Fransa'da olup bitenler

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Fransa'da olup bitenler

Oriantalizm diye batı Avrupa kökenli bir akım vardır, bilirsiniz…"Orient"e, batıdan bakarak, onu hoş görür… Neresi mi Orient? Agatha Cristie'nin aynı isimli romanındaki expres trenin son durağı: İstanbul… Bu yukarıdan bakan, aşağılayıcı bir yaklaşımdır. Batının dışındaki herkesi, biraz çocuk, çok gelişmemiş mahlûkat sınıfından görür. "Yargılama" batı uygarlığına ait bir ayrıcalıktır. Neden derseniz, Sanayii Devriminden beri uygarlığın başını onlar çekiyorlar da ondan! Oysa bu 18.yy'a denk gelir… Ondan önceki iki bin yılı ne yapalım?

Bu konuda ilginç olan, bu Oryantalistler'in bizde de bir taraftar kitlesi bulmasıdır. "Entel"lerimizin çoğunluğu, uygarlık ile batı kültürü arasında, olmazsa olmaz, kopmaz bir bağ vardır sanarak, salhaneye koşan koyun tavrı ile boyunlarını bu usturanın altına uzatırlar. "Orient"i överken bile, batılılara sempatik gelen değerleri öne çıkarırlar, onlarla beraber. Bunun sonucu, kendi kültürünüze yabancılaşmadır…

16.yy'daki Osmanlı askeri gücü ile övünürsünüz örneğin de aynı yüzyılda, Ayasofya ile yarışan mimari eserler yaptığınız aklınıza gelmez! İslam tefekkürü insan sevgisinden bahsederken, Protestan ahlâkın daha beş yüz yıla ihtiyacının olduğu, akla gelmez… Hasan Sabbah, Haşhaşinler şu bu dilimizin pelesengidirler ama İbn-i Haldun, İbn-i Sina, Harezmi'yi bilmeyiz… "İnsan uygarlığının bir parçası değilseniz, yoksunuz demektir" diyen İbn-i Rüşt'ten haberimiz bile yoktur…

Kendi sentezimizi üretecğimize, bizim anti tezimizi; tezin yerine ikame etmeye kalkar, beceremedikçe de kendi halkımıza kızarız…

Fransa'da artık doruğa çıkan İslâm adına sergilenen, tavrı görüyor musunuz? Afrika'da, Suriye'de Irak'ta beş beteri yapıldı ama Paris gibi bir dünya başkentinde, yapılınca kör parmağım gözüne der gibi, insanları uyardı… Ertesi gün yapılan büyük terör karşıtı mitingte, en dikkati çeken pankart; " Müslüman' ım ama terörist değilim" sloganı olmalıydı…

Müridi olup da mümini olmayan bir din, yaşayamaz… Bütün inananlarının, mürid düzeyinde ritüellerine ve pratiğine bağlı olduğu bir inanca, din değil; tarikat derler… Dinsel pratiğin dışında inananları olmayan bir din, yoktur…

Bu çerçevede, geçmişteki Selefiye tarikatından türemiş, Vahabbi'liğin bir türevi olan bu son tutucu, hareketler; İslâm'ı temsil niteliğinde değildirler. Ancak, kendi mensuplarını temsil ediyorlar. O da dünyadaki bütün müslümanların, küçük bir azınlığıdır.

Bütün semavi dinler, kendi felsefeleri ve ahlâkları ile vardırlar. Çünkü peygamberi sonsuza kadar yaşayan din, yok! Peygamberden sonra yorumu kim yapacak? O dinin tavvufu yapar yorumu… Dinin mektebi, tasavvuftur. Oysa bu Allah adına insanların ömür süresini belirleme yetkisini kendiliğinden edindiğini zanneden inacın, daha başından felsefeyi yasakladığını, bilmeyen, bilmez… Düşünce yok, ama karar var… İnsaniyet adına, Allah adına, resulü adına karar veriyor ama dinin kendi düşünce sistematiğini de yasaklamış!

İşin acı tarafı, İslâmiyet'e dışarıdan bakanlara, görülecek tek örnek olarak, bunlardan başkasının bırakılmamış olmasıdır. Yok başka bir örnek! Bunun sebebi de ne o fanatik grup mensuplarıdır, ne de Müslümanları onlardan ibaret sanan Avrupalılar! Biziz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.