Har üzerine güzelleme

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Har üzerine güzelleme

Dün Hasan Erçakıca'yı gördüm… "Ne be ama?" dedi bana, "Partiyi düzeltmeye karar verdin gene? Ne yazıp çizen? Yapma da gene birceğez makam istediğin korkusuna kapılıp, sana sövmeye başlayacaklar…"

Doğruya doğru… Hasan'da akıl olmasa Talât adamı işinden edip, sözcü yapmazdı… Ben hiç böyle düşünmediydim… Hasan'la konuşunca, haklı olduğunu anladım…

Açık kalp ameliyatı geçirenlerin, huyu değişir diye bir lâf vardır, bilirsiniz… Bizim de başımızdan geçince, meselenin ne olduğunu anladım. Huyun değişmiyor… "Yaşayacak kaç günüm kaldı, belli değil; kimden ne için çekineyim?" deyip, lâfınızı sakınmıyorsunuz… İsteyen de gücensin… Değişen bu…

Nitekim, (Kenan Evren'in ardından da bu lâf çok iyi gidiyor) Hasan'ın lâfının mürekkebi kurumadan, kendini entelektüel sanan Mağusa'lı bir çocuğun facebook'ta bana sövdüğünü bildiren bir telefon aldım. Babası ahbabımdı, ağabeyleri ile de iyi konuşurum onların hatırına bu oğlanı yalnız ciddiye almamakla yetinirim. Zaten sahip olmadığı ünvanları kullanan, gayri ciddi bir adam… Ne isterse söylesin diyeceksin ama geçen gün bir tartışmada Türkçe bir deyim kullandım diye, eski bir arkadaşım arayıp, "seviyesiz" şeyler yazdığımı ileri sürdüğünden, bu defa kendim yanıt vermedim…Kazak Abdal'ın birkaç yüz yıl önce yazdığı bir deyişi paylaştım… N'apalım? Rumca küfretmeyi bilmem… Merak eden Facebook sayfamdan bulup dinleyebilir… "Eşşeği saldım çayıra" diyor Kazak Abdal ama tavsiyem Rahmi Saltuk'dan dinlemeniz… Cem Karaca eksik söylüyor… Youtube da da var…

Eşşek meselesine sonra geri döneceğim ama kırk yıldır, yazı yazan ve yazdıkları da okunan bir adam olarak, bütün okurların sizi beğenmesini bekleyemezsiniz… Kimisi beğenmez, hatta size söver de… Normal… Ama hakkettiği cevabı, hakkettiği biçimde vermek de sizin hakkınız… Sonra "seviye" meviye lâflarının ardına saklanmamak lâzım… Denizin dibini "arş-ı alâ"da konuşamazsınız ki? Ne kaa köfte, o kaa ekmek; haliyle… (Bu da bir Trakya deyimidir, yazalım da…)

Öte yandan bir gün evvel, Türkiye basınında bir yazar da Kıbrıs Sorunu'nu bilmeden konuşup da bizim asabımızı bozan kendi okurlarına diyordu ki: Kıbrıs Sorunu hakkında konuşmak isterseniz, üç yazarı okumadan konuşmayın: a) Cengiz Orhonlu, b) İlber Ortaylı, c) Nazım Beratlı… Estağfurullah demeyecem… Obürü beğenmiyor bu da İlber Ortaylı ayarında görüyor… Doğal… Kaynak sorana Kazak Abdal'ın deyişine bakmasını tavsiye edeceğim. Gir google'a bak… Onu da mı biz söyleyeceğiz?

Ha eşeklere gelince:

Kıbrıs Eşşekleri, hiç değilse 1930'dan beri siyasi eşşeklerdir. İngiliz vali Sir Ronald Storrs "Bundan sonra yerli halk (native people) değil, Kıbrıslılar ( Cypriots) yazacaksınız resmi belgelerde" diye bir emirneme yayınladığında, zamanın başpiskoposu, " Biz Heleniz, Kıbrıslı yalnız eşşekler var" dediydi. Maraza çıktı... İngiliz de baktı bizim eşşeklerin bile Kıbrıslı olmaya niyeti yok, "böl ve yönete" girişti... Ondan sonra da artık "native people" değil; "Greek Cypriots", "Turkish Cypriots" denilmeye başlandı… Maşallah zamanın başpiskoposuna… Asıl ENOSİS yaptı yani… O zamandan sonra rahmetli Denktaş da bunu hiç unutmadı, her fırsatta hatırlattı... Hatta, eşşekler bile sözün sahibinin Rauf Bey olduğunu zannederdiler. Çok kızdılar... Bizim memlekette eşşekler bir evvelinden siyasidirler, sonradan olma değil... Onun için böyle yanık anırırlar... Ve yalnız anırdıkları ile kalırlar…

Ha yazının başına dönersek, bir vatandaş olarak, deneyim ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz kardeşim… Korkmayın da sizden makam isteyecek kadar ne muhtaç ne de "seviyesiz" değiliz… O da hoşunuza gitmezse, hükümet elinizde, yasaklayın gitsin… Stalin'in ruhunu mu muezzep edeceksiniz, Jdanov'unkini mi? Rusya'da okuyanınız çok, kimden bahsettiğimi anlarsınız… Beria'nız kim?

Eşşeği işte onun için saldım çayıra… Soranın da der Kazak Abdal ve bütün Avrupa Kriterlerinin anasını beller… Türk edebiyatından silelim derim ben… Siz ne dersiniz? Brüksel duyarsa çok ayıp… Kopenhag Kriterlerine sığmaz…

Not:Ben söyleyim de iyi Türkçe bilmeyenler, kadrimi bilirse bilsin: Har eşek demektir be arkandaşlar. Siz, lise'de edebiyat okumadınız mı? Ateş demeye de gelir ama bu kadar Türkçe fazla gelir… Bak, piron, basadembo, gancelli, gappella Venedik İtalyancası'dır… Onu geliştirin, daha iyi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.