Kıbrıs'ta çözümü ne engeller?

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıbrıs'ta çözümü ne engeller?

Annan Planı, bana göre Kıbrıs Sorunu'nun çözümünde, Kıbrıslı Türkler'in önüne gelebilecek en iyi öneriydi. Ancak, bu sorunu hiç çözmek istemiyorsanız karşı çıkabilirdiniz.

Öneriyi böyle yorumladığım ve Kıbrıs Sorunu'nda çözümsüzlüğü çözüm kabul etmediğim için, planı desteklemek için yapılan her eyleme gitmekle kalmadım, insan toplayıp, götürdüm de… İlk başlardaki mitinglerden birinde, bir tekkeye asker yazılmakla dünyevi ve uhrevi bütün sorunlarını çözmüş olduğunu zanneden bir zat, bana "Senin Rauf Bey'le aran iyi… Neden bu mitinge geldin?" dedi… " Halkın bütünü bu planı desteklemez de kendi başınıza kalırsanız, hem 'Kıbrıs'ta barış engellenir', hem de sizin ebenizin ırzına geçilir a geri zekâlı… Destek buldum diye sevineceğine, kaavede ne söyleyeceğim da övüneyim? Malzeme kalmayacak egomu tatmin ederek mastürbasyon yapayım, diye üzülüyor musun? Anormal…" deyip susturduydum…

Bizim memlekette böyle bir yarım aydın çevre vardır ve sayıları da hiç az değildir. Entelektüel rolü oynayarak, hem dalgaya alınırlar ve hem de entelektüelizmin anasının ırzına geçerler. Doğru düzgün adamları tenzih ederim… Kerametleri, adı solcuya çıkmış herhangi bir çevrenin, müntesibi olmaktan gelir. CTP, TDP, KSP şu, bu… Bunlar, aslında düzene değil, topluma karşı olduklarından, ömürleri boyunca yalnız kalmaya mahkûmdurlar. Yalnızdırlar da zaten… Ama bu yalnızlıklarını, kendi egolarında toplumdan ileri oldukları ve anlaşılamadıkları gibi bir vehimle kompanse ederler. Oysa "İleri" olmak, öyle sanıldığı gibi yirmi slogan ezberlemekle mümkün, değildir… Bu durum, ancak sosyopati ile izah edilebilir.

Neticede, Annan Planı'nın kabulü, bu gibilerin değil, Doğan Harman gibi gerçek entelektüellerin verdiği mücadele ile gerçekleşti! Bunlar ona da sövüp saymayı usul bildilerdi.

Bu tipler hiçbir konuda hiçbir görüşe sahip olmayıp, durumu ezberlenmiş on tane sloganla idare ettiklerinden, ezberlerini her bozana, sloganlarla saldırırlar… Eleştirilemezler! Çünkü aslında kendilerini savunamazlar… Onun için, kendileri herkese söverler ama asıl kendilerini eleştirene söverler…"Gel tartışalım" desen de fellik fellik kaçarlar… Söyleyecek lâf, beyan edilecek görüş, yaslanılacak bilgi; yok çünkü…

Bunca lâfı neyin üzerine söylüyoruz? Şunun:

Ben halâ Kıbrıs Sorunu'nunda en iyi çözümün, çözümsüzlük olduğuna inanmıyorum. Bu bakımdan toplumlararası görüşmeleri de onların sonunda ortaya yaşayabilir ve sürdürülebilir bir çözüm üretmesini de desteklerim. Uluslar arası hukuk'un içine girebilmemiz için, ya bir çözüm bulacağız; veya çözümsüzlüğün sebebinin biz olmadığımızı dünyanın da anlamasını sağlayacağız! Yoksa 1964'ten beri olduğu gibi, uluslar arası anlamda bir devleti olmayan bir halk olarak yıprana yıprana yok oluruz… Başka yolu yok… Ancak, 1992'de yazdığım ilk kitabımın temel tezlerinden biri, " anlaşma aydınlar, politikacılar, seçkinler arasında olacaksaydı; ne kadar iyiydi? Oysa yaşayabilmesi için, halklar arasında olması lâzım!" Bu da şu demektir ki her iki halkın referandumunda "evet" yanıtı çıkmadan, bir çözüm de bulunamaz, kalıcı barış da kurulamaz.

Bu gerçeği unutup, şundan bundan intikam almaya yönelik, falana feşmekâna ders vermeyi, hava basmayı, korkutmayı amaçlamış cümleler ve sözlerle dünyanın en iyi anlaşmasını önerseniz, halk tarafından reddedilir. "Kıbrıs'ta barış" da engellenir…

Son zamanlarda Kıbrıs Konusunu hiç yazmadım farkında iseniz… Çünkü, durum budur… Ve üstelik bir de her " ne yapıyorsun" diyene, cahilce sövülüp sayılmaya başlandı… "ÇÖZÜM KARŞITI"…

Uygulanır, kabul edilebilir, yaşayabilir bir çözümü aramak, çözüm taraftarlığıdır! Kesinlikle reddedileceği belli bir metnin peşine düşmek de çözüm karşıtlığıdır… Sosyopatik lâflar ve cümlelerle, Kıbrıs Türk Halkı'nın "evet"ini, "hayır" çeviriyorsunuz… Farkında mısınız?

Yazı biterken bir haber aldım: Kıbrıs'tan Sorumlu Devlet Bakanı, Tuğrul Türkeş olmuş! Daha geçenlerde "Ben de bir Kıbrıs Türkü'yüm" demişti. Doğrudur, hemşehrimizdir… Ona buna özenip, RTE'na sövenler, durun bakalım sayın Türkeş ile nasıl bir "çözüm" bulabilecekler… Kına yakın… AKP "çuvalladı…" Kıbrıs Meselesi'nin başına, Türkeş geçti… Hayırlı olsun be sör…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.