Gözümüzü oydurduk geri geldik...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gözümüzü oydurduk geri geldik...

Üç ayda, ikinci büyük ameliyatı geçirdim… Hangisi daha zor derseniz, tabii ki Koroner Bypas… Hala elli metreden uzun yürümek için, durup dinlenmem gerekiyor. Ancak, hiç görmeyen bir sol gözle ameliyat masasına yatıp, lokal anestezi altında gözünüze dört tane iğne sokulmasına iki buçuk saat dayanabilmek, ( Biri, doğrudan lamba be sör, öteki laser, iki tanesi de neşter, makas v.s.) bu arada ameliyat hemşiresinin güzelliği hakkında cerrahla sohbet edebilmek de her delinin harcı değil her halde! Cerrahın, "şimdi makula'ya giriyorum arkadaşlar, dikkat" demesini, duyup, en küçük bir hatada ebedi kör kalacağınızı bilmek, ""sen yarın katarakt da olacaksın, lensi de alayım mı?" sorusuna, "Al hoca… Koydurma lense mense şimdi" diyebilmek de zaten hemşireye sataşmadan, mümkün değildi. Kız bekârmış da ama bizde derman kalmadı ne çare… Kör herife mi tav olacak?

Koroner Bypass evet daha zor, çok daha zor bir ameliyattır ama iki buçuk saat gözünüzde dört tane iğneyle yatabilmek, kolay değildi doğrusu… Otuz dört tane kanama odağı yakılmış, retina dikilmiş, lens alınmış, intra oküler lens takılmış ve size "birkaç hafta hiç görmeyeceksin" denildikten sonra, ertesi gün dünyayı görmüşsünüz. Prof. Yusuf Akar ve ekibine de ayrıca teşekkürler… Allah başka hekime teşekkür etmek zorunda bırakmaz birkaç yıl, inşallah…

By Pass'a girerken, "Başarısız olurlarsa, ben zaten bilmeyeceğim" diye düşündüydüm… İlhan Hoca ile Barçın Hoca canavar gibi beni kaldırdılar… Ama bu defa kazın ayağı öyle değil! "Başarısız olurlarsa, kör olacağım" diye girip yatıyorsun masaya… Basın etik kurulu beni affetsin ama ".öt" ister…

Yattık, çıktık… Ertesi günü de gördük… Gazete de okuyabiliyorum, kitap da… Zaten Prof. Yusuf Akar'a, "Picasso tablosu yapacağım yok! Çocuklarımın ve sevgilimin yüzünü göreyim, bir de aklımda bitmiş sırasını bekleyen üç romanı bitireyim yeter hoca… Üniversitede derslerimi de verebilirsem, ne mutlu… Çok uğraşma…" dediydim… Dün derse de gittim, kına yakılabilir… Daha işimiz bitmedi… İki ay sonra bir daha yatacağız ama artık kalan iş yapılanın yanında, çok basit kaldı…

Birkaç sene önce, Eşref Vaiz'e, "Ben savaşmaktan korkmam… Savaşmadan geri çekilecek değilim" dediydim… Savaşıyorum… Daha ölmeye niyetim yok! Türkiye'de ameliyat olmam için kurul kararı vardı. Kullanmadım… Ücretini cebimden ödedim. Faturayı getirirsem, anayasa ve hasta hakları dolayısıyla, bakanlar kurulu bunu her vatandaşa yaptığı gibi, bana da geri öder… Ama getirmeyeceğim… İstemem… Çünkü ben, bu memlekete büyük zararlar vermiş bir adamım. On üç kitap yazdım, bir tane Rumca kitabımın tercümesi bitti; yayına hazır… Uluslar arası dergilerde yayınlanmış ve alıntı yapılmış bilimsel makalelerimin sayısını unuttum çünkü beş A4 kâğıdı tutuyor liste! Bir yüksek okul kurdum… Bir üniversite yönettim… Gidip, İslam Konferansı'nda kürsüye çıkıp bu halkın hakkını savunan ilk milletvekiliyim… 14'ümde mücahit oldum… KÖGEF MYK'sının yıllarca üyeliğini yaptım… 20 bin seçmen olan yerde 10 bin oy aldım… Türkiye dahil, 20 bin dolayında doğumda bulundum, beş bin kadar da ameliyat yaptım… Şu andaki ünvanım da Asistant Professör Dr… Böyle belâ olursan, adam rolü oynayan çoluk çocuk, senden nefret eder tabii… Çünkü aslında insan bile olmadıklarını, meydana çıkarıyorsun… Zarar veriyorsun adamlara…

Anayasasında, "vatandaşlarının sağlık giderlerini devlet karşılar"; hasta hakları yasasında da (daha geçmedi ama meclis gündemindedir) "hastanın hekim seçme özgürlüğü vardır ve masrafını devlet karşılar" yazılan bir memlekette, ülkeye bu kadar zarar vermiş bir adamın kalbinin dört damarı tıkandı diye, devletten yardım istemeye ne hakkı var? Dere denize mi akacak?

Toplam tirajı on bini biraz geçen, onun da ¾'ünü tek gazetenin aldığı memlekette, kaynağı aslında belli 17 gazetede köşe dolduran bazı sokak çocuklarına duyururum. Bu konuda başka bir şey yazmayacağım… Yazarsam, ayıp şeyler yazacam bu iş kale arkası muhabirliğine benzemez…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.