İslam Osmanlı'dır...

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İslam Osmanlı'dır...

Geçtiğimiz haftanın bence en önemli lâfı, bizim gazetede söylendi ve dikkatlerden de kaçtı!

Şeyh Adil Nazım Kıbrısî Efendi demiş ki: " İslam Osmanlı'dır… Osmanlı yok, din de işte böyle ucube oldu…" Fransa'da yerde yatan ve aman dileyen bir iddiaya göre de o da Müslüman olan polise kurşun sıkanların İslâmiyet anlayışı konuşulmaktaydı, elbette…

Tanzimattan beri bizim fikir dünyamıza aiz olan bir illettir: Müslüman bir ilim adamı ya da mütefekkir bir şey söyledi mi, eğer ona bir de batıdan argüman uydurmazsanız, kıymeti harbiyesi yoktur. Bu bakımdan, Adil Efendi'nin söylediği doğruyu, hristiyan bir düşünürü argüman göstermeden haklı bulursak, adımız da gericiye çıkabilir, Allah muhafaza…

Aydınlanma felsefesinin temellerinden birini, Protestan Ahlâk'ı yazan Max Weber, bir inançlar bütününe din diyebilmek üzere, bazı koşullar arar. Evrene dair bütünlüklü bir keramet iddiasında olmak, müridlerinden daha çok müminlere sahip olmak, falan gibi bir dizi tanım içeren bu tarifte, bir de "hükmedenlerle, hükmedilenler" barındırmak vardır. Yani bir inanç sistemi, iktidar ilişkileri dışında, din olamaz… "Dinleşemez…"! Hristiyanlık tarihi bunun kanıtıdır ama islâmiyette de aynı ilişkiyi, İran ve Anadolu'da aynı inancın yaşadığı serüvene bakarak, anlayabilirsiniz. Ayni Hacı Bektaş, Hatayi inancının bir İran'daki kurumsallaşmasına bakın, bir de Anadolu'daki ezilmişlik tarihine… Fark? İktidarı ele geçirmiş olmakla, geçirememiş bulunmak arasındadır.

Nedir? Nedendir? Öyle ya? Sadi "Bir posta on derviş sığar ama dört iklim iki padişaha dar gelir" derken, dünyadan da ahretten de geçiyor geçmesine ama, bu "iktidar/inanç ikileminin" esbabı?

Aslında meseleyi sadece iktidar ile izah etmekte ısrar edersek, konu çerçevesi dışına kayar kaçınılmaz olarak… Çünkü asıl söylenmesi gereken odur ki bir "semavi din"i yaşatabilmenin asıl önkoşulu, o düşünce, inanç bütününü, yaşayıp, yaşatmaya yetecek bir düşünsel, inançsal zenginliğe sahip olmak, şarttır! Bu düzey de yerleşik bir uygarlığa ait olmayı gerektirir. İktidar ilişkisini de bu anlamda ele almalısınız… Çoban Toplum'dan Animizm Şamanizm çıkar ama semavi din çıkmaz… Çıksa bile yaşamaz… Hristiyanlık, Roma imparatoru Konstantin ile "dinleşti"… Rus çarları ikna olmasaydı, Ortodoksi ölürdü… v.s.

İslamiyet ise ta başından "devletleşti"! Hz. Muhammet ayni zamanda bir de devlet başkanı idi…Halifelik kurumu da devletleşmenin kristalize edilmiş hali sanki de… Nereye kadar? 1918 ya da hayda hayda 1915'e kadar… Osmanlı kendinden öncekilerin halefi olarak varken, İslamiyet de var; bütün ihtişamı ile… Ama yerleşik uygarlığı, İngilize kanarak kovup, yerini almaya kalkarak alamayan (çünkü alamazdılar, zira onlar başka bir uygarlık düzeyi idiler) hilafetin de çökmesine neden olan Arap veya Bedevi kabilelerini İslamın sözcüsü yapmaya kalkınca, işte ortaya bu ucubeler çıktı… İŞİD, El Kaide, Boka Boka… Çünkü o uygarlık düzeyi; bu düşünce ve inanç sistemini değil yaşatacak, henüz daha anlayacak düzeyde değil…

Bırakın belâyı, 20.yy başında bunların yaptıkları, davanın asıl sahibini de küstürdüğü için, iş bu hale döndü… Dinin sahibi redd-i miras eyledi, konu aklı ermeye uygarlık düzeyi yetmeyen çoban toplum müntesiplerine kaldı. Onlar da Dar-ül Harp diye, yarde yatan, aman dileyen insanları infaz etmeye başladılar…

Adil Efendi ne kadar haklı? Şeyh Nazım'ın feraset pınarı çağlamaya devam ediyor…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.