Entelektüel denilen garip mahlûk...

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Entelektüel denilen garip mahlûk...

Niyazi Berkes'e bakarsak, sanılabileceğin aksine, entelektüel, gelişmiş toplumlara değil, geri kalmış olanlara has bir toplumsal gruptur. İleri toplumlarda, entelektüel değil, filozof, bilim adamı yetişir. Zira entelektüel, " Batı Avrupa kültür ve uygarlık dışında ve gerisinde kalmış bir toplumda, kitlelerden ayrılmış bir okumuşlar kitlesi"nden doğar. "Anglo Saksonlar'da entelektüel, gereksiz bir egghead'dir". Edward Said de Amerikan toplumu için, Berkes'i onaylar:

"… Uzmanlık kültü söylem dünyasında daha önce hiç, şimdi siyasetle ilgilenen entelektüelin bütün dünyayı gözleyip doğru sonuçlar çıkaracağını düşündüğü Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu kadar, egemenlik kurmamıştı."

Niyazi Berkes'in "akıl ve fikir sahibi kişiler", Loisse Althusser'in ise "akıl kullanan kişi" diye yorumladığı bu kavram, dünya düşün yaşamına, Rusya'nın bir hediyesidir. İlk defa 18.yy sonları ile 19.yy başlarında, Rusya'da kullanılmıştır. " Belli ki Batı düşününün etkisi altında okumuş kişilerin kafasının aydınlanmış, düşününün rasyonelleşmiş olduğu inancı altında, okumuşluğu olmayan cahil kişilerden, ayrı bir kategori oldukları doğmuştu." İngilizce ve Fransızca'da bulunan bir sözcük, "intelect"ten uyarlanan bir kelime "intelejensiya", 1.Alexandır zamanında, Rusça'da bu kişileri tanımlamak için kullanılır oldu ve bu türeme sözcük, geri dönüp batı dillerine de girdi.

Berkes'e göre, her okuyan entelektüel değildir. Berkes, entelektüel'in bir nevi "içsürgün" yaşadığını tespit eder! Önemli olan, inançlarınızı çıkarlarınızın önüne koymanız değildir, "declassé" de olabilmeniz gereklidir. Berkes'e göre, entelektüel'i devrimci yapan da budur. Kendi sınıfından kopup, aslında toplumsal tabakalanma açısından aşağı değil de yukarı doğru bakması, yani kendi sınıfına karşı gelmesi! İnançları yüzünden, kendi çıkarına karşı savaşması! Bu bakımdan her entelektüel, yaşadığı yerle bağımlı olmayarak, bir sürgündür aslında! Son yüzyıl içinde entelektüel ve intelijensiya hakkında çok şey yazılmış olmasına karşın, bu konuda belki de en ciddi fikir üretmiş olan yazar, Antonio Gramsci'dir

Gramsci'nin entelektüeli, bir başka kavram üzerine oturur. Çünkü o "orada entelektüel olmaz" denilen Batı Avrupa'daki entelektüeli tarif eder... Batı Avrupa'da toplumun, iktidarın, erkin v.s. geleneksel örgütlenmesi, geniş kitleleri de hareketlendirmeden değiştirilemeyecek kadar, yerleşiktir. Burada hakim sınıflar, sadece erk, güç kullanımı ve ekonomik iktidarı elde tutmakla yetinmezler. Ayrıca kilise, okul, aile, hukuk, kültür v.s. gibi alanlarda, kendi iktidarlarını geniş halk kitleleri gözünde "meşrulaştıran" paralel bir mekanizma ile de egemenliklerini sürdürürler. Antonio Gramsci bu yapıya Sivil Toplum der ve bir Hegomonya biçimi olduğunu savunur. Ve ona göre, yaşamın her alanında ama özellikle de ihmal edilmiş olan kültürel alanda, ya da Sivil Toplum alanında da bir Kontra Hegomonya oluşturulmadan, ne İtalya'da ve ne de Avrupa'nın geriye kalmış olan ülkelerinde, devrim yapılamaz.

Gramsci, "intelect" kullanmak anlamında, "herkes entelektüeldir ama toplum içinde herkes entelektüel fonksiyonu görmez" der! Ama önce, entelektüel tanımını ikiye ayırır:

  1. Kendilerini ayrı ve bağımsız bir sınıf sanan, "fil dişi" kulelerinde oturup, hayatın dışında deyim yerinde ise ahkâm kesen Geleneksel Entelektüeller,

  2. Günlük hayatta, her gün yaşamın içinde halk kitleleri ile organik bağlar oluşturmuş bulunan Organik Entelektüeller

" Herkes bazen bir çift yumurta kırıp yağda kızartabilir veya ceketindeki bir söküğü dikebilir. Ama herkes terzi ya da aşçı olduğunu iddia edemez."

Gramsci'nin organik entelektüelleri, "İçimizden biri" dedirtecek şekilde ve sürekli olarak halkla birlikte yaşarlar, halk ile kendi aralarındaki ilişkileri güçlendirmek için sürekli çalışırlar, ortak, bölüşülebilir çıkarlar yaratırlar. Amaçları, kişisel ilerleme değil, insanlığın daha iyi yaşamasıdır.

Kendilerini otonom, bağımsız ve dominant bir sosyal grup olarak görenler, bütünüyle kendilerine verdikleri, sanki de tarihsel bir devamlılığı olan bir sosyal grupmuşlar havasından ibarettir. Kendilerini yöneten gruba karşı sanki de bağımsızmışlar gibi düşünmek hoşlarına gider ama bu bir mit ve illüzyondan ibarettir. Esas olarak toplum içinde yöneten sınıfın tutucu bağlaşıkları ve yardımcılarıdırlar.

Gerçeğin yarısını, dindar bir bağnazlıkla savunarak, entelektüel olunmaz… Çıkarınız inancınızın önünde, meslek grubunuzun, bağımlı bir sözcüsü rolü oynayarak, entelcilik edemezsiniz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.