Nereden çıktı bu IŞİD?

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Nereden çıktı bu IŞİD?

Aylardır bekliyorum şu İŞİD (Irak Şam İslâm Devleti)meselesini kim ele alacak? Onunla da ilgimiz yok!

Kim bunlar? Merak da etmiyoruz? Bizim kaplumbağa kabuğu, bu kadar güçlü!

İslâm'da mezhep kavgası, Hz.Muhammed'in cenazesi kaldırılmadan başladı… Allah'ın resulü öldüğüne göre, artık ayet gelmeyecekti, kabul! Peki ama bundan sonra gelmiş ayetlerin anlamları konusunda anlaşmazlık çıktığında, yorumu kim yapacaktı? İki görüş ileri sürüldü: Hz. Ali ve taraftarları, Kur'anı Kerim'in zahiri anlamını değil; içsel "batınî" anlamının da kavranması gerektiğini, o zaman yorum konusunda bir sorun yaşanmayacağını ileri sürdüler! Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve taraftarları da o zaman her bir müslümana göre bir başka İslâm ortaya çıkabileceğini, bu bakımdan peygamberin hayatta iken yaptıklarını taklit etmenin, yâni "Sünnet"i uygulamanın yolda kalmaya yettiğini ileri sürdüler. Bunlara, "sünnet"ten ötürü, "Sünni" dendi… Ali taraftarlarına ise Şia, Şii…

Abbasiler döneminde Muttezile diye bir akım türedi! Akla aykırı olanın Allah emri olamayacağını ileri süren bu akım, Bağdat Medresesi'ni ihya etti. Nerdeyse 10-11.yy'da rasyonalizme varıyordu ki karşılarına İmam Gazali çıktı. Muttezile hareketine karşı oluşan yeni akıma, Selefiyye denildi. (Bizden Öncekiler anlamında)… Selefîyye inanç konularına aklın karıştırılması konusunda Mu'tezile mezhebinin tam tersidir. Mu'tezile mezhebi aklı birinci sıraya koymakla beraber akıl ile naklin çeliştiği durumlarda aklı kullanarak tevile gider ve genel olarak felsefeci bir tutum benimserken, Selefiyye mezhebi ise itîkâdî konularda akla yer vermez, sadece Kur'an ve Sünnet ile hareket eder. Yani peygamber ne ve nasıl yaptıysa o! Tıpkısının aynısı… Yoksa yoldan çıkılır, şirke düşülür…

18.yy'da orta Arabistan'da bir kabile reisi yeni bir Selefi görüş savunmaya başladı! Bu görüş, Muhammed bin Abdülvahhab'in üzerinde önemle durduğu tevhit (Allah'ın birlenmesi) konusundaki yorumu çevresinde toplanır. Muhammed bin Abdülvahhab'a göre tevhid, kullukta Allah'ı bir tanımaktır. Tevhid kelimesini (lâ ilâhe illallâh) söylemek Allah'tan başka tapınılan şeyleri tanımadıkça bir anlam taşımaz. Allah kalple, dille ve davranışlarla birlenmelidir. Bunlardan birisinin eksik olması durumunda kişi Müslüman olamaz. Buna göre Kur'an ve Sünnetin dışında emir ve yasak tanımamamalıdır... Herhangi bir hüküm koyucu tanımak, Allah'tan başkasından yardım dilemek, Peygamber için bile olsa, Allah dışındaki bir varlık için kurban kesmek, adakta bulunmak kişiyi küfre düşürür, can ve mal dokunulmazlığını ortadan kaldırır. Bu tevhid anlayışının getirdiği önemli sonuçlar vardır. Bunlardan birisi, Peygamberden şefaat talebinde bulunulamayacağıdır. Şefaat, Allah'a özel bir haktır. Bu nedenle Peygamberden doğrudan şefaat talep etmek, onu Allah'a ortak tutmaktır... Muhammed bin Abdülvahhab'a göre Kur'an ve Sünnet'te olmayan her şey bidattir. Bir bidat çıkaran melundur ve çıkardığı şey reddedilmelidir... Bunların başında mezarlar, türbeler ve bunların ziyaretleri gelir. Mezarlarda yapılan ibadetler şirktir. Peygamberin kabrini ziyaret bile şirke neden olabilir. Mezar ziyaretleri, türbe yapımı kesin olarak yasaklanmalıdır. Ölülere niyaz, tevessül, falcılara, müneccimlere inanmak, Peygamber'in anısını yüceltmek, hırka-i şerif, sakal-i şerif ziyaretleri yapmak, Allah'tan başkasına ibadet etmek, demektir.

Mevlit okumak, sünnet ya da nafile namazlar kılmak yasaklanmalıdır. Göz değmemesi için nazar boncuğu takmak, muska takınmak, ağaç, vb. şeyleri kutsal saymak, bir hastalık ya da beladan kurtulmak, güzel görünmek vb. için boncuk, gibi şeyler takınmak, sihir, büyü, yıldız falı gibi şeylere inanmak, iyi kişilere, velilere tazimde bulunmak, onlara dua etmek, onlardan yardım dilemek gibi şeyler de tamamıyla şirke neden olan bid'adlardandır... Minare yapılması da terk edilmesi gereken bid'adlardır. ( Wikipedya'dan)

Tarihi serüvenini de aktarırız ama yer kalmadı. Bu görüşe Vahhabilik denilir ve Suudi Arabistan'da iktidarı İngilizler'in yardımı ile ele geçirmiştir.

Ha işte bu İŞİD Vahhabi'dir…Önce "şirk"içinde olan müslümanları kesip, türbeleri yıkacaklar; sonar da cihad ilân edip, dünyayı nizama sokacaklar… Bunlar zamanında Halife'yi bile "kâfir" ilan ettiydiler, ona gore…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.