Entel var-Dantel de var...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Entel var-Dantel de var...

Adaya ilk gelen İngiliz valisi Garnet Wolseley, Londra'ya gönderdiği raporlardan birinde, bizden "Completly uneducated" diye bahsetmişti. Tamamıyla eğitimsiz, kara cahil… İstediğinizi seçin… Bu anlamda o zamandan da Müftü Hilmi Efendi gibi, Kaytazzade Nazım gibi seçkin ediplerimiz bulunmakla beraber, 19. Yy sonlarında, toplumsal düzeyde seçkin aydınlarımız olduğu, söylenemez… 20. Yy başlarında Ahmet Raik Efendi gibi bir düşünür yetiştirdik gerçi ama ne o kendinin kimliğinde Kıbrıslı bir öge aramaktaydı, ne de biz, işin doğrusu adama hakkettiği değeri verebilmiştik… Bugün bile kıymetini bilen zor bulunur…

İşin doğrusu, biz; modern eğitimle İngiliz Dönemi'nde tanıştık… Tarakçı Mektebi, İdadi gibi modern okullar, o dönemde başlamak bir yana, şiddetle karşı çıkılmış olan kurumlardır da… Dr. Hafız Cemal'e yapılanları, unutmayalım… Neydi kusuru? Okul açmak!

Bir sohbet esnasında, rahmetli Arif Hasan Tahsin, bana Bernard Show'un o ünlü anekdotunu hatırlattıydı! Hani adamın biri sormuş "entelektüel olmak için kaç üniversite diploması gerekir?" Yazar da cevap vermiş: "Üç… Seninki, babanınki ve dedeninki…" Sonra da "Benim babam çobandı, bu kadar olabildim"… Dediydi hoca!

Bernard Show'a bakarsak, bizim entelektüel olma şansımız, fiziksel olarak zaten yok! "Memlekette üniversite vardı da dedelerimiz mi okumadı?" deyip, işin içinden çıkmak gene de mümkün ama…

Ada Osmanlı'dan ayrıldıktan sonraki ilk kuşak aydınları tanımaya, yaşımız el vermiyor… Con Rifat'ı, Remzi Okan'ı, Feylesof'u falan… Fadıl Niyazi Korkut'un son yıllarını hatırlarım sadece… 1970 seçimlerinde aday olduydu… Küçücük bir yaşlı adam…

Benim anımsayabildiğim ilk kuşak aydınlar, ikinci jenerasyondur… Rauf Denktaş'ı falan saymıyorum… Onlar değil bahsini ettiklerim… Gramsci'nin "Rural intelectuals" dedikleri… Çevrede halkın içinde yaşayanlar… Bir ara onlarla ilgili bir makale yazmıştım: Sömürge Aydınları diye… Türkçe'den iyi İngilizce bilmekle övünür, haberleri BBC'den dinler, Cyprus Mail okur, İngiliz kumaşı elbise giyer, viski içer v.s. Rahmetli İsmet Kotak bayıldıydı… O kuşak, modernizmi de aydınlanmayı da medeniyeti de rasyonalizmi de her bir haltı, İngiliz'e benzemekle izah ederdi… Ne kadar "English", o kadar tamamdır…

Sonradan uç veren ve 1930'lardan sonra ağır ağır toplumsal önderliği ele geçiren milliyetçi kuşak, yüzünü Ankara'ya ve Lefkoşa'daki konsolosluğa dönenlerin eseridir… Bunlar da "ne kadar Türk, o kadar tamam"cıydılar… Osmanlı beri kalsın… Onların marifetleri bu yazının konusu değil ama kusursuz değildi onlar da! Mevlevi Tekkesi'nden bir başlarım, Büyük Medrese'den, Girne Kapısı Mezarlığı'ndan Yeni Cami'den geçerim ama dedim ya: Konu o değil bugün…

Derken, bizim gençlik yıllarımız geldi çattı… 68… Biz de yeni bir entelektüel kuşağı sunduk bu halkın tarihine… Komünist yazarları argüman alan yeni bir kuşak… Cumhurbaşkanı da çıkardık, başbakan, bakan, milletvekili, yazar, çizer, müzisyen, tiyatrocu ve dahası da… İngiliz'e düşman, Türkiye'ye gıcık, Rusya sempatizanı bir kuşaktı o da… Hatası sevabı ile ortada dolanmaya devam ediyor… Bedeller ödedi, bedeller ödeyecek… Daha bitmedi…

Ve 1990'dan beridir, yeni bir "entelektüel" kuşağı dolanıyor ortalıkta…

Türkçe bilmemekten utanmayan ama İngilizce bilmekle ( o da ne kadarsa artık) övünen, başkasının parası ile dünyayı gezmekten yüksünmeyen, bir ayağı Sarayönü, öteki Brüksel'de…

Sanki de "benim oğlum bina okur, döner döner gene okur" darb-ı meselini haklı çıkaracak, başa döndük… Türkçe'den iyi İngilizce bilmekle övünmak bâki kalmak şartıyla, patron değişti! İngiliz'in yerini, AB aldı şimdi… İngiliz "Anglo-Amerikan emperyalizmi" idi de AB'yi sanki Ho Şi Minh yönetiyor…

Nedir bu "tarihsel sarmal" gidiş? Nedenini bilen var mı?

Bence her haltı yarı buçuk anlamaktandır… Taşralılıktandır… Özne olmayı önce kendimizin sindiremememizdendir…

Bu günlerde, Kıbrıslı Türk ressam Gültekin Bilge'nin Louvr Müzesi'nde sergisi var! Haberiniz var mıydı? Umurunuzda mı? Hayır yani, yolunuz Paris'e düşerse, bir göz atın diye yazıyorum… Avrupalısınız ya?!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.