Gülümseyin...

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gülümseyin...

Dün bizim Serhat'ın yazısını okurken, bir nokta dikkatimi çekti. Serhat diyor ki " Dr. Filiz Besim'e telefon açıp, bakan sizsiniz dedikten sonra, son dakikada kopan kavgadan dolayı, kadının adını listeden çıkardılar ve telefon açıp özür bile dilemediler…"

Yıllar önce bir akşamüstü evde, kanepe üzerinde şekerleme yapıyorum! Cep telefonu çaldı… Açtım, zamanın ünlü bir "ileri geleni" bana dedi ki: " Yoldaş, MYK'mız seni Sağlık Bakanlığı müsteşarlığına uygun görüyor! Kabul eder misin?" Bilenler bilir ki hekimler genellikle bu tipten idari görevleri, reddederler… Çünkü muayenehaneyi dağıtınca, sefalete düşmek mukadderdir… Ancak, bizim gibi "iş yapacağını" zanneyleyen saflar kabul eder böyle işleri… O zamanlar olanca saflığımla, "Tabii" dedim, "elbette kabul ederim…" Biz olduk size, "Sağlık Bakanlığı müsteşarı"! Daha doğrusu, öyle olduğumuzu zannettik… Bir iki gün sonra, bakanla hastane ziyaretine gittik… İşten, izne ayrıldık… Kararnameyi bekliyoruz… Gidip, bakanlıkta göreve başlayacağız… Herhalde, birkaç gün ister… Değil mi ya? Bu arada sayın bakan da bizi arayıp, bir sorunla ilgili olarak, TC Sağlık Bakanlığı müsteşarını arayıp, meseleyi halletmemizi de emretti… Numarayı da verdi… Aradım! Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı müsteşarına, "Ben, KKTC Sağlık Bakanlığı müsteşarı Dr. Nazım Beratlı" diye kendimi takdim de ettim. İstediğimizi de anlattım… Sorun da çözüldü… Yani, biz, devlet adına başka bir devletle, görüşme de yaptık! Amma anasını sevdiğimin kararnamesi, bir türlü çıkmıyor… İki hafta geçti… On beş gün mazaretsiz olarak işe gitmemek, işten atılmanıza sebep teşkil edeceği için, aldı beni bir korku! İster misin "müsteşar oldun" diyerek, hekimlikten de olalım? Hastaneye gidip gelmeye başladım. İki hafta gaybubeti, izin doldurarak telafi ettim.

Ve başladım telefon edip sormaya… Bakan, yeni gelin gibi mırın kırın ediyor… Bizi arayıp müsteşar tayin eden" ileri gelen", geri dönmüyor… Bre n'oluyor? Biz bir şey istemedik ki! Uykudan uyandırıp, siz teklif ettiniz… Biz de hıyarlığımızdan, ciddiye alıp kabul etmiş bulunduk…

Sonunda, biri dile geldi: " Serdar seni istemez… Senin yüzünden ısrar edip, hükümeti bozalım? Kıbrıs Meselesi da aha ha bitti ha bitiyor! Zarar veresin isten sürece?" Bu da "matbu" yalandır ha? Kim zorda kalsa, "Barış oluyor gardaş, şimdi gurur yapmanın zamanı mıdır?" der, sizi oyar… Eskiden inanırdım… Birkaç yüz defa duyduktan sonra, farıdım… Yalandır, inanmayın… Birkaç yüz defa çözdüler… Daha bitmedi… Bırakın dağınık kalsın…

"Kardeşim Serdar beni istemiyorsa, sizin politikalarınızı benimseyip, kendini terk ettiğimdendir. Bana siz sahip çıkmayacaksanız, kim çıkacak? Bu halinizle kim cesaret eder de yanınıza gelir bundan sonra?" dedim ama herkes tavana bakıyor… Zaten kendiliğimden hastaneye dönmüşüm, işime devam ettim…

Ne "özür dilemesi" yahu Serhat? Filiz Hanım, yakasını kurtardığına şükretsin… Ya "Ben bakanım" diye görüşme yaptıktan sonra listeden çıkarılsaydı? Ucuz kurtulmuş…

Siz, gülümseyin…

Bir de demezler mi? "Bizi ciddiye almazlar"!

Asıl, o zaman gülümseyin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.