Sağ anladık ama kimin?

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Sağ anladık ama kimin?

1990 seçimlerinden sonra, oturup bir kitap yazmıştım: Kıbrıs'ta Ulusal Sorun… Çeyrek asır sonra, ikinci baskısı yapıldı geçtiğimiz sene. (Khora Yayınları)

O zaman üyesi olduğum partiden önce atılmama, sonra da dışlanmama neden olan o kitaptaki görüşler, hiç eskimiyor. Yirmi beş sene sonra, kitap halâ okunuyor, pardon… Oysa gönlüm, bu kadar yıl sonra, " o konu eskidi, çözümlendi, bitti" denilmesini istiyordu. Çünkü yüz yıl aynı konuyu tartışan bir toplum, bir milim ilerlemiyor demektir. Burada "toplum"u, lütfen" bi - communal" olarak, algılayın. O kitapta, madem ki biz kendimizi solcu görüyorduk ve soldaydık; ulusal sorunlara, solun önerdiği çözümün ne olduğu sorusunu, Lenin'in bir broşürüne dayanarak yanıtlamaya çalışıyor ve bizim yaklaşımımızın aslında solla hiçbir ilişkisinin olmadığını, Lenin'e dayanarak anlatmaya çalışıyordum. Benim kitap gibi, Lenin'in konu hakkındaki kitabı da kitapçılarda duruyor. Sol adına konuşurken herhalde daha ileri bir argüman yok…

Çok ayrıntılı bir konudur… Kitaba konu olmuştur ama bir memlekette "Ulusal" bir "sorun" varsa, farklı dillere, dinlere, kültürlere ve tarihlere sahip en az iki halk olması gerekir. Ve bunlardan biri nüfusça daha kalabalık, öteki de daha küçük nüfuslu olmalıdır. Yoksa güçler eşit olsa, ülke zaten iki ayrı ulus devlete bölünür ve mesele biter. Ne var ki söz konusu "sorun"un altında yatan, "büyük halk"ın, "küçük halkı" bir türlü yenememesidir. Yoksa bu durumda da küçük halk, tek bir ulus devlet içinde, "zorla" asimile edilir ve olay gene biter, "sorun" olmaz…

Lenin' göre, sol politika, halkların kardeşliğini savunduğundan, gönüllü olarak birbirleri içinde "asimile" olmalarına karşı değildir ama " zorla asimilasyonun" en sert karşıtıdır. " Çünkü" der, usta, "biz zulmün ve işkencenin en amansız düşmanlarıyız"… Aha kitap orada, açın, bakın… Benimki değil…

Peki bu iş nasıl çözülecektir? Usta der ki "Büyük halkın devrimcileri, küçük halkın ayrılma hakkı da dahil, kendi kaderini özgürce belirlemesini"; küçük halkın devrimcileri ise " gönüllü olarak bir arada kalmayı savunmalıdırlar…" Usta diyor ki "halk ne karar verirse, ona uyacaksınız. "Çünkü ayrılma kararı, ortak gündelik yaşamın olanaksız olduğunu gösterir ve bu durumda halkların kardeşliğine giden en kısa yol, ayrılmaktır!" Allah Allah!

Dönelim bizim memleketimize, bizde Kıbrıs Türk solu; evvelden ahıra, gönüllü birlikte kalmayı savundu, savunuyor da… Görevini yaptı, yapıyor yani… Fakat, "Büyük halkın solu" kendi milliyetçiliğinin ENOSİS hedefini, kendi sağından daha iyi savundu ve savunuyor… İsteyen, AKEL 80. Yıl tezlerini bulsun, okusun… Nette var…

Nerdeyse bir asırdır devam eden bu çekişmede, çözüm bulmanın kriteri, "büyük halk ulusçuluğu" peşine takılmış bir sözde sol partinin "kuyruğunda maşrabba olmak" değildir. Çünkü hiç unutulmaması gereken ama sık sık unutulan bir gerçek, şudur ki: Kendi uluçuluğunuzun tam zıddı, sizin solunuz değildir! Karşı tarafın ulusçuluğudur…

Çözüm nedir? Üç seçenek var… Büyük halk, küçük halkı yener; kendi otoritesini dayatır, çözümdür… Küçük halk, büyük halkı yener, ayrılır… O da çözümdür… İki halk, birbirlerine saygı duyarak, eşitlik esasından ortak bir yaşam bina ederler, o da çözümdür… Sol, bu üçüncü çözümü tercih eder…

Şimdi, burada sorunu çözmek için, "küçük halkı" yok farz etmek, ondan kendi kimliğini unutmasını, inkâr etmesini, ondan vazgeçmesini ve "büyük halkın" içinde erimesini talep etmek, "Büyük halk şövenizmi"nin, soruna sebep olan yaklaşımının "çözüm"üdür… Teslim olmaktır.

" Bazen küçük halkın devrimcileri; kendi yerel milliyetçilikleri ile uğraşmaktan; asıl sorumlu olan büyük halk şovenizmini gözden kaçırırlar" der, usta… Okuyun da…

"Ben artık sol değilim bu anlattıkların beni bağlamaz" deme özgürlüğü vardır… Ancak o zaman, "Peki sağ oldun. Anladık ama ulusçu olmayan bir sağ olarak, kimin sağısın sen?" Sorusunu da yanıtlamaya hazır olunmalıdır… Ulusal Sorun yaşanan bir memlekette, şeker her daim sudadır…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.