N'olur bizimle görüşün...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

N'olur bizimle görüşün...

Aylardır yazıyoruz… Neyi mi? Bir hatıra ile başlayayım…

Zamanın birinde, BRT'de birkaç yazar, rahmetli Rauf Denktaş ile Kıbrıs Sorunu ve kendisinin politikasını tartışıyorduk. Sıra bana geldiğinde sorumu sordum:

"Sayın başkan, herkesin bu mesele ile ilgili görüşleri var. Ben Rumlar'ın politikasına baktığımda, aslında bizi de kendi üniter devletlerinin çatısı altına çekmek istediklerini, ama günümüzde bunun koşulları bulunmadığından, bütün görüşmeleri, o koşulların muhtemelen oluşacağı günü beklemek üzere, çözümü ertelemek üzere bir taktik olarak kullandıklarını düşünüyorum… Federasyon'u asla kabul etmiyorlar ama 'yapar gibi' konuşuyorlar!" Rahmetlinin yüzü güldü… Ama ben devam ettim: " Sizin politikanıza baktığımda da aslında adanın kuzeyini ve mümkün olursa tümünü, Türkiye'ye bağlamak istediğinizi ancak aynen koşullar uygun olmadığından, o koşulların oluşacağı güne kadar, ehven-i şer olarak en az bir konfederasyona razı olabileceğinizi fakat onun şartları da olgunlaşmamış bulunduğundan, federasyon konuşur gibi yaptığınızı düşünüyorum."Allah rahmet elesin, herhalde bir yandan da monitürden, o anda ekranda kimin göründüğünü de kontrol ediyordu! Kaçın kurası? O muzip çocuk gözleri ile gülümseyerek, başını aşağı yukar sallayarak, beni onayladı… Çünkü, ekranda ben görünüyordum… Stüdyo dışında onu gören yoktu! Ve soruyu patlattım: " Neden doğrudan konfederasyon demiyor da federasyon talep ediyormuş gibi yapıyorsunuz?"

Bana yanıt vermedi… Artık danışıklı döğüş müydü, öyleyseydi ne ara durumu organize etti? Yönetmen araya girdi ve biz, "reklâmlara gittik"! Arada bana dedi ki: " Bu kadar konjünktür meraklısısın da henüz onu da söylemeye hazır olmadığımızı fark etmedin? Şimdi sana cevap vereceğim ama daha çok kaşıma bu konuyu…" Yüzü gülmeye devam ediyordu…

Reklâmlardan sonra, bize ve izleyenlere, federasyonların farklı yapıları ve konfederasyonlarla ilişkileri konusunda, üniversite dersi ayarında bir nutuk çekti! Örneğin ABD bir konfederasyondu ama adı federasyon olarak geçiyordu; İsviçre ise bir federasyondu ama adı İsviçre Konfederasyonu idi! Sustum…

Birkaç ay sonra, rahmetli Ecevit ile Şükrü Sina Gürel'i ikna etti herhalde! Açıktan konfederasyon istediğini, söyledi… Beni gördüğünde de gene muzip muzip gülerek, "İşte söyledim" dedi, "hoşuna gitti?"

Şimdi gelelim aylardır yazdığımız şeye:

Bana göre Kıbrıslı Rum komşularımız, yıllar önce yaptığım o tespitten, bir milim sapmış değillerdir! Onun için en korktukları şey de ansızın hiç beklemedikleri bir "çözüm" ile karşı karşıya gelmektir. Annan Planı'nı bir karabasan olarak algılamalarının altında yatan, buydu… Talat ile Hristofyas arasında yapılan görüşmelerde ulaşılan yakınlaşmaları, açıklamaktan inatla kaçınmalarının altında da bu yatıyordu… Eroğlu ile Anastasiadis arasında yapılan görüşmelerin ana taktiği de budur… Ve aslında oraya Talât'ı istememelerinin de! O barışı zorluyordu… Eroğlu'nu tahrik etmek daha kolay diye düşünmekteydiler…

Annan Planı sonrası o eski strateji devam etmekle beraber, dönemin taktik adımı; gaz üzerine oturtulmuştu… Masaya hanüz varlığı bile elde olmayan 65 milyon dolarlık bir "pot" koymuşlardı… Bizim buna karşı neyimiz var? Sadece toprak! " Seni buna ortak edeceğim ama sen ne vereceksin"? Toprak… O kadar… Pot büyüdükçe, alacak da artacak… Ve belki de en sonunda, "üniter devletin" çatısı altına girmek, kabul edilecek…

Şimdiki karabasan da o potun ne kadar büyüyeceği belli olmadan, veya büyümeden gene bir BM planı ile karşı karşıya gelmek! Çünkü bir kez daha reddederlerse, konjonktür değişir artık…

Şimdi bu hesabı bozan iki gelişme var:

  1. Su… Gaz biter ama su bitmez… Ve üstelik, su adımı, masadaki oyunu büyütüyor….
  2. Gemi gönderip,onun da kendi potunu büyütme oyununu bozuyorsun… Çünkü onun da %30'unun sana ait olması gerekiyor…

Yâni sen, hem oyunu büyütüyorsun ve hem de onun fişlerini artırmasının da önüne geçiyorsun. Masaya süreceği sermayeyi kısıtlıyorsun. Bu koşullarda ortaya çıkacak yeni bir çözüm plânını ret de edemez! Kendine göre, felâket…

Masadan kalkıp, kendine göre koşulların kendisi için daha avantajlı olacağı bir başka zamanı bekleyecek!

Onu yapmıştır… Oy birliği ile hepsi beraber… Ha! Aklıma gelmişken şu "su mavrası"nın, bilerek veya bilmeden kime yaradığını da bir değerlendirin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.