Arif Hoca ne deyip tarihe geçtiydi...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Arif Hoca ne deyip tarihe geçtiydi...

Hayatta moda olmuş ortalama bütün "lâf"lardan, kuşkulanır, dibini kazırım. BU huyum, aslında "bilim" dedikleri yeni "din"in temelidir ama her "ortalama"yı da hem korkutur, hem kızdırır. Çünkü insanlar, genel olarak deneyimlerle oluşturulmuş ortalama değerler içinde yaşar ve aksi söylenip bir de kanıtlandığı zaman, kendi kendilerinden kuşkuya düşerler.

Şimdi adını verdiğim zaman tıp okumuş herkesin "titrediği" bir adama, Prof. Cihat Abaoğlu'na bir zaman gidip sordum: " Hocam, tuğla gibi dört tane kitap yazdınız elleriniz dert görmesin. Biz de bilâ mecburi oturup okuduk. Ama sayın hocam, sevgili ustam; Semptomdan Teşhise'de diyorsunuz ki ' bir volüm tuz, dört volüm su tutar'! Sonra da Teşhis'ten Tedaviye'de diyorsunuz ki kan basıncı yüksek olanda, tuz kısıtlaması yapılması gerekir! Çünkü, su çekip kan volümünü artırır, basınç daha da yükselir!Oysa, ayni kitapta bir insanın ne kadar tuz yerse yesin, bir günde en çok 7 gram tuz yiyebileceğini de yazıyorsunuz! Bu da eder 28 ml su… Kan ise 12 litredir! 12 litrede, 28 ml'nin önemi nedir ki hocam, siz bize tuz kısıtlamayı öneriyorsunuz?"

Rahmetli Cihat Hoca'yı binlerce öğrencisi tanır… Adamın ağzına etmekte, bir saniye duraklamazdı! Verdiği yanıtı buraya yazmayacağım, çünkü hayatta değil, beni yanıtlama gücü, artık yok… Diktatör diye tanınan, alanının en ünlü hekimine sorduğum bu sorunun sonucu, Dahiliye'den "Pekiyi" aldım ama ben de tuz kısıtlatmaya devam ettim… Hipokrat'tan beri adetti ve eski köye yeni adet getirmek, mümkün değildi… Aha mesele buydu ve bu olmaya devam ediyor… Kitaplar duruyor, isteyen açıp baksın…

Felsefede, siyasette, sanatta, edebiyatta, mesleğimde, aşk hayatımda bile "ortalamaya" hiç değer vermedim! Genellikle yanlıştır! Gerçeği oluşturan sayısız bileşenden, sadece en alt düzeydeki zekânın anlayabildiklerini kullanır; asıl belirleyici olan, ama anlaşılması zor olanları konuşmaz bile… Çünkü anlaşılmayacaklardır… Şu kısacık hayatta da yel değirmenleri ile savaşmak anlamsız bulunur… Ama gerçek de hamilelik gibidir. Ya vardır, ya yok! Eksik gerçek, yoktur… Yanlıştır…

Gıyaben tanıdığım bir meslektaşım, bu memlekete "vasatlar (yani ortalamalar) cuntası" der… Burada barınamadı, gitti John Hopkins Hospital'de çalışıyor! Dünyanın en iyi hastanesinde yâni… Burada "beğenilmedi"! Ortalama değil…

Dünyada, iki türlü insan yaşar: İlki ortalamaya teslim olmuş büyük çoğunluktur… Böyle yaşamakla, mutlu olduğunu sanır… Oysa bütün hayatının saltanatı, musalla taşındaki birkaç dakikadır ki ondan da haberi olmaz… İkinci cins ise " Yine de dönüyor" deyip, Baldıran zehirini içenlerdir ki hayat onlar sayesinde ilerler… Sanıldığı gibi, hiç de mutsuz yaşamazlar…

Şimdi gene biri çıkıp, "övünüyor" diyecek… " Sen Sokrates misin?" Ne umurumdadır, ne de bilmem neyimde…

Siz bütünüyle yanlış bir haber uydurup, üstüne bin tane de yorum yazacaksınız! Kimse yanıt vermeyecek, çünkü gizli gizli keyif alacak! Bok atılan yanıt verince de Hz. İsa rolüne soyunacaksınız. Yalan yazmak ayıp değil, cevap vermek ayıp… Ben Arif hoca'dan daha az deli değilim…

Hassiktirin ortalamanın garagözleri…

Bir daha yazarsam, ayıp olacak, dediydim… İsterseniz, bir tane daha yazarım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.