Aile ve Evlilik Yasası Değişiklik Önerisi'ni reddetmemin dört sebebi...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Aile ve Evlilik Yasası Değişiklik Önerisi'ni reddetmemin dört sebebi...

Bu yeni Aile Yasası değişiklik önergesine neden karşı olduğumu anlatmak, Facebook'ta nasip olmadı… Orada sürdürülen terbiyesiz sövgü edebiyatını orada bırakıyorum. Dünden beri de akıllı uslu bir şey de yazmadım, çünkü "asap" olanlarda okuyup anlayacak düzey de yok, kafa da… Ha, beni linç edeceğini zannedenlere de duyururum ki 1990'larda da ayni işe kalkıştılar; yemem, korkmam ve ezilmem de fikirlerim dolayısıyla. Çünkü söylediğimi biliyorum. Şimdi aklı başında insanlara, neden bu yasa önerisine karşı olduğumu anlatayım:

Bir defa, ortada henüz böyle bir "değişiklik önergesi" yok! Sadece komitede, bir dizi değişiklik önerisi yazılıp, meclis başkanlığına verilmiş. Geçmeyecek… Üstünde koparılan fırtına da onun için… Geçmez… Neden mi? Şundan: Cahilce, en temel hukuk kurallarına aykırı yazılmış da ondan… Kara cahilce… Ne demek istediğimi anlatayım mı? E artık, anlatmamız lâzım… Değil mi ya?

Dünyada, hukuk denilen bir düzen kuruldu kurulalı bilinir ki biri bir başkasını bir şeyle suçlarsa, suçun işlendiğini kanıtlamak, suçlayana ait bir görevdir. Suçlanan, suçu mahkemede sabit olmadıkça, suçsuzdur. Hukuk'un en temel kurallarından biridir bu… Bu önerilen taslakta, herhangi bir kadın, herhangi bir erkeği,karnındaki ya da doğurduğu çocuğun babası olmakla suçlarsa, adamın o çocuğun kendinden olmadığını kendinin kanıtlaması isteniyor. Yani mesela kadın derse ki benim karnımdaki çocuğun babası Nazım Beratlı'dır; onun bu haltı benim işlediğimi değil; benim o "kabahati" işlemediğimi kanıtlamam gerekir! Nasıl? Bekleyeceksiniz altı ay bebek doğacak, sonra DNA testi isteyeceksiniz. Kadın da izin verirse, çocuktan örnek alınır, vermezse alınamaz… Ama suçlama ve sonuçlarını, siz gerçeklik olarak yaşamaya devam edersiniz… O altı ayda sizin aile düzeninizin ne olacağı bu önerinin umurunda değil… Zaten yazanlardan o kadar sağduyu beklemek mühim değil ama bu, hukukun en temel kuralına karşıdır… Suç isnadı, itham varsa; bunu isnatta bulunan kanıtlamak zorundadır, suçlanılan değil. Yani suçluluk kanıtlanır, suçsuzluk değil. Suçluluk kanıtlanana kadar da kimseye suçlu muamelesi yapamazsınız… Yer zaten dar, gerekirse, "önerinin" bütününü yayınlarım meraklısı görür… Bu ilk itiraz sebebim… Bu meclisten geçmez, geçerse de mahkemeden döner… Oradan dönmezse de AİHM'den döner ama devam edelim…

İkinci karşı olma sebebim: Bu "öneride" geriye yönelik suç tarif ediliyor. Okuyun nafaka ve mal paylaşımı ile ilgili kısmı, görürsünüz… E izninizle Hammurabi zamanından beri de bilinir ki bir eylem, yasa ile suç haline geldikten sonra suç olur. Yasada yazılı olmayan suç bulunmadığı gibi, bunların istediği gibi "üç yıl önce"ye dayalı suç da olamaz. Bir yasa, meclisten geçip, resmi gazetede yayınlandığı günden itibaren geçerlidir. Üç-beş sene öncesine de şamil olamaz… Bunu yazanlar dünyadan, yasa yazma tekniğinden ve hukuk kurumundan o kadar habersiz ve başka şeylerle meşgul ki geriye yönelik suç da tarif ediyorlar. Bu da meclisten geçse, mahkemeden, ordan geçse AİHM'den döner… Çünkü, bunu fakültenin ilk sınıfında yazan çocuk, zaten çakar… En temel hukuk kurallarından bir diğerini çiğnemektedir.

Üçüncüsü: Bir ülkenin nasıl yönetileceği, halkın oyundan geçen anayasa ile belirlenir. Anayasa'da yazılmış olan eylemler de yasa ile düzenlenir. Bizim anayasamızın 35. Maddesi, Aile kurumumuzun nasıl düzenleneceğini ve korunacağını anlatıyor. O da işte bu değiştirilmesi istenen Evlilik ve Boşanma Yasası ile düzenleniyor. Anayasa bölüm 3te yer alan 35. Maddeye göre, "evlilik, olgun yaştaki bir kadın ve bir erkek arasında yapılır ve bunu yasa düzenler" Zurnanın zırt dediği yer, burasıdır… Bunların asıl amacı, homoseksüellere de evlenme hakkı vermek olduğundan, burada bir değişiklik ile "kadın ve erkek" tanımının yerine, "olgun kişiler" diyorlar… Yani, "evlilik, cinsiyetler arasındaki bir mesele, değildir"! Denen bu… Asıl filmin bu olduğunu da zaten geçen sene geçirilen "homofobi" yasasında yazdıydık, arşivden bulabilirsiniz… Dün akşam bir uzmana sordum: "Anayasa'daki bir düzenleme, yasa ile değişir mi?" Hayır… Anayasa, değişmediği sürece, yasada başka bir lâfz kullansanız da aslolan anayasadır" yanıtını aldım… "Eğer anayasanın ilgili maddesinde kadın ve erkek deniliyorsa, yasada onu demeyip de kişi deseniz bile, ondan kadın ve erkek anlaşılır. Anayasayı değişmeden, yasa ile 'müesses nizam'ı değiştiremezsiniz, yani… Ha onun için de mecliste "nitelikli çoğunluk ve referandumda da kabul oyu almanız lâzım mı?" Muhatabım hanımefendi, "Aynen" dedi… Bu değişiklik önerisi, anayasaya aykırı be efendiler… Önce onu değiştirmeniz gerekir ki böyle bir yasa yazabilesiniz,.. Kaldı ki yazsanız ve kazara meclis ve Yüksek mahkemeden geçse bile, anayasada yazılı olan anlam geçerlidir. Vallahi buyurun referanduma… Halk kabul ederse, değişir… Anayasaya aykırı yasa yazılmasına da karşıyım… İlk onu değiştirin, sonra bunu yazın bu itirazımız da ortadan kalksın… Uzman hanımefendinin iznini almadığımdan adını vermiyorum, isterse kendi yazar; istemezse facebook'ta Lapsana Mulla kod adı ile yazan arkadaşın sayfasından aramızdaki tartışmayı, okuya bilirsiniz…

Şimdi bana başka ülkelerdeki uygulamalardan bahsedilecek… Her ülke kendi kültürü ile vardır. Ben zaten varlık ve yokluk sorunu yaşayan bir toplumda bir de aile üyelerinden her birinin, ayrı isim almasını savunursam, ( Kadından bahsetmiyorum, çocuktur derdim) iki kuşak sonra ortada ne akrabalık bağı kalır, ne aile ne de toplumsal varlık… Onun için farklı soyadına da karşıyım… İsteyen savunabilir… Ben karşıyım… Bu da dört…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.