Ercan niçin açılmaz?

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ercan niçin açılmaz?

İkinci Dünya Savaşı biterken, barış döneminde dünyada sivil havacılığın nasıl düzenleneceğine dair, ABD'nin Chicago kentinde bir konferans düzenlendi. O günden beridir, dünyanın sivil havacılığı, o konferans'ta alınan kararlara göre sürdürülüyor. 1944 tarihli Chicago Konvansiyonu... Söz konusu konvansiyon, devletlerin egemenliklerinin, ülke üstündeki hava sahalarına da etkin olduğunu ve bu alanlardan geçmek ya da bu bölgelere sefer yapabilmek için, ilgili devletin izninin gerektiğini, karar altına alır… Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu (ICAO) bu kurallarla çalışmaktadır. Nitekim, 21.12.1967'de Nijerya'nın itirazı üstüne, savaş yoluyla ayrılan Biafra'ya yapılan seferleri, ICAO durdurmuştur. Chicago'nun tamamlayıcısı olan Viyana Konvansiyonu'nda da bu gibi durumlara çare üreten başka bir düzenleme de yoktur. Chicago Konvansiyonu, "savaş halinde bile bu kuralların geçerli olduğunu" karar altına almış, "askeri işgal"in bile bunu değiştirmeyeceğini vurgulamıştır!

Kıbrıs Cumhuriyeti, henüz Türkler de devlette temsil edilmekteyken, Chicago Konvansiyonu'na taraf olmuş, sonradan da buna itiraz eden, olmamıştır.

Dolayısıyla, KKTC tanınmadığı sürece, Kıbrıs Hava sahası veya toprağına sefer yapmak ya da bu sahadan geçmek için, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin, izni gerekir! De facto egemenliğin, hukuk açısından bir anlamı, yoktur.

Nitekim, 13 Şubat 1975'te Ercan Havaalanı'nın açılmasından birkaç gün sonra, BM'deki "Kıbrıs Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi", BM Genel Sekreteri ve bütün üyelere birer yazı ile başvurarak, "Kuzey Kıbrıs'ta illegal bir hava alanı ile Türkiye arasında illegal bir havayolları şirketi (KTHY) tarafından, illegal seferler düzenlenmekte olduğunu bildirmiş ve engellenmesini talep etmiştir. Güney Lefkoşa bununla yetinmemiş, ayrıca otuz farklı ülke ile de "illegal" havaaanının tanınmaması konusunda anlaşmalar yapmıştır.

Bunun sonucunda, Kuzey Kıbrıs'tan yapılan bütün uçuşlar, Türkiye iç hatlarında, charter seferi muamelesi görmüşlerdir. Ve durumun bir neticesi olarak, örneğin 1988 yılında güneye yapılan sefer sayısı 33 800 uçuş iken, kuzeyde bu rakam, 3477'dir. Bütün uçuşların, %9.5'i… Onbir yıl sonra, Temmuz 2000'de Ercan'a sadece 384 sefer yapılabilmiştir. Güney Kıbrıs'a 34 farklı havayolu şirketi, tarifeli ve charter uçuş yaparken, kuzeye sefer yapan, 3 Türk şirketi bulunmaktadır. (KTHY de Türkiye'de kayıtlı olduğundan uçabilmektedir.)Kıbrıs Havayolları, Avrupa'da 30 farklı destinasyon noktasına sefer yaparken, KTHY, Türkiye çıkışlı olarak, sadece dört destinasyon noktasına sefer yapabilmektedir. Hiçbir uluslar arası havayolu şirketi, kuzey Kıbrıs'a tarifeli veya charter sefer yapamamaktadır, çünkü Kuzey Kıbrıs'taki fiili yerel otorite, dünya sivil havacılık trafiğini düzenleyen Chicago Konvansiyonu'na taraf olmadığı gibi, taraf olan Güney Lefkoşa'daki otorite de buraya ICAO kuralalrı çerçevesinde tarifeli uçak seferi yapılmaması için, zaten dünyayı ayağa kaldırmış bulunmaktadır.

Bunun yanında, hem Anastasiadis masada, hem de Hristofyas Mağusa'daki bir toplantıda: kuzeye yasal ve tarifeli uçak seferi düzenlenmesinin, kendileri için bir egemenlik konusu olduğunu söylemişlerdir.

Yâni, ne söylerik? Kulağımız duyuyor mu? Yoksa bir lâf edelim de ne olursa olsun mu demekteyiz?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.