Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdansınızdır…

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdansınızdır…

Üstat Çetin Altan'ın, Ben Milletvekili İken diye bir kitabı vardır. Ama ayni cümle ile başlayan yazı yazmak da doğrusu günah değil…

Ben milletvekili iken bir gece, sebebi neydi tamamıyla unuttum; Saray Otel'de bir resepsiyon vardı. Gece de sıcak bir gece olmalı ki içkimizi alıp balkona çıkmışız. Her nasıl olduysa, bizim Kıbrıs Sorunu ile çok haşır neşir olmuş bir hanım büyükelçi'nin eşi yanıma geldi, konuşmaya başladık. Ne konuşacağız? Var ya o meşhur lâf? Hani Çingene'nin kırk hikâyesi varmış, kırkı da kasnak üstüne… Bizim kasnak da Kıbrıs Meselesi olduğundan, onu konuşuyoruz. Adam bana dedi ki: " Sizin bu meseleyi çözmek için, bir tek ihtiyacınız vardır: Para… Rumlar'a verilecek tazminatı ödeyebilecek kadar parayı bulursanız, bu mesele aslında biter. Gerisi fasa fisodur, hiç kulak asma…" Anan güzel, baban yahşi; başladık konuşmaya. Adam bana Slovakya ile Çek Cumhuriyeti'ni örnek veriyor. "Bak" diyor "ne kavga ne kalaba… Ayrıldılar, bitti… Neden? Çek'ler endüstriel, Slovaklar tarımsal topluluklardır. Onlara çalışacakları toprağı bıraktıktan sonra, hiçbir dertleri olmaz… Meseleyi ekonomik olarak düşün…"

Bu esnada bir bey, bize kulak misafiri oldu… Sarışın mavi gözlü düzgün bir adam… Yanıma yaklaşarak, "bu konu ile ilgili iseniz, beni arayın" dedi, "konuşalım." Bir yandan da kartını uzatıyor. Baktım… Bir ülkenin Kıbrıs Büyükelçisi… Toparlanıp, ertesi gün arayacağımı söyleyerek, çok teşekkür ettim…

Aradım… Bizim Mardinli'de yemeğe davet ettim…

Geldi…

Denizin kenarında oturmuş balıklarımızı yerken, bana sordu: " Ne olacak bu memleketteki göçmen sorunu? Siz nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?"

O zamanki aklım, bilgim ve düşüncemle, dedim ki: " Mal adamların… Uluslar arası hukuka göre, tapu onların. Ne yapacaksınız? Geri vereceğiz herhalde!"

Sayın büyükelçi, gülümseyerek, " Siz" dedi, "uluslar arası hukuk'un bunu emrettiğinden emin misiniz? Kırk yıl sonra bir göçmen sorunu daha yaratmanın, AB'nin çok istediği bir şey mi olduğunu sanıyorsunuz?"

Haaa… Biz öyle sanıyorduk…

Muhatabım, " Siz Südet meselesini incelediniz mi?" dedi…

Evet, Südet'i biliyordum… Çekoslavakya sınırları içinde olan ama 6 milyon Alman'ın yaşadığı bir bölgedir ki Südet, Hitler o nüfusu gerekçe göstererek, Dünya Savaşı öncesinde bütün ülkeyi işgal etmiştir… "Peki, sonra ne oldu?"

Efendim… Savaş sonunda Hitler yenilince, Çekler bu altı milyon Alman'ı ülkeden kovup, mallarına el koymuşlar. Bizim gibi kenarda köşede değil, Avrupa'nın tam göbeğinde bizden çok daha büyük bir toprak. Evleri mevleri, tarlaları fabrikaları da Slovaklar'a vermişler, tapusu ile… Üstüne da sosyalizm! Yaa… Ne insan hakkı, ne hayvan hakkı… O kadar…

Derken, elli sene sonra, Çekler ile Slovaklar ayrılmış, Südet kalmış Çeklere ama nüfusu da Slovak! Ne belâ ama ha?Prag da al takke ver külah, AB'a girecek… Ne olacak altı milyon Alaman'ın mülkiyet hakkı… Zaten Slovaklar da mal bizim değil diyerek, bir çivi çakmış değillermiş. Alman'lar zamanında çok üst düzeyde olan bölgenin tarımsal faaliyeti, elli seneden beri yerlerde sürünüyormuş! "Gel oğlum Hans" demiş bunlar, "al toprağını geri… Biz Slovaklarımızın tohumuna para vermedik ya? Sittir olsunlar gitsinler… Tembel pezevenkler…"

Tam da bu noktada, Brüksel Prag'a nazikane "Höstünüz…" demiş… "Elli yıl sonra, Avrupa'nın göbeğinde bir göçmen sorunu daha mı yaratacaksınız?"

"Nolacak? Koçan adamların…"

" Tazminatını ödeyiniz…"

" Para nerde?"

" Taksit yapınız… Yirmibeş sene vade…"

" E Alamanların hakları?"

" Savaş çıkarmasaydılar… Az az paralarını alsınlar da husolsunlar… Bunu önerin da kimse reddedemez…"

Breee… Rahmetlik Denktaş mı konuşur, Brüksel'in diplomatı mı? Ben şaşırdım… Meğer ne uluslar arası hukuk varmış be gumbaro? Urumlarınki can, Alamanlarınki patlıcanmış meğerisam…

Aynı toprak meseleleri, Almanya'nın kendi içinde, Polonya ile Rusya arasında, Polonya ile Almanya, Rusya ile İngiltere arasında, Rusya'nın içinde aynen vardır ve yukarıdaki gibi çözülmüştür. O zaman, görüşmeleri sürdüren makama bu bilgiyi aktarmıştım. Kullanıldı, biliyorum… MTK, ve AİHM'de Domopulos Kararı, bu olaydan sonra gelişti…

Şimdi, "benim oğlum bina okur, döner döner gene okur" sistemine döndüysek, diyecek lâfım yok vallahi… Beş yüz sene daha Kıbrıs Meselesi konuşulur…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.