CTP de değişmelidir…

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

CTP de değişmelidir…

Dün, Şener Uluşan'ın bir iddiasını paylaştım sizinle. Aşağıdaki yazı CTP'de iki kurultay önce yazıldıydı. Çok yerde yayınlandı. Ama bir kitabımda da duruyor. "CTP de Değişmelidir"… Daha başkan Ferdi S. Soyer idi… Şimdi, aradan yıllar geçtikten sonra, bir bakın bakalım, ne demişim beş yıl önc. O zamanlar MYK üyesi idim:

… 1970'lerde dizayn edilen, 1990'larda gözden geçirilen ama tabana mal olmamış, tartışılmamış olan mevcut zihniyetin, 2009'larda artık bünyeye dar gelen bir biçime girdiği, tartışma kaldırmaz. Gerek hükümette, gerekse parti içindeki bir yığın kararsızlığın nedeni de bu! Marxistler'in yönettiği bir kadro partisinden, Sosyalist Enternasyonal üyesi bir kitle partisi yaratmak çok kolay bir iş değildi ama bunun fikirsel alt yapısı kurulmadan, bu sıkıntıların yaşanmaması da beklenemezdi. (Fikren öldü demektir be sör…) Tartışma ertelendi, ertelendi ve gelip, başarısız bir hükümet deneyiminin ardından bu günlere kilitlendi. (Meğer daha görecek ne günler varmış!)

Daha sağlıklı tartışmak için, yeni seçim mağlûbiyetleri yaşamamız gerekmiyor… CTP-BG kadroları, bir yandan da 2002 Demokratik Kalkışmasının sorumluluğunu üstlenmiş olmak gibi bir yükü de omuzlarında taşımakla, yalnız Kıbrıs Türk Halkına değil; bütün Kıbrıs'a karşı da sorumlu olduklarını unutmamalılar.

Tartışılması gereken, "kişiler değildir"! Lâfını hiç sevmedim! Hiç de sevmeyeceğim… Politik bir şahsiyet olarak ortada iseniz, şahsiyetiniz de tartışma konusu olabilmelidir. Ve hatta özel hayatınız bile! Savunamayacağı bir haltı işlememeyi de öğrenmelidir, politikacı! …

Ancak, bu tali bir meseledir… Şahsiyetler, etkiler ama belirleyemez! Belirleyici olan, zihniyetlerdir ve bir düşünür, ("Moss" muydu) "zihniyet değişmez" der… Braudel de en son onun değiştiğini ileri sürer… Ancak, zihniyet değişmeden de hiçbir şey değişmez! Belki bir kör döğüşü, belki eski dostlukların, yoldaşlıkların hırpalanması! Belki kadirbilmezlikler, vefasızlıklar, haksız kırgınlıklar… Ama "eski yöntemlerle, yeni bir dünya kuramazsınız!" Eskinin, bir devamını kurarsınız… Önemli olan da bunu anlamış ya da anlamamış olmak! Hiçbir telefonuma cevap vermeyen "yoldaş", anladın mı?

Partinin çimento gibi oturmuş, eski yapısı olduğu gibi dursun ama başında "ben"im olmamdır önemli olan, sananlarımız varsa; ki sanırım yoktur, (meğer ne kadar çokmuş!) çok daha büyük mağlubiyetlerin başındayız demektir ve bu Kıbrıslıtürkler'e yapılacak en büyük fenalıktır. Partinin çimento gibi donmuş yapısı, olduğu gibi dursun, hiç değişmesin demek, ondan da daha büyük zararlara yol açacak, bir ikinci yanlıştır…

Bana göre doğru olan, " partimizi, değişen dünya koşullarına uygun, modern Avrupalı bir sol parti yapmalıyız" saptamasının ardından, değişimi sürekli kılacak, hiçbir parti içi makamı, hiç kimseye kayd-ı hayat şartıyla teslim etmeyecek, gençlik ve kadın kollarını, daha verimli çalışmaya zorlayacak, parti kadrolarının sürekli katılımcılığını garanti edecek, ama beri yandan da partilerin futbol federasyonu gibi, yerel örgütlerin bir tür konfederal birliği değil, bir düşünce ve program etrafında birleşmiş kadrolardan oluşmuş merkezi siyasi kuruluşlar olduğunun farkında, yeni bir yapıya büründürülmesini sağlayacak, yeni bir kadro ile Nisan seçiminin acısını birkaç ay içinde tedavi edecek bir sonucu üretmesidir kurultayın!

… Her şeyi tartışmak, mümkün! Ve hatta tartışılmalı… (Daha hiçbir şey tartışılmadı. Özkan'ı yemekle meşguller, doymadılar, doyamayacaklar.)

Hedef, şimdiye kadar artık bir kültür haline gelen, "Küçük olsun, benim olsun" zihniyetiyle ayak oyunları atmak değil…

Mesele… Partiyi yeni dünyaya uyarlamaktır… Bunu sağlama niyet ve kapasitesi kimde ise (O desteklenmelidir)…

Ben, herkesten çok, Kıbrıs Türk Halkı'na bağlıyım… Eğer şu andaki ayak oyunları sürer, partiyi bu duruma düşürenler ki kimden bahsettiğimi anlamayan yoktur, defolup gitmezse, ben artık bu partiye oy bile vermeyeceğim.

O "mücadele parti içinde verilir" lâfı, bırakın bir şehir efsanesi olmayı; kırk yıldır teslimiyetçiliğin sembolüdür ve yanlıştır. Bin türlü bahane ile tabana ulaşmanızın yasak olduğu bir yerde "içerde" mücadele edilemez…

Gereği de zaten yoktur…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.