Roma'nın boyunduruğu

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Roma'nın boyunduruğu

Aslında tarihi daha da eskidir, ta Genç Osman, 3. Selim, 2. Mahmut'a dayanır ama ilk defa Abdülmecit döneminde 1839'da yayınlanan Tanzimat Fermanı ile kendini gösterdi.

Ne? Osmanlı kültüründe "Batıcılık" modası… Dolayısıyla bizim buradaki "batıcılığımızın" da tarihi, götürülse, götürülse; Tanzimat'a götürülebilir. Orada tıkanır, kalır… Yoktur öncesi…

1699'da Karlofça Anlaşması ile ilk defa toprak kaybeden imparatorluk, 18.yy başından beri batı karşısında zyıf düştüğünü kabul etmiş ve çare aramaya başlamıştır ama kültürde, halkın zihninde hiç de öyle değildir. Resmen geri kalındığının ilk kabulü, 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması'dır… O tarihte 3. Selim henüz 16 yaşında olduğundan tahtta 1. Abdülhamit oturuyor.Yenileşme de 3. Selim ile başlıyor, biliyorsunuz…

İlk defa kimden okuduğumu unuttum ama önemli bir yazar, bir yerlerde derdi ki: "Bütün Avrupa'da yenileşme hareketleri, aşağıdan yukarı çıkmıştır. Halkın talebidir. Sadece Rusya ve Osmanlı'da, tam tersine devrim, saraydan aşağı inmiştir." Tabii bunun neden böyle olduğunun açıklanması, bu yazının sınırlarını aşar ama kesinlikle katılıyorum. Genç Osmanlılar'da, Jöntürkler de İttahatçılar da hemen hepsi, devlet memurlarıdırlar. İlber Ortaylı bunu, küçük rütbeli genç memurların; üst görevlerdeki yaşlı amirlerine karşı başkaldırısı diye yorumlar.

Aşağıdan gelen bir talebin dile getirilmesi olarak değil de devleti yönetenlerin yenileşme projesi olarak ortaya çıktığından, bizim batıcılığımız; Oryantalist'tir… Yâni, sanki de kendisi bir batılı imiş de bir doğu toplumuna bakıyormuş gibi davranır. Sanki yorumu yapanın kendisi bir başka toplumdandır… Oysa kendisi de doğulu olduğundan, yorumu derin bir kopuş ve yabancılaşmaya varır. Halkı etkilemez… Belki de derin bir aşağılık kompleksi kokar da ondan…

"Bu hastalık, yalnız eski Osmanlı Müslümanları ile de sınırlı değildir." Deyip tam da onu anlatmaya girişecektim ki Başpiskopos beni kurtardı. Geçen gün Cyprus Mail'e konuşan "baba", şöyle dedi:

"Dünyamız ne hale gelmiş! Kilise bile bankalara olan 100 milyon €'luk borcunu ödeyebilmek adına kendi topraklarını satmak zorunda bırakılıyor. Bankalarımızı çalıştırmak için getirdiğimiz yabancı bankacılar, Tanrı'ya inanmıyorlar mı? Yoksa bu pis kindar Katolikler bizi gururla son bin yıldır, reddettiğimiz Papa'nın otoritesine boyun eğdirmek , Roma'nın boyunduruğu altına sokmak için mi yapıyorlar tüm bunları?"

Efendim? Neymiş?

MS 392'de toplanan ve Katolisizm ile Ortodoksi'nin bölündüğü toplantı olan İznik Konsülü'nü bilmiyorsanız, başpiskoposa kulak veriniz. " Yoksa bu pis kindar Katolikler bizi gururla son bin yıldır, reddettiğimiz Papa'nın otoritesine boyun eğdirmek , Roma'nın boyunduruğu altına sokmak için mi yapıyorlar tüm bunları?"

Ve bırakın Katolikleri, bugün "batı" dediğimiz tüm değerler, modernisizm, aydınlanma, kapitalizm, kapitalist ahlâk falan filan tümü, Ortodoks kilisesine göre, daha da "kâfir" olan Protestan hristiyanlığın değerleridir. AB da, onun bugün savunduğu her şeyin karara bağlandığı 1635 Westfalya Anlaşması da…

Bir zamanlar, bir arkadaşım iddia ediyordu ki Müslümanlığı terk eder, Protestan'lığı benimsersek, bütün Avrupa "geri" Ortodoks Rumlar'ın yanında, bizi destekleyecektir. Düz milliyetçi mantıkla bakarsanız, hayatı Avrupa'da geçmiş dostumun söylediği yanlış değildi. Yanlış olan, toplumları tarihim bir yerinde lâhananın göbeğinden leyleklerin çıkarıp getirmediğiydi.

Her halk, yaşadığı tarih macerasının ürünüdür. Geçilmiş olmanızın çaresi, kendi anti tezinizi tez yerine ikame etmeye kalkışmak, değildir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.