukarıda kısaca yazdık… Ne değişiyor ve değişime karşı ne yapmak gerekir? Soruları da ciddi bir entelektüel faaliyeti gerektirir… Çünkü "sol" ve hele Marxist sol, her şeyden önce bir felsefe okuludur. Alman İdeolojisi, 1840'larda, Manifesto 1848'lerde, Das Kapital 1860'ların sonunda, kaleme alınmışlar ama parti 1870'lerden sonra kurulmuştur…

Düşünce olmazsa, sola gerek de yoktur… Yalan dolan söyleyen, sıkıyı görünce nedamet getiren, beynini kiraya vermiş bir sola, ihtiyaç olmaz, ona göre…

"Tanrı dirildi…" diyor Eaglton, haberiniz olsun…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.