Türkiye toplumunu tanımak

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Türkiye toplumunu tanımak

İstanbul'a ilk gittiğim günlerdi… O zaman kadar benim tanıdığım Türkiye, buraya gelen öğretmenler ve birkaç subayla, Yeşilçam filmlerinde gördüğüm manzaralar ve gerçek sandığım gerçeküstü toplumsal yapıydı.

O zamanlar İstanbul'da "Bussing" marka otobüsler vardı… Motor kabinin içinde, gürül gürül gidiyorsunuz… Şoför solda, sağda motorla pencere arasında, kaptan hizasında iki de tek koltuk vardı… Tabii şimdi nasıldır bilmem ama o vakitler, yer bulup da oturmak, gayri mümkün… Hele gençler için! Bizde ondokuz-yirmi yaşlarımızdayız o devirler… Doğal olarak, ayakta seyahat ediyoruz. Arkadan binip, önden iniyorsunuz… Yıl, 1971'in son ayları…

Binmişiz Bussing'e, nereye gideceğiz unuttum… Tabii koltuklar arasındaki koridordayız, bir elimizle tepedeki bara asılmışım… Nerden hükmettim, hatırlamıyorum… Hayatımda bir daha inmediğim Ömer Hayyam Durağı'nda, ineceğim tuttu… Tarlabaşı Caddesi'nin sonunda, yol sola kıvrılıp, İngiliz Elçiliği'nin arkasından, Tepebaşı'na çıkardı… Yokuşu tırmanır da sola dönerseniz, Balık Pazarı… İşte tam o noktada, ineceğim tuttu… Bu yerler hâlâ duruyor mu? Onu da bilmiyorum… Koltukların arasından ilerledim… Kapının önünde, arkadan gördüğüm, başörtülü bir kadın var… Birkaç yıl önce bizde Celal Hordan, zorla başörtüsünü attırdığı ve sadece yaşlı kadınlarda yemeni v.s. gibi örtüler kullandığı için, kadıncağıza, " Müsaade eder misiniz, teyze?" dedim…

Kenara çekildi… Ve ben de hayatımın şokunu yaşadım… Çünkü yüzünü gördüm… Benden gençti! Suratıma öyle bir bakış baktı ki o "teyzeyi" ödendim ben… Bir okka oldum… Kendimi dışarı, güç attım…

Meğer Türkiye toplumu, bizim öğretmenlerin, birkaç subayın ve Yeşilçam filmlerinde gördüğümüz Ediz Hun/Hülya Koçyiğit'lerin toplumu değilmiş! Fatma Girik'in köylü filmlerinde kestiği roller gibi hiç değilmiş…

Uzun yıllar bunu anlamamaya devam ettim ama… İstanbul'un batı yakasının da iki bölümü var: Haliç'in güneyindeki tarihi İstanbul ki Aksaray'dır, Süleymaniye'dir, Şehzadebaşı'dır, Topkapı'dır, Kocamustafa Paşa'dır… Ve kuzeyindeki Pera… Ki Beyoğlu'dur, Şişli'dir, Pangaltı'dır, Nişantaşı'dır ve Mecidiyeköy'dür ki orada biter, dutluklar başlardı... Levanten muhiti… Pangaltı ve Feriköy, Rum mahallesi idi örneğin… Ben uzun yıllar, Şişli'de yaşadım… Ermeni mezarlığının karşısında bir sokakta… Fıstık gibi bir yerdir aslına bakarsanız ama yaşanan İstanbul'un içinde bile bir azınlık kültürüdür eninde sonunda… İşte Ermeni komşularımızı birkaç defa anlattım… Çok iyi insanlardı…

Ama tarihi yarımadaya geçtiğimizde, ki üniversite oradaydı, imparatorluğun eski başkentinin, Müslüman mahallesinde olduğumuzu fark eder miydik? Bilmem… Fakat, gene de "eski başkent" idi… Yâni ölçeğe vurduğunuzda, imparatorluktan kalma bir başka "azınlık" kültürü… Kendine has "unique" bir kozmopolit metropolde yaşıyorduk ve genel Türkiye kültürünü hiç tanımadığımızdan, haberimiz bile yoktu… Oysa o bizim burnumuzun dibinde, olanca haşmeti ile yaşıyordu… Gültepe'de, Umraniye'de, Florya'dan öteye Menekşe'de; Haliç'in fakir mahallelerinde, Kasımpaşa'da, Fener'da; Kartal'da, Zeytinburnu'nda… Gecekondu semtlerinde…

Güya komünisttik… Güya eylem çadırlarında sabahlar, Taksim mitingleri'nde kan döker, sokakları afişe boyardık, güya onlar için can alıp can veriyorduk ama onları tanımıyor; on dokuz yaşında kızlara, belediye otobüslerinde, "teyze" diyorduk…

Ve işin en mühimi, kültürel bir azınlık olduğumuzun da farkında değildik… Yabancı gibi… Acıdır…

Bir süre bu konuyu işlemeyi düşünüyorum… Beğenirseniz, okursunuz; beğenmezseniz Atatürk'ün idam fermanını yazan adamın oğlunu "Atatürkçü aday" diye ortaya çıkaran, soytarılara kulak verirsiniz… Devam edeceğim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.