Türk modernleşme tarihinde üç istisna

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Türk modernleşme tarihinde üç istisna

Birkaç gündür devam eden yazı dizimizde, Türk Modernleşmesi'nin temelinde, Batı Avrupa gibi gelişmekte olan bir ekonomik sınıfın üretim sürecini ele geçirmesinin ve Ahlâk'tan siyasete kadar, kendine dar gelen gömleği değiştirmesinin yatmadığını anlatmaya çalışıyorum.

Bizim "modernleşme" tarihimiz, bizzat sarayın toprak kaybının başlaması üzerine, buna çare aramaya başlamasının, tarihidir. Dolayısıyla "devrim" yukarıdan aşağıya, saraya bağlı ücretli memurlar tarafından dayatılmıştır. ( Salı günkü yazıya bkz.) Halkın böyle bir ekonomik ihtiyacı da söz konusu değildir, ahlâki bunalımı da… İki istisna hariç:

Osmanlı Hıristiyanları: Devletin ta Fatih Kanunnamesi'nden beri, ticari faaliyeti teslim ettiği bu nüfus, sermaye birikimini sağlamış olmakla beraber, önce kapitülasyonlar, geç tarihte de 1839 Türk-İngiliz Ticaret Anlaşması nedeniyle, Avrupai anlamda "burjuvalaşamamış", deyim yerinde ise Ticari Burjuvazi durumunda kalıp, bir "acenta" burjuvazisi haline gelmişti. Dolayısıyla, ülke için modernleşmekten çok, temsil ettiği çıkarların sözcüsü durumundaydı. Zaten, mensubu bulundukları Doğu Hıristiyanlığı dolayısıyla, Katolik Ahlâk bunalımı ile onların da ilişkisi yoktu. Sonuçta, temsilcisi oldukları çıkarlara da uygun olarak; modernizmin onca ögesinden, sadece "ulus devlet" ve ulusçuluk fikirlerini aldılar… Bu bambaşka bir araştırma konusudur…

Öteki "istisna", Mısır'dır: Orada da tepeden inme bir askeri modernizasyon uygulanmış ve Osmanlı anakarasından, daha başarılı olmuştur. Bunun da sebepleri uzun uzun yazılabilir… Başka bir araştırmada. Fakat günümüzün Mısır'ına bakanlar, ne kadar halka mal olduğunu, görebilirler. Ancak, Mısır'daki moderneleşme hareketlerinin, Türk modernleşmesine katkısı da inkâr edilemez! Türk modernleşmesinin manifestosu olan Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset"i, Kahire'de yayınlandı! Çünkü, Istanbul'da yasaktı!

Türk ulusçuluğunun doğduğu yer (modernizmin bir ögesi olarak) de ne Anadolu'dur, ne Selânik ne de İstanbul! Türk ulusçuluğunun doğduğu yer, Rusya'dır. Türk ulusçuluğu, Kazan, Kırım ve Bakü'de doğmuştur! Ve ne kadar ilginçtir ki Kazan kürk ticareti ile, Bakü petrolcülükle, Kırım da her ikisinin yapılması ile zenginleşen Tatar ve Azeri kırması etnik yapıya sahip, birer burjuvaziye sahiptirler. Kırım'da İsmail Gasprinski (Gaspıralı), Kazan'da Akçuraoğlu Yusuf, Bakü'de Ahmet Agayef ve Fethali Ahundov (alfabenin Latin harflerine geçmesini ilk defa ortaya atan ve hatta bunu Osmanlı Encümen-i Daniş'ine tavsiye eden adamdır)1, Başkırdistan'da Zeki Velidov, yine Bakü'de Neriman Nerimanov, Mehmedemin Resulzade; Kazan'dan Mirseyit Sultangaliyev... Hüseyinzade Ali... O Hüseyinzade Ali ki Ziya Gökalp Türkçülüğü ondan duyduğunu yazmaktadır.2

Neden? Rusya'daki Türkler Hıristiyan mıydılar? Hayır… Yerimiz daraldı… Konunun bütünlüğünü bozmamak için, yarın devam edelim…

Ama modernizm hareketinin, ekonomik kökenlerinin yanında, kültürel kökenini üreten İsmail Gaspıralı ve Cedid hareketini anmazsak, konunun ahlâki boyutu eksik kalır… Meraklısı için bir ara onu da ayrı bir makale olarak, yazar; yayınlarız… Hani da Katolik Ahlâk- Protestan Ahlâk çekişmesinin sonucudur, modernleşme? Sorusunun, yanıtı da olur… Weber'in "Protestan Ahkâk" kitabına bir daha bakın! Nerden çıkıyormuş bu "Protestan Ahlâk"? Daha iyi kavrarsınız ama yarınki yazıyı da bekleyin yorum yapmak için…

1 - İ. Ortaylı age s. 145

2 - Ziya Gökalp. Türkçülüğün Esasları

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.