Hem hasta olacan hem maraza çıkaracan

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hem hasta olacan hem maraza çıkaracan

Kasım ayının ortalarından beri, sağlığım beni genellikle eve bağlıyor ya? Ya evdeyiz, ya hastanede yatıyoruz Allaha şükür… Dedik de, yan gelip yattığımız da sanılmasın! Derslerimin çoğunu verip, sınavlarımı da yaptım bu arada ki burada başta Halin Bareke olmak üzere, çalışma arkadaşlarıma şükretmem gerekiyor. Ayşe Seyer, Şerife İncirli, Dr. Simge Davulcu gibi çiçeği burnunda pırıl pırıl gençlerle, Dr. Mehmet Avcı, Dr. Ahmet Elgin gibi, kadim dostlar… Konu bu değildi ama açılınca, anmadan geçsem, yakışık almaz…

Hayatınızın önemli bir kısmını evde geçirince, gözlerinizden de hasta olsanız; bizim gibileri, ne kadar sıkarsak sıkalım, gene de okumaya veriyoruz. Can çıkmadan, huy çıkmıyor… Bu ara yeni kitaplara saldırmak cesaretini gösteremediğimden, gazeteler ve köye gittikçe toplayıp getirdiğim eskiden yeterli dikkati göstermediğimi düşündüğüm kitaplarla idare ediyorum artık. Elde kalan tek gözümü öteki iyileşmeden sakatlamamak için de günde on saat uyuyorum ki dinlensin…

İnsan okudukça, yen, şeyler keşfediyor ya da eskiden kendisinin de söylediği lâfların tekelinin kendisine ait olmadığını görüyor.

Geçen gün gazetesindeki köşesinde, Engin Ardıç, " Ota bota savaş dediniz, dil sadeleştiriyorsunuz diye; şimdi muharebe ile harbin farkını anlatamıyorsunuz" diyordu. O iyi bildiği aşikâr olan Fransızca'dan alıntıyla… Bizim Fransızcamız yok ne yazık ki! Oysa ne müzikal dildir; aşk kokar. İngilizce ile idare edelim. Sözlüğe baktım, vallahi de öyle; billahi de… "Battle"da savaş, "war" da! "Muharebeyi kazanıp, harbi kaybemek" diye bir lâf vardır; zaten konu da ondan açılmıştı… Nasıl diyeceksiniz şimdi "1915'de Kut'ta Osmanlı muharebeyi kazandı ama 1918'de harbi kaybetti, bütün Irak'ı yitirdi"? Bu nedir be sör? Türkçe'yi özgünleştirip, sadeleştirme; Arapça ile Farsça'nın tasallutundan koruma? Yoksa fakirleştirip, ırzına geçme? Ben elbette ki ikincisini düşünüyorum… Dünya üstünde dilini fakirleştiren bir ikinci "ilerici"lik, bulamazsınız! Bir tek, Cezayir'de bazı sömürge aydını Araplar, eğitimin Fransızca sürdürülmesi gibi bir garabeti savunduydular! Oysa sen sömürge değil, bir de emperyal kültürün temsilcisisin be refik! Yüzünden suratından utanmasan, bir de "anti emperyalizm" adına, "Neden Malazgirit'i, Kosova'yı, Mohaç'ı bizimkiler kazanı? Tüh, yazıklar olsun" diye siftineceksin arkadaş… Kendi dilini piç et, sonra da meramını bizim gibi İngilizce anlatırsın, artık…

İngilizce deyince; son yıllarda tutturduğum bir iddia var: " İngilizce'nin, alt şivelerini bir yana bırakırsak, çeşitli ağızları var. İngiliz, Amerikan, Avustralya, Afrika v.s. Son yirmi otuz yıldır, bir de Türkiye İngilizcesi var!" İyi kötü, yaşımın gereklerine göre, 12 yaşımdan beri kullanırım namussuz dili… Ailemizin hiç Türkçe bilmeyen mensupları var, İngiliz, Galli, Amerikalı… Birkaç yeğenim tek kelime Türkçe bilmez, Londra ağzı ile konuşurlar… Be gumbaro, ben böyle bir İngilizce lehçesi, duymadım. "Niksın, Veşingtın, Arsınıl, Livırpul, Mençistır!" Ulan Paul Mc Cartney "Tukson Arizona"der, "kavır" yapanlar "Taksın Erizona"! Bir zamanlar Rize Anadolu Lisesi'nin İngilizce öğretmeni, bana tutturduydu, Uğraş'ın şivesi bozukmuş, "polis" dermiş! Ne diyecek? "Pıliis"… En sonunda, ""kusura bakma be hoca ama ben İngilizce bilirim, Uğraş senden iyi biliyor!" dedim, çocuğu çaktırdı… Kurban olduğum hocam, Mardin doğumlu olup, İngiliz dili ve edebiyatını Diyarbakır'da öğrendiydi… Hakkını verecen, değil mi ya? Ne de olsa, Kürtçe de bir Hint/Avrupa dilidir… Diyelim de tatlıya bağlayalım…

Benim iddiam, aslında İngilizce bilmeyen televizyon kevaşelerinin, "bilirim" gibi yaparken içine ettikleri idi ama değilmiş! Türkiye'de Atatürk'ü de yazdığı için çok tutulan Amerikalı bir tarihçi var: Andrew Mango… İngiliz değil ha! Amerikalı, Amerikalı… Onun yazdığı Türkiye ve Türkler diye bir kitap var. Şimdi tek gözle bir daha okuyayım, dedim… Aaaaa! Adam diyor ki: " Türkiye'de son yıllarda İngiliz diline karşı bir merak uyandı ama Türk öğretmenlerin İngilizce şivesi çok kötü olduğundan, Türk burjuvazisine, çocuğuna İngiliz hocadan ders aldırmayı tavsiye ederim…" Bre aman! Bizim lisedeki hocamız, zaten İngilizdi…

Yoksaymış, yalnız Türkiye'de konuşulan bir garip İngilizce zuhur ediyormuş… Aruz vezni bile var… "Kuins Perk Reeeyncırs"… Fa ilü, mef a ilü, fa ilün; mübarek… Rize'deki hayatında İngiliz görmeden, İngilizce "hocası" (camide öğretiyor zaar) kesilen garibana ben ne diyeyim, bunca yıl sonra?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.