Modernleşme: son

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Modernleşme: son

Cuma günkü yazıda, 1912'de kalmıştık… Berkes, adı geçen eserinde, İttihat'çıların ancak, Selânik elden gittikten sonra, ulusçuluğa meylettiklerini yazar. Gene de belirtmek lâzım ki asıl amaç, bir ulus devlete ulaşmak değil; imparatorluğu kurtarmaktır.

Enver Paşa, sarayın damadıdır! Tek örnek de değildir… Unutulmamalıdır ki Mustafa Kemal Bey de Sabiha Sultan'a talip olmuştur… Halil Paşa anılarında, hanedana damat olmanın bir parti politikası olduğunu yazar. Sonradan Atatürk'ün sofrasının demirbaşı olan Falih Rıfkı Atay, Zeytin Dağı'nda anlatır ki 1915'te Cemal Paşa'ya yaver olduğunda, henüz ulusçuluğu çok kaba saba bir bozkır öykünmesi olarak algılamaktaydı. Ve 1. Dünya Savaşı sonrasında, Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a döndüğünde, İzzet Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olmak istiyordu. Bu da bir sır değil…

Yukarıdaki iki paragraf da gösteriyor ki, ikinci kuşak Jöntürkler de saraydan menşe alan kendine has bir "modernizm" anlayışı ile imparatorluğu kurtarmaya çalışan devlet memurlarıdırlar. Asıl amaç "devleti korumak" olunca ve gücünü üretim hayatından olan bir sınıfın desteği de söz konusu olmayınca, çok da geç (1912)de galebe çalan bu anlayış, kendine göredir. Yani modernizm'in Avrupa'daki anlamından soyutlanmıştır. Ulus Devlet, zaten 1923'te bile bu memurların önemli bir çoğunluğunun fikri değildir… Öteki ilkeler, örneğin Laisizm, demokrasi, insan hakları, çok partililik v.s. bu memur zihninde, önemsiz ve hatta "tehlikeli" lâflardan ibarettir…

Halka gelince, onlar bin yıllık geleneksel zihniyet içinde yaşamaya devam etmektedirler. Zira, ne modernizm talep edecek bir üretim faaliyeti sürdüren vardır; ne de Avrupa'daki gibi "müsses" ahlâk ile sorun yaşayan, yeni bir sınıf doğmuştur ki "yeni bir ahlâk" aransın! Özellikle gayri Müslimler ülkeden bir biçimde kovulduktan sonra ortaya çıkacak olan "Türkleştirilmiş" sermaye sınıfı ( İttihat ve Terakki'nin "İktisadı Türkleştirme" politikasını merak edenler, Celal Bayar'ın anılarına baş vurabilirler) ise ya yönetimdeki memurların himmetine sığınacak, ya da batacaktır. Bir bakıma, Avrupa'da modernizm'i dayatan sınıf bile bizim kültürümüzde "yukarıdan" dizayn edilmiştir. Bu bakımdan, "memur zihniyeti"ne sahip olmak zorundadır, yoksa var olamaz!

Bu zihniyetin anlayışı da bizim Kıbrıs'ın gül şurubuna benzemektedir. Ne kadarı şurup; ne kadarı su belli değildir. Kimisinde şurup (yenilik), kimisinde su (geleneksellik) ağır basmaktadır. Mustafa Kemal'den sonraki savrulmaların nedeni de budur, gardrop Atatürkçülüğü'nün de… O sade şuruptu, bugün bile anlaşılamıyor… İçilince de ağır gelebiliyor…

Ancak, tekrar tekrar vurgulanmalıdır ki deyim yerinde ise "entelijensia" arasındadır bu çelişkiler! Halkın ilgisi bile yoktur… Zaten köylünün, örneğin Ulus ile Kızılay arasında dolanması bile "yasak"tır… "Modern görüntümüze darbe vuruyor" diyerek! "Görüntümüze"! Evet… Mesele görüntüdür…

Ve… Benim otobüste o kıza "teyze" deme şokum ile başlayan, Ankara'dan geçerek Anadolu içlerinde yaşamaya başladıktan sonra anlamaya başladığım, bizim gibi o Tanzimat Okulları'ndan yetişenlerin, aslında toplumun azınlığını oluşturduğumuz gerçeği; CHP'nin tarihi boyunca hiçbir seçimi kazanamamasından bile kafamıza dank etmiyordu…

Nereye kadar?

Benim "teyze" şehir etraflarına yığılmaya başlayana kadar, bir…

Ve çoook daha önemli olmak üzere, sermaye Anadolu'ya yayılmaya başlayana kadar, ikkiiii…

Benim Türkiye'de yaşadığım yirmi yıl öncede, ülkenin %25'i şehirlerde; %75'i köylerde yaşardı… Bugün, oran tam tersidir… Nüfusun %50'si, köyden kente akmıştır! Kendi değerleriyle…

O zamanlar GSMH içinde sanayi üretiminin %80'i, batıdaki 4 ilde üretiliyordu… Rahmetli Özal'ın "açılımlarından" sonra, şimdi bu oran da alt-üst oluyor… Anadolu Kaplanları denilen ekonomik bir gerçeklik, "yetiştirme" değil, kendiliğinden gelişen yeni bir Türk burjuvazisi yaratmıştır. Kendi değerleri ile tabii ki… Asıl şimdi, üretimden gelen zorlamalar, ihtiyaçlarını ve değerlerini değiştirecektir "İstanbul dükalığı" artık tek başına ekonomiye egemen değildir…

Bu, İttihatçılar'ın yapmak isteyip de asıl yapamadıklarıdır… "iktisat Türkleşmiştir"! Emir- komuta ile değil… Kendiliğinden… 16.yy'da değil ama 21.yy'da işte şimdi İŞID gibi EL Kaide gibi örnekler de İslâmi Ahlâk'ı tartışılır kılmaktadırlar…

Bugün nüfusun 25 milyonu, varoşlarda yaşıyor… AKP'nin asıl gücü budur… Bunu anlayamayanlar, önümüzdeki 25 yıl içinde çok daha "acı" bir deneyime hazır olmalıdırlar:

Çin'de 500 milyon insan varoşlardadır…

Marx'ın bilinmeyen güzel deyişlerinden biri de şudur: " Batı Avrupa için yaptığım bir yorumu, cihanşumül sandılar. "

Yanılıp durmamızın sebebi budur…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.