Lefke'de kültür katliamı

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Lefke'de kültür katliamı

Kıbrıs'ı fetheden Osmanlı ordusu içinde bulunup, fetihten sonra Baf Sancak Beyliği'ne getirilen Ebubekir Bey, sancağı dahilindeki Lefke kasabasında gezerken, Lâtinler'in tahrip ettiği, izbe haline gelmiş eski bir Bizans kilisesi görür. Bu eski mabedi tamir ettirip, camiiye çevirten sancak beyi, buranın ilelebed yaşaması için de kendi malından önemli bir miktar araziyi camiiye vakfederek buranın dedesi, Yavuz ve Kanuni'nin ünlü sadrazamı Piri Mehmet Paşa adına bir vakıf haline getirilmesini sağlar.

Yıl, 1572'dir...

1580'de, burada adanın Lefkoşa dışındaki ilk medresesi kurulur: Piri Mehmet Paşa Medresesi... 1700'lü yıllara kadar adada üç medrese vardır: Lefkoşa 'daki Büyük ve Küçük Medrese'ler ile, Lefke'de Piri Mehmet Paşa Medresesi... 1600'lerde, medrese yanına, Piri Paşa Sıbyam Mektebi de kurulur ve bu eğitim kompleksi tamamlanmış olur. Çevredeki araziye, Gureba Mezarlığı'nın yerleşmesi le de külliye tamamlanmış olur. Piri Paşa Sıbyan Mektebi, 1930'lara kadar, aktif yaşamını sürdürür. Rahmetli babam ve amcalarım, o mektebin öğrencileri idiler. Gureba mezarlığının da ayni tarihlere kadar çalıştığı ve 1930'lara kadar buraya "Bektaşi" adetlerine uygun olarak cenaze defnedildiği de arkeolog dostumuz Tuncer Bağışkan tarafından yayınlanmış bulunuyor.

1839'da, İstanbul'da Tanzimat Fermanı yayınlanır. Padişah Abdülmecit, mülkünün her tarafına olduğu gibi Kıbrıs'a da bir temsilci göndererek, yeni düzenlemelerin neler olacağını teb'asına anlattırmak üzere, Kıbrıs'a bir temsilci gönderir. Mir-i Miran Osman Paşa diye anılan bu zat, Lefkoşa'da hastalanır. Mir-i Miran, en alt rütbeden, sivil paşa demektir. Osman Paşa'nın hastalığı ile ilgili olarak, çeşitli söylentiler çıkar. Bizim resmi tarihçilerimiz, paşanın Lârnaka limanında kendisine çiçek sunan Rum kızları tarafından zehirlendiğini yazmayı yeğlerler. Tabii bu iddia sahipleri, esas olarak Osmanlı imparatorluğunun hristiyan teb'ası çıkarına düzenlemeler sağlayan, ödedikleri vergileri düşüren, devlet içindeki statülerini yükselten Tanzimat Fermanı'na, kilisenin taraftar olduğunu; buna asıl karşı çıkanın, ulema yani müslüman din adamları olduğunu, Rumlar'ın kendi lehlerine düzenlemeler yapmaya gelmiş bir adamı, kilise ve patrikhane de arkasındayken neden zehirlemiş olabileceklerini sorgulamayı da, hiç anımsamazlar. Paşamızın hastalığı ile ilgili bir başka söylence ise, Lefkoşa Ağaları'ndan Tahir Ağa'nın, Osman Paşa'nın karısına tutulduğu ve paşayı öldürtüp, kadını elde etmeye çalıştığına dair iddiadır. Paşa öldükten sonra, İstanbul'a dönen dul eşinin, padişahla görüştüğü, Abdülmecit'in bu görüşmeden sonra, Tahir Ağa'nın kellesini kestirtip, balmumu içinde Dersaadet'e getirttiği ve hatunu huzura çağırıp; "Bu muydu?" diye sorduğu da bilinen gerçekler. Uzun lâfın kısası, padişahın; paşayı Rumların değil de Tahir Ağa'nın öldürtüğüne inandığı; bu inancını da birinci elden bir tanığı dinleyerek oluşturduğu da meydanda...

İşte bu zehirlenmiş Osmanlı paşası, havası yumuşaktır diye Lefke'ye gelir. Şimdi Lefke Gardens Hotel olan binanın tam karşısındaki, halâ ayaktaki Binbaşı Hakkı Efendi'nin konağında kırık gün misafir kalır ve ruhunu Tanrı'ya teslim eder. Piri Mehmet Paşa Camii avlusuna defnedilen paşanın mezarı, sonradan karısının İstanbul'dan gönderdiği Abdülmecit dönemi Osmanlı taş işçiliğinin bir şahaseri olan, lahitle örtülür.

1974'e kadar, Osman Paşa mezarı orada yerli yerinde durmaktaydı. Camii'nin hemen yanıbaşındaki ilk okulda okuduğum için, bütün çocukluğum boyunca, lahdin durumunun ne olduğunu çok iyi anımsıyorum. İlkokul son sınıfta iken rahmetli hocam Sabri Öztoprak'ın görevlendirmesi ile Binbaşı Hakkı Efendi'nin oğlu, Sami Hoca Efendi ve kızları ile Osman Paşa hakkında bir söyleşi yaparak, bunu ödev olarak kâğıda döktüğümü, paşanın Lefke'ye geldiği garutsanın, konak ahırında duran kalıntılarını gördüğümü de anımsıyorum. Yâni benim çocukluğumun Lefke'sinde, çocuklar dahi camii'nin de mezarın da ne olduğunu, bilmekteydiler. 1974 sonrasında, Lefke'ye gelenler, bu "Art Nuva" örneği taş lahdi, bir yatır mezarı sandılar. Camii'ye tayin edilen bazı imamların da göz yummasıyla, önceleri karısına göz koyan herif tarafından öldürülmüş Osman Paşa evliya mertebesine yükseltilerek, lahit yakılan mumlarla rezil edildi. Sonra mermer badana edilerek rezaletin doruğuna çıkıldı.

En sonunda da sonradan olma evliyanın hatırına, dört yüzyıllık Piri Mehmet Paşa Camii'ne, "Osman Paşa" camii denmeye başlandı.

Lefke'de katliam, CTH ile sınırlı değil… Bir de kültürel katliam var ki…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.